İran’ı sevmek için 41 neden daha

Ali Işıngör tarafından Kültür, Dünya Ülkeleri, Sanat, Tarih ile işaretlenerek gönderildi (21 October 2006)

muzik-odasi.jpg
Bir önceki yazıda adı geçen müzik odasının tavanı

(…)

42) Hoseyniye Emini (Hüseyin’e emanet): İlk hikâyemiz bu metnin yazarı olan “fakir“in sülalesine dair. Bir varmışlı bir yokmuşlu zaman kiplerinde, yazarın dedesinin büyükdedesinin dedelerinden biri, İran’ın en zengin beylerbeylerinden biriymiş. İşte o zamanlardan birinde, İran şahı Tebriz’deki yazlık sarayından Rey kentine dönerken, yolu her yanı bakımlı, köylüleri zengin mi zengin bir köyden geçmiş. Yanındaki vezire sormuş:

“Bu kimin köyüdür böyle?”

Vezir, “Beylerinizden Ahmet Han’ındır” demiş.

Neyse, bir sonraki mola yerine doğru yola koyulmuşlar. Birkaç saat kadar gittikten sonra başka bir bol çeşmeli, zengin bir köyde durmuşlar. Şah yine soracak olmuş:

“Peki, bu köy kimindir?”

Vezir çekinerek yine aynı cevabı vermiş: “Beylerinizden Ahmet Han’ındır.”

Yol boyunca hangi zengin, müreffeh köyde duracak olsalar o köyün Ahmet Han’ın (İsmini hatırlayamadığım için uydurdum-A.I.) olduğunu, biraz canı sıkılarak ama çokca da kıskançlıkla öğrenmiş İran Şahı. En sonunda dayanamayıp, patlamış:

“Kimmiş bu Ahmet Han! Götürün bakalım beni onun evine!”

Şah’ı Kazvin kentinin içinde, muhteşem bir konağa götürmüşler. Köşkte tek bir cam olmamasına rağmen, içerde yüzlerce renkli gölge dolaşıyormuş. Pencereler, eşi görülmedik bir şekilde güneşte parıldıyor, içeriye seyredeni sarhoş eden çeşitli ışık oyunlarını bırakıyormuş. Meğerse Ahmet Han, tüm konağın vitraylarını cam yerine Karagöz-Hacivat figürlerinin de yapıldığı gergedan derisinden yarı şeffaf/renklendirilmiş süslemelerle kaplamış! Bütün bir konak, tavanını süsleyen aynalarla birlikte bir masal sandığını andırıyormuş…

Şah, kendi sarayından bile güzel olan bu konağı ve sahibini çok kıskanmış… Konağa “usulünce” el koymak için Ahmet Han’a herkesin duyacağı bir şekilde seslenmiş:

- Ahmet Han, çok güzel bir saray yapmışsın! Burası “şahlara layık” bir yer olmuş!

Ahmet Han’dan ses çıkmamış.

- Ahmet Han! Sana diyorum! Bir “şaheser” olmuş burası!

Ahmet Han yine duymamazlığa gelmiş. Şah hiddetlenmiş:

- Ahmet Han! “Şahane” bir konak olmuş burası. Çok güzel!

Ahmet Han başını yerden yavaşça kaldırmış, kimsenin beklemediği bir cevabı yapıştırmış:

- Sahibi daha da güzel!

İran şahı çok hiddetlenmiş kendisini küçümser gibi konuşulmasından. Korumalarının elleri Ahmet Han’ın boynunu oracıkta almak için kılınçlarının kabzalarına uzanırken, öfkeyle haykırmış şah:

- Demek öyle seni densiz! Kimmiş sahibi bakalım buranın!

- Hazreti Hüseyin‘dir efendim!

Konağını o dakika Hz. Hüseyin’e vakfeden Ahmet Han, böylelikle hem evini hem de boynunu kurtarmış… Bugün, halkın “Hoseyniye Emini” yani “Hüseyin’e emanet” dediği bu konak, İran’ın “ulusal hazine”lerinden biri ilan edilmiş durumda. Camlaşıncaya kadar inceltilen ve renklendirilen gergedan derisiyle kaplı bu konağın eşsiz vitrayları, insana dev bir Karagöz-Hacivat sahnesinin içinde olduğunu düşündürür…

43) Peygamberiyye: Yine Kazvin’deyiz. İranlılar için çok kutsal olan Peygamberiyye Türbesi, dua etmeye gelen insanlarla dolup taşar. Asıl ilginç olan, burada bir tarikat şeyhinin değil. dört Yahudi peygamberinin gömülü olmasıdır! İsimlerinin Kuran’da da geçtiği söylenen ve İranlıların dua etmek için gittiği peygamberlerin isimleri şöyle: Selam, Solum, Elkiya ve Suhuli.

44) Pilavın hasının yapıldığı yerdir İran. İran pilavının altında yufkadan bir tabaka (tedik), içinde zereşk gibi ekşi/tatlı kuş üzümleri ve İran fıstıkları, pilava rengini veren zerdeçal, üstündeyse enfes kokusunun sebeb-i hikmeti safran vardır. Pilav tüm bu zenginliğine rağmen “kuru kuru” yenmez İran’da. Yanına kesinlikle bir başka öğün daha eşlik eder! (Hatırlattığı için Atilla Aktuna‘ya teşekkürler)

45) İran halkının yaklaşık yüzde 95′i genel sağlık sigortasının kapsamındadır. Bu da yetmezmiş gibi, sağlık hizmetleri de son derece ucuzdur. Van, Hakkari ve Ağrı gibi sınır kentlerinde yaşayanlar bu nedenle diş çektirmeye bile İran’a gider!

46) Heft Sin: İranlıların her yıl baharın ilk günü kurduğu Nevruz sofrası, son derece ilginçtir. Sofraya S harfi ile başlayan ve herbiri muhteşem bir derinlik içeren yedi sembol konur. Bunlar Sib (Elma, güzelliğin ve sağlığın simgesi), Sirke (İhtiyarlık ve sabır), Sümbül (Baharın gelişi), Sebzi (Buğday-arpa ya da mercimek sürgünü, yeniden doğumun simgesi), Sumak (ilkbahar güneşinin rengi), Sir (Sarmısak, tıbbın simgesi) ve Semenu‘dan (bir çeşit tatlı, zenginliğin simgesi) oluşur. Bunların dışında ayna (güzellik), iki uzun mum (aydınlık), balık (21 Mart ile elveda edilen balık burcunun simgesi), su dolu gümüş kasenin içine konan portakal (uzayda gezen dünya) ve iki kutsal kitap (İncil, Kur’an ya da Avesta’dan birine Firdevsi’nin Şahnamesi ya da Hafız’ın divanı eşlik eder) da bu nevruz sofrasında yerini alır. Bu sofrada kadim bir medeniyetin bilime, tıbba, astronomiye ve şiire olan tutkusunu bulabilirsiniz! (Murat Ağalday’a selam)

47) İran’da Nevruz’un sizi şaşırtan alışkanlıklarından bir diğeri de “Hacı Piruz” adındaki teatral kişiliktir. Siyaha boyalı yüzü ve baştan ayağa kırmızı kostümü ile Hacı Piruz, orkestrası ile sokakları arşınlarken çocukların da sevgilisi olur. Bu geleneğin asıl ilginç yanı, kökenini Sümer/Babil tanrılarından Tammuz‘u anma törenlerinden almasıdır. Temmuz ayının adını nereden aldığını sanıyorsunuz? :)
nevruz-yumurtalari.jpg
48) İran’da Nevruz’un en güzel adetlerinden biri, mart ayında pazarda neredeyse tüm yumurtaların boyanarak satılmasıdır. Siz hiç yumurta seçerken zorlandınız mı?

49) İran’da 4.000 yıldır kutlanılan bir diğer bayram da kışın gelişinin kutlandığı (21 Aralık) Yelda‘dır. Kökenlerini güneş tanrısı Mithra’nın doğumundan alan bu bayram, Romalıların Saturnalia ve Sol Invicta şenliklerinden de izler taşır. Dünyada Babilliler, Persler ve Romalıların kutladığı ve hâlâ kutlanılan başka bir bayram daha gösterebilir misiniz?

50) Demavend, 5671 metrelik zirvesiyle (Ağrı Dağı 5137 metre) dağcılığa kıyısından köşesinden bulaşmış hemen herkesin bir gün çıkmayı hayal ettiği zorlu bir rakiptir. (Erdem Özsoysal‘ın İran’ı sevme nedeni)

51) Furuğ Ferruhzad, Modern İran Şiiri’nin hüzünlü, gizemli, baştan aşağı dişilik içeren sesidir. Nilgün Marmara gibi o da erken gidenlerden… (Murat K. Girgin‘e teşekkürler)

52) İran’da karikatüristler, ressamlar, yazarlar, geleneksel el sanatları ustaları için sanat çarşıları vardır. Bu çarşılarda dükkân açmak çok ucuz, küçük bir köşede tezgâh açmak ise bedavadır! Bu çarşıda sanatçılara yemek çıkar, elektrik su gibi giderlerse vakıflar tarafından karşılanır. (F. Günindi’nin önerisi)

53) Mevlana Celaleddin Rumi tüm eserlerini Farsça dilinde yazmıştır. Mevlana’yı anlamak için “çeviri olan” Türkçe’den değil, asıl dili olan Farsçasından okumak gerekir. Mevlana’yı okudukça Farsça’yı, Farsça’yı okudukça Mevlana’yı seversiniz. İran’da ortaokullarda dört yıl boyunca okutulur “Mesnevi”…

54) Ali Şeriati: İran İslam Devrimi’nin fikir babalarından birisidir. İslam devrimi Humeyni’nin ellerinde onun hayal ettiğinden çok farklı noktalara evrilmiş, sonunda Humeyni’nin kanlı ajanları tarafından öldürülmüştür. “Doğu’nun Karl Marx’ı” da denen Ali Şeriati, Das Capital’dakinin aksine, son derece anlaşılır ve yüreklere işleyen lirik bir dil kullanır. Öğrencilerine “Müslüman olamıyorsanız, en azından Marksist olun” diyecek kadar açık görüşlü bir düşünce adamı olan Ali Şeriati, Sartre’a “I have no religion, but if I were to choose one, it would be that of Shariati’s” dedirtecek türden bir filozoftur. Ali Şeriati’nin bence en güzel sözlerinden biri şudur: “Zenci Bilal’in kalbinin fethi; Endülüs kıyılarının fethiyle yanyana düşünülemeyecek kadar büyüktür…” (Manhem gönderdi)

55) Orhan Pamuk’un “Benim Adım Kırmızı”da da bolca ve hayranlıkla bahsettiği Behzad’ı (1450-1535) unutmamamız gerek. O İran’ın gelmiş geçmiş en meşhur minyatür ustasıdır. (Bu madde Ertan Asan’dan)

56) Bir diğer minyatür ustası olan Reza Abbasi‘nin (1565-1635) adına kurulan müze, dünyanın en büyük minyatür ve hat koleksiyonunu barındırır. Tahran’a yolu düşen herkesin kesinlikle uğraması gereken bu müze, M. Ö. 2.000′lerden bugüne uzanan muazzam bir yerdir. Müzenin Azeri müstahdemleri Türk olduğunuzu duyduğunda size muhteşem bir ilgi gösterecektir :). Bütün müzeyi elinizde ince belli çay bardağıyla gezebilir, muhteşem minyatürlerin karşısında yere oturup, seyre dalarak keyifle çayınızı yudumlayabilirsiniz…

57) Çehelçerag (Kırk mum): İran’da sokakta yürüken karşınıza aynalardan ve küçük ampullerden oluşan küçük bir tak çıkarsa sakın şaşırmayın. O evde genç bir çocuk ya da delikanlı ölmüştür ve ailesi bu “erken ölüm” için yastadır. Rüzgârda salınan ayna ve lambalar, o gencin ışıltısını, cıvıl cıvıl neşesini sembolize eder.

58) Safevilerin Erdebil’den sonra ikinci başkenti olan Tebriz’in orta yerinde, karşılıklı duran iki çarşı vardır. Karşılıklı duran ama birbirine kavuş(a)mayan bu iki çarşıdan birinin adı Mevlana, diğerininkiyse “Şems-i Tebrizi”dir :)

59) İran’da eski pazarlarda esnaflar hâlâ abaküs (Çortke) kullanır. Üç haneli rakamların çarpma işleminin nasıl büyük bir hızla yapıldığını gördüğünüzde, şaşkınlıktan küçük dilinizi yutabilirsiniz.

60) İran “şiirin kutsal, şairin ise evliya” kabul edildiği yeryüzündeki “son edebiyat cenneti”dir. Şairler sadece günlük yaşamda değil, ölümden sonra da ayrıcalıklıdır. Mezarlıkları bile anıtsaldır! Tebriz’deki “Şairler Mezarlığı“nda ünlü şair Şahriyar’ın yanında 600 şair daha yatar! Dünyanın en duygusal, en “şairane” mezar taşları buradadır :)

61) 2004 yılı itibariyle İran’da 35 milyon kişi kütüphanelere gitti. Ülkede geçtiğimiz yıl satılan kitap sayısı ise 81 milyonu geçti.

62) Tek başına Sadık Hidayet için bile sevilir İran.

63) Dünyanın en zengin ve dokunulmamış sub-tropikal mercan resifleri Kızıldeniz’de değil, İran Körfezi’ndeki Kişm Adası’ndadır.

64) Dimdik bir yamaçta kurulmuş bir Doğu Karadeniz yaylası köyünü düşünün. Yamaç o kadar dik olsun ki, her evin bahçesi, aynı zamanda alt sıradaki evin tavanı olsun! Bu kentte sarhoşlar dengesini kaybedip düştüğünde tavandan içeri girsin ve buna kimsecikler şaşırmasın! Burası Masule’dir…

65) Hatemkâri, İran’ın el işi sanatlarının belki de en yaygın olanıdır. Ahşap üzerine metal, renkli taş ve fildişi kakma yöntemi ile üretilen hatemkâri, geometrik formların tekrarını içerir. (Nicomedian‘ın İran’ı sevme nedenlerinden biri)

66) İran’da medreselerin avlularında ve bazı eski çarşıların içinde, bakırcılarla kalaycıların arasında bir yerlerde Nogrekâriciler vardır. Nogrekâri, sabrın öğretilmesi için medrese talebelerine yaptırtılan ve küçük elli çırakların küçük bir tığ ve çekiçle bakırın üzerine noktalar atarak resim çizme ve bu resmi kalay, kömür karası, asit yedirme gibi tekniklerle renklendirme sanatına verilen isimdir. Bir büyük boy tepsinin Şahname’den ya da Gülistan’dan bir sahneyle betimlendirilmesi, bazen iki yılı bile alabilir…

ali-gapu.jpg
67) Mukarnas: Yukardaki resme bakın ve buradaki form içbükey mi yoksa dışbükey mi bulmaya çalışın :) İşte Mukarnas sanatı budur :)

68) Hayyam’dan 100, Mevlana’dan ise 250 yıl önce yaşayan Hemedanlı Baba Tahir Üryan, sokaklarda çıplak dolaştığı için ona bu isim uygun görülmüş. En kudretli sultanların bile saygı duyduğu bu dörtlük ustası, muhteşemdir: Dünyadan
yolcuyum-gidiş ta öteye; / Çin’den çok uzaktır-yöneliş ta öteye. / Bir bir sorarım rastladığım yolculara: / “Son geldi mi? Son yıldız için yol nereye?”

69) Kapı kulplarının cinsiyeti vardır Kazvin’in (Bkz: 42. madde) eski evlerinde… Tok sesli ve ağır olanlar erkekler içindir; kadınlarınki ise ince, narin bir ses çıkarır. Evdekiler böylelikle kapının sesinden gelenin cinsiyetini anlar, tatsız kazalar önlenirmiş!

70) Cennetin neye benzediğini merak ediyor musunuz? Yaşayan en büyük minyatür ustası Mahmud Farsciyan‘ın resimlerine bakın.

71) İran, Türkiye’den sonra dünya üzerinde en çok Türkçe konuşulan ülkedir. Ülke sınırları içinde yaşayan yaklaşık 10-12 milyon Azeri’nin dışında, çok sayıda Türkmen, Afşar, Kaşkay Türkü ve Özbek bulunur. (Mehmet’in önerisi)

72) İran’ın milli sporlarından Zurhane, devasa boyutlarda lobutların tavana kadar atılıp tutulduğu, vücudun esnekliğini ve dayanıklığını gösteren bir tür “tekke sporu”dur. Gazelhanları, dedesi, dervişleri, tefi ve nakkareleri ile bir spordan çok ibadeti çağrıştırır.

73) Dünyanın en güzel mavisine adını veren Firuze taşının (turkuvaz) en saf hali, Nişabur’un yakınındaki “Kan” köyünden çıkar. “Nişaburi” adı verilen bu taş, binde bir çıkar ve mavisinin derinliğinden ötürü insanın gözünü ayırmakta zorlandığı söylenir.

74) Başlangıçta göz yanması, sonraları miyopluk, katarakt ve hatta körlüğe dahi yol açan bir el sanatıdır Simkâri (Adında yanılmış olabilirim). Deliği gözle görülmeyecek kadar küçük bir iğnenin deliğinden geçirilen gümüş ipliklerle kelimenin tam anlamıyla “yorgan örülür”. Gümüş ipliğin parlaması işi daha da zorlaştırır. Bazı simkâri işlerinde bileziğin iki yanından biri daha fazla hatalıdır, muhtemelen o yorganı diken genç kız miyoplaşmaya/körleşmeye başlamıştır :(…

75) Ferideddin-i Attar: “Efsaneye göre, kuşlar, sultanları Simurg’u bulmak üzere toplanıp yola çıkarlar bir gün… / Yol uzun, yolculuk zorludur. / “Aşk Denizi”nden geçerler önce…” / “Ayrılık Vadisi”nden uçarlar. / “Hırs Ovası”nı aşıp, “Kıskançlık Gölü”ne saparlar…” / Kuşların kimi Aşk Denizi’ne dalar, kimi Ayrılık Vadisi’nde kopar sürüden… / Kimi hırslanıp düşer ovaya, kimi kıskanıp batar göle… / Yolculuk bittiğinde, Kaf Dağı’nın ardına sadece 30 kuş varabilmiştir. / Sultanları Simurg’u bulamazlar orada… / Sonunda sırrı, sözcükler çözer: / Farsça “si”, “otuz” demektir. / “murg” ise “kuş”… / “30 kuş”, anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir. / Ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur…” (Metni Ekşisözlük’ten ödünç aldım)

76) Uçsuz bucaksız uzanan fıstık ağacı bahçelerinin ülkesidir İran.

77) Mescidi İmam: Şah Abbas zamanında yapılan camiinin çinileri akıllara zarardır. Renk meraklıları eskaza kendilerini kaptırırlarsa, kubbede ve cephede her an değişen ışık oyunlarıyla renkten renge çinileri, ortaya çıkıp kaybolan desenleri seyretmekten başka bir şey yapamazlar. Müptelası olup her saat, her dakika “acep şimdi mavinin hangi tonunda karar kalmıştır çiniler?” diye dert sahibi olurlar. (Bu da Özcan Yurdalan‘dan olsun)

78) 1001 Gece Masalları’nın anavatanı, doğal sahnesidir İran.

79) Yeni bir çocuk doğduğunda, İranlılar isim için ya Şahname’ye ya da 1001 Gece Masalları’na bakar.

80) İran üniversitelerin ülkesidir. Ülke içinde 54 devlet üniversitesi, 42 tıp fakültesi (bunlar üniversitelerden ayrıdır) ve 289 özel/vakıf üniversitesi faaliyet gösteriyor. Yüksek öğretimin kalitesinin yüksek ve “ücretsiz” olması, ülkenin boktan rejimiyle birleştiğinde çok acı bir sonuca yol açmış: Beyin göçü… Uluslararası Para Fonu’nun raporuna göre, İran dünyanın en çok beyin göçü veren ülkesidir. Bir başka deyişle, her yıl ülkeden kaçan 150.000 genç…

81) Türkiye gibi “çekiştirebildiği kadar batıda, istemediği kadar doğuda” bir ülke değildir İran… Doğuludur ve bunu kabul eder. Doğulu olmaktan utanmaz, kendini olmadığı bir şeymiş gibi göstermez. Yaşadığı coğrafyayla barışık bir ülkedir İran.

82) İran’ı en güzel anlatan deyimlerden biridir “Acem mübalağası”… Deyimdeki gibidir her şey, bir şey ya çok kötüdür ya da gerçek olamayacak kadar güzel… Bir bakarsınız masalsı bir diyardır, bir bakarsınız bombok bir memlekettir İran. Bu yanıyla da Türkiye’ye çok benzer. Ama çok daha uçlarda, çok daha aşırı yaşanır her şey…

Fotoğraflar: Flickr (Horizon)

'İran’ı sevmek için 41 neden daha' yazısına 43 tane yanıt gönderilmiş

RSS ile yorumları takip edebilirsiniz.

  1. laengsel, 21 October 2006 tarihinde saat tam 03:26 iken şöyle buyurmuş:

     

    Su an atlayip gitmek, hic olmadi Iran’la ilgili daha cok sey izlemek ve okumak geldi icimden. Acaba bu konuda bize yardimci olur musunuz Sn.Isingor:))

    Ornegin bir takim pratik bilgiler kosesi acilsa? Turkiye’den guzel/kaliteli Iran turlari var mi mesela? Yoksa ancak rehber siz olunca mi ulke bu kadar guzel kalacak akillarda? Bir sure yasamak istesek mesela (6-12 ay arasi) ne tur yollar tavsiye edersiniz? Cok aydinlatici bir yazi, onlarca arkadasima fwd.ladim, tesekkurler!

    'laengsel' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (2 taneler).
  2. Ali Işıngör, 21 October 2006 tarihinde saat tam 10:50 iken şöyle buyurmuş:

    Efendim;

    "Fi Tarihi"nde düzenlemiş olduğum ve sizin de katılmış olduğunuz İran konulu dia gösterisinin bir benzerini yakında tekrar düzenleyeceğim. Eğer bu taraflara geçerseniz, sizi de beklerim.

    İran’a saygıdeğer refikam ile Nisan sonu/Mayıs başı gibi İran’a gitmek, İsfahan’ı günlerce tavaf etmek, oraları tekrar fotoğraflamak gibi bir niyetimiz var. Eğer cebinize 15-20 gün için 1000-1500 dolar koyabiliyorsanız, buyrun bize katılın derim. Muhtemelen bu paranın iyi bir kısmı da cebinizde kalır…

    İran’da biraz salaş (hatta birazdan fazla salaş) bir tarzda ama neredeyse hiç para harcamadan gezmek istiyorsanız, Özcan Yurdalan’ın bir "Sarı Otobüs"ü var. Her yıl ranzalı bir otobüs, bir düzine maceraperestten oluşan yüküyle İstanbul’dan yola çıkıp, İran-Pakistan falan artık ne varsa harmanlayıp geri dönüyor.

    Rehberlik konusuna gelince, hâşâ ben rehber falan değilim! İyi ve meraklı bir seyyahım diyelim… Önce merak eden, sonra araştıran, arkasından giden, keşfeden, ne kadar az şey bildiğini fark eden ve yine merak eden bir "seyyah" olmayı tercih ederim.

    Bu aralar memlekette "Starbattle Galactica" diye bir dizi var, orada uzay gemileri zırt pırt bir galaksiden diğerine atlıyorlar. Chicago’da yaşayan birisinin İran’da yaşamayı düşünmesi, bana bir an bu dizideki "başka bir galaksiye ışınlanma" olayını anımsattı :))…

    'Ali Işıngör' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (140 taneler).
  3. Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi, 22 October 2006 tarihinde saat tam 23:10 iken şöyle buyurmuş:

    […] İyisi mi Moleschino’dan ödünç bir hikâye ile bir geri dönüş yapalım eski göz ağrımıza… Bu alıntının yapıldığı yazının ilk kısmına buradan, ikinci kısmınaysa şuradan ulaşabilirsiniz. […]

  4. laengsel, 23 October 2006 tarihinde saat tam 03:38 iken şöyle buyurmuş:

    Sn. Isingor,

    Yanitiniz icin cok tesekkur ederim, merak ettigim temel sorularin yanitini aldim sayenizde. Galaksiler arasi yolculuklara da itirazim yok, ancak su asamada gereksiz masraf olur. Malumunuz bu gezegende olusturulmus bolgeler/ulkeler arasi ucurumlar sayesinde galaksiler arasi yolculuklara hic gerek kalmiyor. Hatta keske mumkun olsa da Chicago’da bir ziyaretimize gelseniz, elinizde de fotograf makinaniz olsa ve ben sizi farkli etnik mahalleler arasinda belediye otobusleri ve metrolarla isinlaya isinlaya dolastirsam… Hayretler icinde kalirsiniz ve etnik grup sayisina denk ulke dolasmis kadar olursunuz. Amerika’nin buyuk sehirlerinin en carpici tarafi da bu sanirim. Disariya pazarlanan homojen bir Amerika imajini yikmak icin Amerika’nin icine girmek ve dolasmak (mumkunse grayhound otobusleri ile) tek care. Tipki Iran gibi!

    Seyyah taniminizi sevdim ve mutevazi buldum. Ben de kendine seyyah demeyi tercih edenlerdenim. Yeni yazilarinizi bekliyorum. Iyi bayramlar!
     

    'laengsel' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (2 taneler).
  5. Hayal Et..., 24 October 2006 tarihinde saat tam 11:25 iken şöyle buyurmuş:

    Öncelikle herkese hayırlı bayramlar..

    sayın Ali ışıngör beklediğimiz yazınızı zevkle okuduk ve çok beğendik.

    elinize sağlık.

    sitenizin reklamını heryerde yapıyoruz :)

    sağlık dolu günler

    'Hayal Et...' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (11 taneler).
  6. Murat Ağalday, 26 October 2006 tarihinde saat tam 15:52 iken şöyle buyurmuş:

     

       Van , yüksekova derken İran tabelalarına bakıp bakıp , pasaportumu unutmam vb. bi kaç saçma neden yüzünden en azından isfahan’a ulaşmak üzere planladığım küçük gezim suya düştü:( Zira 2 günde de 7000 yılla başa çıkamayacaktım , bi yandan da iyi oldu . Belki Mayıs başı sizi yakalarım (ehehee).

       Yazınız, süreğen fars sevdalılarına iyi bir sakinleştirici olmuş , kalan 19 nedeni tamamlayıp gitmeme bahanelerini ortadan kaldırıncaya değin. Teşekkürler.

        Affınıza sığınarak ben yazıyla pek alakalı olmayan başka bir yere takıldım; Türkiye’nin doğululuğunun kabulü. İran’dan farklı olan coğrafyamız nedeni ile “batılı” olabildiğimiz kadar “doğulu ” olabileceğimizi düşünüyorum. Hülasa , ikisini de olamıyacağımızı , fakat bunlara binaen ergiyen , devinen , gelişen metis medeniyetimizin ; doğru ellerde, binlerce yıl değiştirilemeden pekiştirilebilen, paha biçilemiyen kültür kamgalarına dönüşebileceğini sanıyorum.

        İran’ı seviyorum  fakat kendi toprağımı evladım, anam babam gibi sevdiğimden olsa gerek , kıyas kabulüne şahsen yaklaşmasamda, “Ceteris paribus” kabul edeceksek eski bir çin atasözündeki gibi hukukun iki fakir arasında işlemesinden yanayım .

    saygılar.

    'Murat Ağalday' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (102 taneler).
  7. Virgilius, 29 October 2006 tarihinde saat tam 23:18 iken şöyle buyurmuş:

    İlk Bölümü kadar heyecan vericiydi, teşekkürler.

    74. madde hakkında, yanılmıyorsunuz diyeyim acizane, mezkur el sanatına Simkârî deniliyor, bu uğurda ”göz teri” dökene de Simkeş.

    101′e az kaldı! Lütfen biraz daha gayret:-)

    'Virgilius' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (4 taneler).
  8. Ali Işıngör, 30 October 2006 tarihinde saat tam 01:04 iken şöyle buyurmuş:

    Sayın Murat Ağılday;

    Şimdi bu “doğululuk/batılılık” çok karmaşık bir mevzuu, olay dallanıp budaklanıp Cemil Meriç’lere, Gaspıralı’ya, İttihat ve Terakki’ye, hatta Cem Sultan’a kadar gider; oradan da bambaşka tartışmalara yol açar…

    Aslında belki keyifli bile olabilirdi bu. :)

    Bu nedenle dallanıp budaklanmaya son derece müsait olan bu konuda, bizleri de batağa sürüklemeyecek bir tarzda kişisel görüşümü aktarayım.

    Doğuluk/batılılık çelişkisi çok ciddi bir mevzuu. Şimdi yukarda ismini saydığım/sayamadığım pek çok düşünür bu konuda cilt cilt tezler ortaya koydu. Bu tezleri/karşı tezleri altalta sıralamak bile, sanırım günlerimizi alır. Ama yine de kıvraklığına hayran olduğum ve yazıda da Türkiye için kullandığım bir tanım var: “çekiştirebildiği kadar batıda, istemediği kadar doğuda…

    Bu tanım, ne yazık ki anlı şanlı bir toplubilimcinin değil, mizahçı Metin Üstündağ‘ındır. Ve bana o çok ciddi tezlerin, ciltler dolusu kitapların anlattığını çok sihirli bir formülasyonla (şiirin ve mizahın gücü buradadır zaten) önümüze döküyor.

    Neyse, vakti zamanında “Sakallı Celal”in söylediği ünlü bir laf vardır: “Türkiye doğuya doğru giden bir gemidir, bazıları ise bu geminin güvertesinde batıya doğru koşarak batıya gittiklerini sanırlar…”

    Offff…. Derin mevzuular bunlar. Ne yaptınız şimdi böyle?

     

    Sağlıcakla/Ali

    'Ali Işıngör' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (140 taneler).
  9. Murat Ağalday, 30 October 2006 tarihinde saat tam 17:20 iken şöyle buyurmuş:

        :)

         Zaten benim ki biraz Koca Ragıp Paşa’nın “Şecaat arz ederken merdikıpti sirkatin söyler.” sözüne döndü. Ama itiraf ediyorum ;

        “Offff…. Derin mevzuular bunlar. Ne yaptınız şimdi böyle?” refleksiyonu hem oldukça gülmeme hem de acaba sorularına garkolmama neden oldu.

         Safranlı , zerdeçallı (bizdeki sahte safran)  pilavı oldukça sevebileceğimden eminim,
    fakat efendim ben şevketi bostan , iğnelik , sarmaşık. ebegömeci, kuzukulağı, enginar, deniz börülcesi, çiçek dolması, kırma zeytin, rakı roka balık ile beslenirim. Bu ve saymadığım başka etmenlere binaen nev’imin toprağıma münhasır olduğunu kastederek attıydım o nidayı. Yoksa diplomatik(2.) bir kaygım yoktu.

        Biraz da nedenbirdinamikolmuyoruzdabirdinamiğeuyuyoruzhiçmipotansiyelimizyok? peşrevi çalayım istedim.

     

       bu yersiz çıkışımı toyluğuma veriyor:) , Ali Bey böyle bir “argvmentvm infinitvm” ‘a üşenecek mi üşenmeyecek mi sorusundan kendimi alamıyorum.
    saygılar.

     

    'Murat Ağalday' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (102 taneler).
  10. Murat Ağalday, 30 October 2006 tarihinde saat tam 23:52 iken şöyle buyurmuş:

    Hoseyniye Emini (Hüseyin’e emanet): İlk hikâyemiz bu metnin yazarı olan “fakir“in sülalesine dair. Bir varmışlı bir yokmuşlu zaman kiplerinde, yazarın dedesinin büyükdedesinin dedelerinden biri, İran’ın en zengin beylerbeylerinden biriymiş”

    ???

    'Murat Ağalday' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (102 taneler).
  11. Ali Işıngör, 1 November 2006 tarihinde saat tam 01:46 iken şöyle buyurmuş:

    Sormayın :)

    Yeşil Vadi’yi paylaşamayan Tellioğulları ile Seferoğulları’nınkinden çok daha dramatik öyküler vardır bizim familyada… Anlatılan öykü de "ayniyle vaki"dir!

    Bendenizde bir familya var, Allah sizi inandırsın, Ali Işıngör’ün dıdısının dıdısının öyküsü bile birkaç tane Moleschino’yu doldurur… Kazvin’de anne tarafının bir aile mezarlığı ile karşılaştım, ben size diyeyim Zincirlikuyu, siz bana deyin Mecidiyeköy kadar!

    Bir tane yetmez, birkaç tane 70′liğe birden danışmak gerekebilir bir ara bunların öyküsünü yazmak için :)

    'Ali Işıngör' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (140 taneler).
  12. Atilla Aktuna, 1 November 2006 tarihinde saat tam 10:56 iken şöyle buyurmuş:

    Bir tane yetmez, birkaç tane 70′liğe birden danışmak gerekebilir bir ara bunların öyküsünü yazmak için :)

     Ne zaman başvuruyoruz?

    :)

     

    'Atilla Aktuna' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (37 taneler).
  13. Ali Işıngör, 3 November 2006 tarihinde saat tam 14:55 iken şöyle buyurmuş:

    En kısa zamanda… :)

     

    'Ali Işıngör' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (140 taneler).
  14. metin-thePoor, 4 November 2006 tarihinde saat tam 17:04 iken şöyle buyurmuş:

    En kısa zaman gerçekten en kısa zaman olsun ama! Lütfen!

    'metin-thePoor' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (14 taneler).
  15. pamir, 10 November 2006 tarihinde saat tam 15:58 iken şöyle buyurmuş:

    iranı anlatmak için görmek gerek .aslında sebeb çok da buna anlatılanlara birde inansalar.

  16. baratrion, 15 November 2006 tarihinde saat tam 01:00 iken şöyle buyurmuş:

    Buradaki (İzmir) arkadaşlardan İran’a giden bir arkadaşın izlenimleri de şurada:

    http://yetkinksk.blogspot.com/

    'baratrion' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (7 taneler).
  17. Meral, 28 November 2006 tarihinde saat tam 10:34 iken şöyle buyurmuş:

    Daryush Shayegan eksik kalmış listede ki bence pek önemli :)

  18. Hooman, 28 November 2006 tarihinde saat tam 23:40 iken şöyle buyurmuş:

    siz neden su ucuz fars tuzaklarina dusuyorsunuz ya adamlar turkleri maskara ediyor burda siz irani sevmek icin neden ariyorsunuz

    'Hooman' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (8 taneler).
  19. Hayal et..., 3 December 2006 tarihinde saat tam 11:16 iken şöyle buyurmuş:

    Ordaki türkler zülüm altınadır…
    cok komik bir cümle…
    bi kere ordaki azeri vatandaşlar azınlık olarak bile sayılmıyor.
    iranın bir numaralı adamı dini lider HAMENEY i nin azeri kökenli oldugunu biliyormuydunuz???!!!
    sanırım bu kafidir!
    bazıları nedense sürekli türklerin iranda zorluk altında olduklarını kabul ettirmek istiyor!!
    sanırım buda ABD cilerin iranı bölme çabalarıdır..
    bilindigi gibi yuzyıllardır irandaki fars,türk,kürt ve oteki azınlıklar barış içinde yaşıyorlar..
    ama son zamanlarda bu barısı yaralamak istiyen ortadan kaldırmak istiyen ülkesini satan insanlar var!!
    bu iran için gecerli değil Türkiyede de bole cabalar içinde olan insanlar var!!
    bunlar vatanını satan insanlardır..
    vatanını satan insan namusunu serefini satandır demek ve o insandan her zaman korkacaksın!

    Barış dolu bir dünya için…saygılar…

    'Hayal et...' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (11 taneler).
  20. Selim HAYRAN, 23 December 2006 tarihinde saat tam 11:00 iken şöyle buyurmuş:

    Azerbaycan Türklerine yapılan baskıı ve zulüm, Osmanlıyı arkadan vuran Şah İsmailin cenlerinden sızanlara kadar dayanır. Duygusal ve duygularını kontrol edemeyen bu insanlar İslam için hiç bir zaman örnek olamamışlardır. Siyasi ilk fitnenin 14 asırlık besleyicisi ve bekçisidirler.

    'Selim HAYRAN' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (2 taneler).
  21. ersan, 24 December 2006 tarihinde saat tam 00:27 iken şöyle buyurmuş:

    yahu bir insan kendi ülkesinde sadece kötü şeylere odaklanıp yaşarsa
    iranıda sever abd’yide sever israili de…

    neden irandan nefret etmemiz için 41 neden yazmıyorsunuz.
    Ben başlayayım
    1- İran’da idam cezası var.(Allahın verdiği canı nasıl alabilirler )
    2- İran’da insanlar özgür değiller. (İran dışına çıktıklarında anlıyorsunuz)
    belki Türkiye de kısıtlamalı kadınların kılık kıyafetini.
    3- İranlı öğrenciler neden avrupada amerikada okuyorlar! belkide üniversiteleri çok iyidir de ondan(!).
    4- Haa birde pkk yı unutmamak gerekir(hani 34.000 insanımızı öldüren pkk) , İran çok güzel eğitim veriyor birde gelişmiş silah ohhh ne güzel ondan sonra ver elini Türkiye.
    1993 yılında 33 silahsız askeri kurşuna dizen insanları eğiten ülke.
    ne güzel yaa sevin siz İranı, bırakın bırakın bizde ülkemizi sevelim
    bari benim ülkeme laf atmayın sizde İranın reklamını yapıyorsanız
    yapın
    5- bana dokunmayan yılan bin yaşasın demeyen İran, kurtuluş savaşında nerdeydi neden Pakistandan yaşlı nineler bileziklerini gönderirken onlar seyrettiler…
    daha fazla yazarcak zamanım yok umarım biraz daha dikkatli düşünürsünüz…

    'ersan' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (2 taneler).
  22. Hooman, 24 December 2006 tarihinde saat tam 01:14 iken şöyle buyurmuş:

    size irani sevmemeniz icin 1001 neden yazardim ama vakit yetmez…
    79 neden kismen yalandir soyleki en cok kullanilinan isimler arapca isimlerdir
    77 neden mescidi imami yapan sah abbas turktur
    71 neden ulkede 30 million azeri turku 7 million kurt 3 million beluch 1 million arap yasar ki bu halklar farslar tarafindan ezilmekteler,kendi dillerinde yazma ve okuma imkani olmadiklari yanisira her firsatta fikralara konu olup maskara olurlar ve ikinci sinif vatandas sinifiyla bikilir ozelleikle turkler ve araplar,hameneyi konusunuda stalin konusu gibi adam gurcuydu ama gurculere yapdigi iyi bisey duydunuz mi hic siz ? devrim sirasinda turk bolgelirin lideri turk olan sheriatmadariydi ke homeyni tarafindan katl edildi
    62 neden sadik hidayet devrimden sonra ulkeden kacti ve fransada intahar etti
    61 neden tamamiyle yalan olandir
    60 neden tebriz turk sehri ve shehriyar da turk sairi dir
    45 neden sigortalar hic bi ise yaramadigi ve ozellikle iscilerin ayliklarindan buyuk bi kisminin sigortaya gittigi
    pan fars lar turklerden araplardan nefret eder, turkler 1945 yilinda kende devletini olusturunca abd le anlasip tebrize saldirdiktan sonra 10 000 kisiyi katledip 5000 kisiyi surgune yolladigini ve buda guney azerbaijan milli oyanis herekatinin sitesi: www.gamoh.org ahmedinejadin tebrize geldiginde bozkurt isaretleriyle karsilandigini bilyormusunuz. buda tebriz deki son direnisin videolari http://www.youtube.com/watch?v=1YFJmh-Zl4Q

    sorunuz varsa yahooda unfol2sken idsiyle ve msnde himmler6@hotmail iletisime girebilirsiniz daha fazla bilgi icin

    'Hooman' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (8 taneler).
  23. Ali Işıngör, 24 December 2006 tarihinde saat tam 01:48 iken şöyle buyurmuş:

    Sayın Hooman;

    Siz demin “Ben zülmün içinde yaşıyorum” deyip Amsterdam’dan bize yorum gönderen zat-ı muhteremsiniz yanılmıyorsam… :)

    Güldüğüme bakmayın, yazdıklarınıza dair genel bir tebessüm yerleşiyor yüzümde. Okuduğunuzu anlayamamanız bir yana, Şah Abbas’ı dahi Türk yapmanız (ki bunu bir “temenni” olarak alıyorum. Keşke bütün dünya Türk olsa!:) , Binbir Gece Masalları’ndaki masal kahramanı Şehriyar’ı Türk şairi ilan etmeniz -ki bu benim favorimdi-, açıkcası yüzüme hiç istemediğim bu tebessümün yerleşmesine yol açıyor.

    Güldüğüme bakmayın lütfen, asla sizinle alay ettiğim falan yok. Sizin o engin entelektüel birikiminiz ile “didişemeyecek” kadar zavallı bir blog yazarıyım ben…

    Mümkünse o 1001 nefret nedeninizi yazınız lütfen… Bir gönül adamı olduğunuz, o “Altıncı Himmler” minvalli MSN nickinizden anlaşılıyor zaten. Tüm Moleschino ekibi sizi keyifle okuyacağız.

    'Ali Işıngör' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (140 taneler).
  24. Hooman, 25 December 2006 tarihinde saat tam 17:58 iken şöyle buyurmuş:

    hehehe ali senin ne kadar biligili biri oldugun zaten belli binbirgece masalarindaki sehriyarinan tebrizdeki sairlerin makberesinde bulunan ve turk sairi olan sehriyarinan ne alakasi var ya :))
    ya bu kadar da mi biligi sahibi olmadan fikir sahibi olunur mu yaaa orda git hisbisey bilmiyorsan hic olmasa netde shahriyar diye arasaydin evet mohamad amin bohjat tahalusu shehriar
    sen benim amestardam da kinshaza da yasadigimi dusun sayin ali hazretleri hehehe
    bide sen benim nicki analize edicegene burdaki yalanlirini duzelt evvel masal kahramani shehriyar mis =))

    'Hooman' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (8 taneler).
  25. Ali Işıngör, 25 December 2006 tarihinde saat tam 18:23 iken şöyle buyurmuş:

    Sayın Hooman;

    “mohamad amin bohjat tahalusu shehriar” dediğiniz adamın adı Seyyid Muhammed Hüseyin Behçet Tebrizi’dir. Önce doğrusunu öğren!

    Arkasından “Bu adam Azeridir,!” diye kim olduğunu bilmeden kükrüyorsun… Hadi onu da anlatayım :)

    Şahriyar müstear adını kullanan bu Azeri şair, İran İslam Devrimi’nin (hani var ya senin de nefret ettiğin :) edebiyat alanındaki en önemli destekçisidir. İran İslam Cumhuriyeti arkadaşın ölüm yıldönümünü “Ulusal Şiir Günü” olarak kutlayarak minnet borcunu öder.

    Meraklısı, http://en.wikipedia.org/wiki/Mohammad_Hossein_Shahriar adresinden bakar.

    'Ali Işıngör' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (140 taneler).
  26. indianropetrick, 29 December 2006 tarihinde saat tam 13:26 iken şöyle buyurmuş:

    iran’a gidemesem bile yepyeni 82 şey öğrendim ki bu yeni yılın son iş gününde oldukça iç açıcı oldu. hatta ben de 83. maddeyi eklemek isterim izninizle.

    Günümüz İran Tipografisi

    mutlu yıllar.

    'indianropetrick' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (2 taneler).
  27. · iran’ı sevmek için 82 neden, 29 December 2006 tarihinde saat tam 15:42 iken şöyle buyurmuş:

    […] bir moleskine blogu vesilesiyle tanıştığım 41 neden daha‘da moleschino listelenmiş. sonra bakmışlar 41 nedenden daha fazlası var bir 41 neden daha eklemişler. eğer böyle yazacaklarsa bence bir 41 daha eklesinler, doymazsak sonra tekrar ekleriz:) […]

  28. Hayal et..., 1 January 2007 tarihinde saat tam 11:32 iken şöyle buyurmuş:

    öncelikle herkese iyi bayramlar ve mutlu yıllar dilerim..
    “hooman” in verdigi gomah.com sitesinin farsca bolumune gittimde dikkatimi ceken bisey oldu..
    sayfanın sağ tarafında “amerikan sesinin azerbaycan hizmeti” yazıyor…
    bir daha bu tür ülkenin bölünmesini istiyen bu sözde “azeri” vatandasların ne oldukları ispat edildi..
    bence bunlara izin vermemeliyiz yoksa kürtler gibi yaş kuru azeri vatandaşlarında adı cıkar!
    böyle insanları ayırmak cok kolay ..cok okumak ve arastırmak…
    vatanını seven herkese saglıklı gunler dilerim…
    saygılar…

    'Hayal et...' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (11 taneler).
  29. özbur demirhan, 2 January 2007 tarihinde saat tam 20:40 iken şöyle buyurmuş:

    istanbul unıversıtesı fars dılı ve edebıyatı bolumu ogrencısıyım ıllakı fars dılı okucam demıyodum tabıkı ama tercıh ettık bısekılde ve iran kulturu hakkında bılmedgım bıcok seyı ogrendım sayenızde okudukca fars diılı ve edebıyatı okudugum ıcın mutlu oldum en kısa zamanda iran a gıdıp o kulturu yasamak ıstıyorumm

  30. İran’ı sevmek için 41 neden daha, Mehmet Yaşar KAYTAN, 22 January 2007 tarihinde saat tam 13:54 iken şöyle buyurmuş:

    […] Kaynak : http://www.moleschino.org/2006/10/21/irani-sevmek-icin-41-neden-daha/Š […]

  31. kapıkomşu, 9 February 2007 tarihinde saat tam 02:44 iken şöyle buyurmuş:

    İranı sevmek için o kadar çok neden var ki! Kimsenin pek bilmemesine ve belkide ilgilenmemesine rağmen antropolojik ve etnografik açıdan önemli bir zenginlige sahip İran:Orta Doğudaki klasik göçebe hayatının katışıksız son temsilcilerini bu ülkenin kuzeyinden güneyine kadar her yöresinde görebilirsiniz. Güneyde afganistana yakın Beluciler, Şiraz çevresinde Kaşgailer (Türk), daha üste doğru Hamse (3ü Türk 5 kabile), Bahtiyari, Lori, Lekiler ve Kürt aşiretleri Türkmenistan sınırında Türkmenler (Daha çok Yomut ve Teke türkmenleri), Tebriz, Kazvin kırsalından başlayarak kuzeyde Azerbaycan sınırına dek uzananan Şahsevenler (Türk) ve bunlar haricinde daha küçük konfederasyonlardan oluşan birçoğu Türk kökenli göçebe gruplar. İran halı sanatının göçebe kolunu oluşturan bu toplulukların çoğu ile Türkiye Türkçesi ile anlaşmanız mümkün, ayrıca bu kadar güzel el sanatları üretmeleri ayrı bir gurur veriyor bana. Bizi tahminimizden çok daha fazla bir ilgi ile takip ediyorlar. Ayrıca Şahseven aşiretler konfederasyonu Yavuz Selim dönemindeki Kızalbaş kıyımından kaçan Anadolu türkmen kökenli insanlar ama zamanla şiileşmişler. Bu arada özellikle kuzey İranda bazı Kürt ve Türk gruplar içinde geleneksel Kızılbaş-Alevi inançlılar mevcut. Bizdeki gibi cem denilen bağlama/saz icrasına dayanan (oradaki adı tanbur) müzikli- semalı ayinler düzenleniyor. Kendilerine Ehl-i Hak, Yaresan, Gurani gibi isimler verilen bu gruplar Türkiyedeki Alevi hareketini de mümkün olduğunca yakından takip etmeye çalışıyor. Diğer sufizm akımları da oldukça yaygın. Sanat, resim müzik ve şiir halkın büyük bölümü tarafından benimsenip bu tür eylemlerin sufizm ile organik bir bağı olduğuna inanılıyor. Geleneksel iran müzigi bize hiç uzak nağmaler içermez, tanbur(bizdeki saz), tar, ney, balaban, zurna, setar, zarb, def, ud, kanun, santur en çok kullanılan müzik aletleri. Aynı bizdeki gibi İranda da Ermeni Yahudi, ve Süryaniler yaşamakta bizden farklı olarak ise Zerdüşti-Ateşgede ve Bahailer mevcut. Biz onlara, onlar bize bu kadar benzerken, bu kadar filozof ve sanatkar ruhlu bir halk kapı komşumuz iken ben onları nasıl ve hangi sebepten sevmeyeyim?
    Herkese sevgiler

  32. Murat Ağalday, 10 March 2007 tarihinde saat tam 20:06 iken şöyle buyurmuş:

    Türk Dil Kurumu ve İran İslam Cumhuriyeti Kültür Müsteşarlığı iş birliği ile düzenlenen “Türk ve İran Edebiyatları Etkileşimi ve Şehriyar” adlı toplantı 19 ~ 20 Şubat 2007 tarihlerinde TDK’nın Atatürk Bulvarı Nu.: 217 Kavaklıdere / Ankara adresindeki Konferans Salonunda gerçekleştirilecek. Şehriyar meraklılarına iletelim, hem yorum sayısını ebced hesabından çıkaralım. :)

    'Murat Ağalday' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (102 taneler).
  33. gokmavi, 26 April 2007 tarihinde saat tam 10:56 iken şöyle buyurmuş:

    48 ile ilgili bir not:
    hristiyan aleminin paskalyasi ile olan benzerlik ilginc. herhalde her ikisinin temeli de pagan inanclarina dayaniyor.

  34. albino, 1 May 2007 tarihinde saat tam 11:55 iken şöyle buyurmuş:

    41 sebep disinda soz edildiyse affoluna ama asla goz ardi edilemeyecek bir seyi daha var iranin: o bas dondurucu kokulu çayı!! yudumlarken bazen ureticilerin isim yapmak icin icine parfum ekledigini dusunmeden edemiyorum.

    'albino' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (2 taneler).
  35. albino, 1 May 2007 tarihinde saat tam 16:04 iken şöyle buyurmuş:

    bir de iran halıları var tabi. iran dendiğinde ilk akla gelenlerden. chelo kebabi da unutmayalim. bahcelerdeki havuzlarda yetisen kocaman turuncu baliklar da var… saymakla bitmez ki!!

    'albino' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (2 taneler).
  36. asal, 28 May 2007 tarihinde saat tam 14:06 iken şöyle buyurmuş:

    merhaba
    guzel yaziniz icin bir iranli olarak cok tesekkur ederim.yazinizi uzerinden bir yil gectikten sonra okudum ama bana cok iyi geldi .iran hakkinda bisey bilmeyen insanlar yazinizi okursa iranlilarin 300 filmindeki yaratiklara benzemedigini ogrenir en azindan.yorumlaarin hepsini okudum ve bolucu insanlarin yazilari bana cok gulunc geldi.ben tebrizde dogmusum ama tahranda yasiyorum.bir azeri kokenli olarak ,bir genc kiz olarak ve bir universite ogrencisi olarak hic de tahranda zorluk yasamiyorum.yasadigim zorluklar kadin,azeri yada ogrenci oldugum icin degil.bu zorluklari zaten butun iran halki ister fars olsun ister azeri olsun yada baska bir etnik guruptan olsun,herkes yasiyor.zengin bir azinlik disinda herkes.evet benim basim zorunlu olarak ortulu ve annemin genclik resimlerindeki avrupa kizlarina benzer haline degil daha cok ortadogulu birine benziyorum bu giyim tarziyle.ama bu benim okumami engellemiyor ve calismami da engellemiyor.evet azeri fikralari iranda cok anlatiliyor ama iranda bulunan onlarca etnik gurup icin de fikralar var ve bir ayile toplantisinda bile anlatila bilen ve mustehcen olmayan fikralarin hepsi azeriler icin yapilan fikralardir.universite arkadaslarimin arasinda irandaki bir cok sehirden ve irkdan insanlar var ve hep birbirimizin fikralarini anlatip sakalasiriz.
    pan turk ler , pan fars lar, naziler, bu tur insanlar butun dunyada her zaman olmusdur ve olacak.dunya haritasindaki o hic sevmedigim sinir hatlarini azaltmak degil cogaltmaya calisan insanlar(insan kelimesini kullandigim icin butun insanliktan ozur dilerim!!).ama hic kimse sevgiyi sinirlayamaz.mevlanayi sinir tanimadan tum dunyanin sevdigi gibi .benim turkiyeyi sevmek icin 1001 neden saya bildigim gibi.

    'asal' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (9 taneler).
  37. FeU, 12 June 2007 tarihinde saat tam 13:05 iken şöyle buyurmuş:

    Özellikle İran’da dokunan çok renkli, kalın kumaşa ne ad verilir?

    bu sorunun cevabını bilen biri varsa ve bana da bilgi verirse sevinirim

  38. cyrus, 18 June 2007 tarihinde saat tam 20:25 iken şöyle buyurmuş:

    cok tesekkur ederim bu yazi icin

    bir kac delil de benden size arman olsun’

    iran babek e hurremdin in ulke si dir

    iran buyuk cyrus in ulke si dir

    cyrus 2500 yil once ilk kez donya da insan haklarina gore bir mensur yazde

    iran bijan in ulke si dir ( dunya nin en pahali erkek takim elbise markasi )

    'cyrus' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (2 taneler).
  39. Hakan, 9 December 2007 tarihinde saat tam 05:29 iken şöyle buyurmuş:

    Avrupada dogmus ve yasayan bir Turkum, ve Irani, kulturunu, tarihini, muzigini ve diger zenginliklerini cok ama cok seviyorum. Tesekkurler cok guzel seyler yazmissiniz. Irkci kibirli ve soven Turkleri de nefretle kiniyorum.

    'Hakan' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (2 taneler).
  40. Avesta, 26 April 2008 tarihinde saat tam 03:12 iken şöyle buyurmuş:

    Ali Hocam (diyebilirim)…
    Propaganda asrında, bir insanın aklına “komşu ülkemi tanımam iyi olur” fikri gelirse, günümüzdeki görmekte olduğumuz herşeyi kulaktan duyan-öğrenen ve yanlış bilgiler üzerinden dünyayı analiz eden insanlarından çok farklı olduğu belli… Türkiye’de yaşayan Zerdüştlü bir İranlıyım ve Türkçem çok iyi olmadığı için özür dilerim… :) İlk önce Zerdüşt hakkında birşeyi belirtmek istiyorum. Zerdüşt İran’da doğan ama sadece İran değil, o zamandaki birçok medeniyetin tanrı, akıl, insanlık ve düşünceye inanmalarının başlangıcıydı ve dünyanın ilk ten tanrıcı dini olarak kabullenmiş ve ben bizi ATEŞPEREST (Ateşe tapan) dedikleri zaman çok şaşırıyorum çünkü Zerdüşt’te Ateş ve Ahura (Tanrı) iki ayrı kavramı kapsarlar… Gellert, 20 May 2007 tarihinde saat tam 11:50 iken şöyle buyurmuş:

    “Ama bu İranın modern ve demokratik olduğu anlamına gelmez. Bence demokratik,medeni devlet dediğimde,bu İsveçtir,finlandiyadır,ingilteredir,almanyadır,ABD dir.”

    Ben değerli Gellert’e birşey soracağım; demokrasi sizce nedirki? Amerika’da varolan, güzel gözüken herşey iyimi sizce? pek iyi biz modern değiliz… Modern olmak ne demek? Mallarımızı satmak için kızların çıplak fotoğraflarını duvara asmak mı? “demokrasi” 11 Eylül’de 4000 zavallı insanın ölümünü bahane bulup binlerce kilometri geçmek, yıllarca Ortadoğu’daki milyonlarca insanın kanını içmek mi? Yoksa demokrasi binlerce nükleer silah üretmek, bunu açıkça da söylemek, birçok ülkenin de ürettiğini ve hafifleşmiş şeklinde kullandığını bile bile, İranın yakasını tutmak mı? Pek iyi bir düşünün bakalım, İran yani size göre “modern olmayan” (ben bunu “geride kalan” anlıyorum) da Fransa, İngiltere ve bir çok “modern” ülke gibi sanayileşme zamanınd Afrika ve güney Amerika’daki insanların elinden ekmeğini alsaydı zengin olmayacaktı mı? Bak hala oralarda Fransızca, İngilizce, İspanyolca gibi diller konuşulur…Türkiye de İngiltere gibi İran’da Şah’i kullanarak, halkı aldatarak, oradaki yaşayan insanların petrolunu içseydi şimdi “modern” olmayacatı mı? Bunları bırakalım, sizce İran’a karşı amerika desteğiyle Irak tarafından başlatılan 8 yıllık savaş olmasaydı nasıl? Amerika İran’da Musaadeq rejimine karşı çıkmasaydı nasıl?

    Amerika sanayileşme devriminde insanları siyah ve beyaz diye iki gruba ayırıp, bazıları siyahdır diye ücüz işçi kullanamasaydı nasıl? Bu kadar hızlı ilerlemesi mümkünmüydü? Amerika’ya giden Avrupalılar Kızılderelileri öldürmediler mi?

    Birde değerli Ersan söylemiş ki:
    “1- İran’da idam cezası var.(Allahın verdiği canı nasıl alabilirler )”

    Türkiye polisi, Türkiye İran sınırında bir İranlı yada Türkü Heroin taşıdığı için yakaladığ zaman, hepiniz İran’a küfürler veriyorsunuz… “Bu ne rezalet” diye beğırıyorsunuz… ama acaba bizim İran’da Afganistan’dan kaçak olarak getirilen uyuşturuculara karşı savaşan askerlerimizin şehit düştüklerini biliyormusun? Sence İran’dan Batı Avrupasına kadar milyonlarca gencin hayatının yanmasını sebep olan insanla ne yapmamız gerekir? Yada 4 yaşındaki bir kıza taciz eden şerefsiz birini nasıl cazalandıracağız? Allahın verdiği canı, başkalarına taciz amacıyla kullanıyorsa, bence hiç kullanamazsa daha iyi…. Bir milletin hangi gerekçelerle devrimi oluşturduklarını yok sayıyorsun, Amerika ve İngiltere gibi birçok ülkenin İran halkına nasıl zaralar verdiklerini unutuyorsun; Şah ailesinin nasıl İran’ı yabancılara sattıklarını unutuyorsun, Binlerce gencin 8 yıllık savaşta 33 ülkeye karşı durduklarını bilmiyorsun, bizim 30 sene ambargolarla yaşadığımızı yok sayıyorsun…Bu milletin nasıl şerefle yaşamak istediklerini önemsemiyorsun ama…. ama kendine göre yüzeysel bir bakışla Türkiye’ye türist olarak bir azınlık olan grubun giyidikleri kiyafetle İran’ı anlatmaya çalışıyorsun… İran’da 70000000′dan fazla insan yaşıyor… Bu insanlar 30 senede bir devrim, bir savaş ve bir yalnızlığı yaşamış… ama yinede canlı…Yoluna devam etmekte ve kardeşlerini unutmamış… Tarihe dönüp kurtuluş savaşından duyduğun şeyleri kanıt olarak getiriyorsun ama canım İran-Irak savaşından çok fazla zaman geçmemiş… Hiçbir ülke bize yardım etmedi ve birçok ülke İran’ın kötü durumda olmasını kullanarak, depolarında kalan malları satarak zenginleştiler… Ama yinede biz herkesin arkadaşıyız… Bu halk kendi başına gelen belası yetmiyor, Filistin, Lübnan, Venezuela ve birçok yerde olan haksızlıklara karşı çıkıyor ama sen nasıl? Amerika mı Avrupe Rüyası mı… Sahil kenarında şezlonda oturup portakal suyu içmek… değil mi? biraz insan olalım bu dünyada miliyonlarca nefes alan yaşıyor…Konu İran değil… Konu biziz… Bize geride kalan, üçüncü dünya ve her istedikleri şeyi diyorlar, halbuki çektiğimiz her zorluğun sebebi kendilerini daha üstte sayan BATILILAR!!! Kendine gel ey İRAN ey TÜRKİYE!! Bu APTALCA Fars, Türk, Azeri, Kürt meselesini bırak da dünyanın sana yaptıklarına bak! Binlerce yıl beraber yaşadık… Farklı diller, Farklı dinler… Şimdi günde onlarca kardeşimiz ölüyor, Irak’ta, Filistin’de… Bizi tarihe geri göndererek, Ermeni soykırımını, Holokastı hatılatarak bugünkü gerçekleri görmemelerimizi istiyorlar… Yine de biz aptallar gibi bir İnternet sayfasında bile anlaşamıyoruz… Ben Türküm, Ben Farsım, Turan, Iran, Kurdistan kavgasını çıkartıyoruz… Yeter yaw!!

    'Avesta' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (3 taneler).
  41. Avesta, 26 April 2008 tarihinde saat tam 17:34 iken şöyle buyurmuş:

    Bir de arkadaşım, Hooman… senin yazdıklarını hem bu sayfada hem o başka iran hakkında sayfasında okudum… Orada cevap vermek istedim ama sözlerin o kadar sebepsiz ve anlamsız ki….
    Canım bir bak, bu sayfada yazanlar hepsi Türk ama hepsi önce insan olduklarını anlamışlar ve insanları farklı gruplara ayırmıyorlar… Burada insanlığın kokusu var… Bir bak Reza Şah (kendisi İran kuzeyinden olduğu halde, Gilaki) İran’ı Farslaştırmak istedi ne oldu? Hitler dünyayı Aryalaştırmak istedi, ne oldu? Artık Türkler de bunu anlamış ve okumuş olan, kafasını çalıştıran bir Türk, artık ırkçılıktan konuşmuyor, benim atam kurt demez… söyleyenler de zaten ülkeyi nereye götürdükleri belli… Ama yine de sen istediğini yap… Tabriz’den başla Japonya’ya kadar git bakalım… Birde o sırada Şirazı da unutma, Delhi’yi de kesin Turanılaştır… Sen ırkınla yaşa bizde insanlığımızla anlaşıyoruz… Sen İran’da rahat rahat Türkçe konuşanları bakma, “Voice Of America”dan yolunu öğrenen sitelere bak… İran savaştan çıkmış, gerginlikle uğraşan bir ülke…. zaten düşmanları çok… Milli eğitimin bütün dillerde (Farsça, Türkçe, Kürtçe, Arapça) sağlanmasını istiyorsan, birşey söyleyemem çünkü bu senin politikadan ne kadar anlayabildiğini gösterir… Sende İran’ı İsviçre’yle karşılaştırıp herkesin kendi dilinde eğitim alabilmeli diyenlerdensen seni düşüncelerinle yalnız bırakıyorum… İslamcı hükümetin biz “ASIL FARSLA” ne yaptığını bilmeyip ve ona Panfars diyorsan gerçekten …. Bilemiyorum… Yaşasın İRAN, Yaşasın Türkiye, Yaşasın özgür Amerikasız Ortadoğu… Yaşasın Doğu Modernizimi, Yaşasın İnsanlık….

    'Avesta' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (3 taneler).
  42. A. Murat Eren, 26 April 2008 tarihinde saat tam 19:04 iken şöyle buyurmuş:

    Kıymetli Avesta,

    Ben Türküm, Ben Farsım, Turan, Iran, Kurdistan kavgasını çıkartıyoruz… Yeter yaw!!

    Ne güzel söylemişsin. Fakat insanların kendilerini sadece ırkları ile tanımlamayı tercih edecek kadar aciz ve cahil duruma düşmelerinde o kadar çok şeyin etkisi var ki aklı başında bir kaç kişi ne kadar “yeter artık!” derse desin, şu anki durum pek de değişmeyecek gibi görünüyor yakın gelecekte.

    Yaşasın Doğu Modernizimi, Yaşasın İnsanlık….

    Yaşasın hakikaten.

    Selamlar.

    'A. Murat Eren' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (146 taneler).
  43. Avesta, 1 May 2008 tarihinde saat tam 12:02 iken şöyle buyurmuş:

    Hocam A.Murat Eren,
    Doğru söylüyorsunuz… Ama biz düşüncelerimiz için herzaman azınlık ve baskı altında kalanlar olarak, hissettklerimizi hissettirmeye çalışırız… Gerisi, umdumuz insanlığa…
    Yorumunuz için çok teşekkür ediyorum…. Türkçemde hata varsa kusura bakmayın…

    'Avesta' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (3 taneler).

Bir yorum bırakın, görüşlerinizi herkes öğrensin