İstanbul Modern‘de 30 Mayıs’tan beri süren Andreas Gursky Retrospektif Sergisi’nin girişinde sanatçı ile ilgili şu tanıtım yazısı karşımıza çıkıyor:
“Gerçekliğin, ancak biri onu yarattığında yakalanabileceğine” inanan sanatçı, gerçekliğin belgesi gibi görünenin, aslında gerçeklik görünüşü taşıyan bir kurmacadan ibaret olduğunun altını çiziyor.”
Bunlar, haddimiz olmayarak böyle bir sanatçının yapıtlarını incelememize neden olan satırlar.
Gursky “gerçekliğin ancak biri onu yarattığında yakalanabileceği” tümcesiyle, bilinçsizce yaşanan hiçbir şeyin gerçek olamayacağını ifade ediyor. Varoluşçu bir bakışla, hepimiz zaten yaşamımızdaki -neredeyse- her şeyi bilinçsizce tekrarlıyoruz. Tekrarlarımızın yanına diğerlerinin (ötekilerin, onların) tekrarları geldiğindeyse iki boyutlu bir tekrar kümesine ulaşıyoruz ki, fotoğrafın iki boyutlu yapısı bu tahlille daha fazla anlam kazanıyor.
Bu tekrarla(n)ma süreci de beraberinde istifle(n)meyi zorunlu kılıyor. Marketteki diş macunlarını bir başkası da kendimiz de alsak, bahsettiğimiz iki boyutlu tekrar kümesi içinde yer alıyoruz ve çember kapanıyor.
Kendisinin de belirttiği üzere Gursky, “Bir yaşam ansiklopedisi oluşturmaya çalışıyor” ve her fotoğrafında -neredeyse- yaşantılarımızın alabildiğine sıradan olduğunu ve bu sıradanlığın yaşam ansiklopedisinin malzemeleri olduğunu dile getiriyor. Farklı ülkelerin borsalarının yer aldığı fotoğraflardaki benzerlikler kapitalizme getirilmiş önemli bir eleştiriyken;
konser fotoğraflarında yer alan farklı kültürden toplulukların benzer/aynı coşkuyu (!) yaşamaları globalizme getirilmiş bir eleştiri olarak okunabiliyor.
Serginin sonunda -ya da girişinde mi demeli- yer alan aşağıdaki fotoğrafsa Gursky’nin ansiklopedisinin doğa maddesine karşılık geliyor (bence). Doğa: Tekrarsız, sıradan gibi gözükse de değil. Olması gereken yerde. Ne eksik, ne fazla. Orada…








Hah! :)
Ben de Tam Atilla Aktuna nerededir acaba diye soracaklanıyordum. Gursky’nin sergisinden ben de bahsedecektim ama -sen ne anlarsın derler diye sormalarından korktum muhteşem ikilinin. İyi oldu size bulaşamazlar
;) Parmaklarınızıza sağlık…
Şum selam.
tekrar frekansı ve onlar koordinatlarını gösteren resim bütün yazıyı en net şekilde açıklıyor. atilla aktuna’nın ellerine sağlık.
Benim gibi oldu olası hayatın kaçınılmaz olan, dayatılmış tekrarının bir diğer icracısı olmayı hissetmekten korkarak yaşamış birisi için çok çarpıcı bir düşünce.
Bir diğer tekrar olmaktan duyduğum korku, Grusky’yi küçük gördüğüm zaman nazarınızda nasıl sıfatlara mazhar olacağımın korkusundan daha büyük mesela.
Öte yandan belki de “yeterince büyük bir örneğin içerisinde tekrarsız olan hiç bir şey yoktur, yeterince zaman ve yeterince örnek ile her şeyin bir tekrarına rastlarsınız” dersem biraz yırtmış olurum.
Hayatın bizi istifleyen tekrarını ortaya çıkaranlar da tekrar etmiş olmaya ya da tekrarın parçası olmaya mahkümdurlar ve bu talihsiz gerçek de evrenin tüm bileşenlerine yaptığı bir diğer küstahlıktır der ve kaçarım kendi içerisinde anlamlı gibi görünen fakat bir kaç kişiyi daha katınca sıradanlaşıp genel tekrar örüntüsünde bir piksele dönen hayatımı da alıp.
Canımı sıktınız akşam akşam Atilla Aktuna. Küsüyorum derhal.
Ben Gurksy’nin fotograflarina her baktigimda nasil bir ekipmanla cekildiklerini merak etmisimdir. Onceden mi planliyor fotograflarini, yoksa hep ekipmanlari yaninda mi tasiyor bu adam. Sergide hicbir bilgi var miydi acaba??
Gursky’nin fotoğraflarının en temel özelliklerinden biri dijital manipulasyonlara uğramış olmaları. Fotoğrafların da planlanıp çekildiğini düşünüyorum.
Şurada Gursky ve fotoğrafları ile ilgili bir makale var. (İngilizce)
Orada da okunabileceği üzere, gerektiğinde bu fotoğrafları çekmek için vinç dahi kiralanabiliyor.
3 kere gittim sergiye ama her seferinde en çok bu Ren nehri fotoğrafını sevdim!
Büyüklük içindeki yeknesaklık, durağanlık ve aynılık bana hatırlattıkları!
Çarpıcı gerçek kısaca…
Özge
Ben de şunu düşünmüştüm sergiyi gezerken “neden bu kadar BÜYÜK fotograflar ve bu kadar KÜÇÜK detaylar”
Hayat böyle geniş açı bakılıp, küçük detaylarıyla incelendiği zaman mı GÜZEL oluyor?
sergiden çıktığımda “şaşalı” diyordum.. ama daha önce güsel dediklerim gibi bir güzelliği yoktu fotografların. Bunların güzelliği daha önce görmediğim bir şeyden geliyordu.. Neyden geliyor onu da tam bilemiyorum..
arkadaşlar bana bir resim hakkında bir yazı yazarsanız sevinirim herkese slm
Gursky sergisini geçen yaz gezdim.
Sayisal marifeti ve dev boyutlarinin verdigi “görkem”den baska birsey bulamadim bu fotograflarda. Biraz da içine anlam sıkıstırılmıs.
Dijital dünya ya da kavramsal fotograflar ile hiçbir alip veremedigim yok tabii ki.
Gursky’nin eserleri bana itici geliyor. Su bir gerçek ki kendisini ve kendi gibi olanlari bu kadar meshur yapan, milyon dolarlar kazandiran bu sektörü yansitiyor bu dev boyutlardaki fotograflari. Anlatmiyor, “yansitiyor”…
Kisacasi, cok basarili birer grafik ürünü hepsi.
Fakat fotograf dünyasinda bunca ilgiyi (ve parayi) sömürecek kadar “fotograf” degil.