Moleschino Özel: “Bir Iraklı Sniper’ın Hayatı”

Ali Işıngör tarafından Dünya Ülkeleri, Hayat, Politika ile işaretlenerek gönderildi (9 Ocak 2006)


Son bir yılının sekiz ayını Irak’ta, Felluce-Ramadi-Bağdat’ta geçiren bir İtalyan meslektaşımlaydım geçen gün. Onunla en son, 2003 yılının Nisan’ında Silopi‘de karşılaşmıştık. O da herkes gibi Irak’a bir şekilde geçmenin yollarını arıyordu…

Silopi’de daha fazla bekleyemeyeceğini anlayınca, dünyanın en çılgın işlerinden birini yapmış. Aynı gün içinde Silopi’den arabayla Diyarbakır’a, Diyarbakır’dan uçakla İstanbul’a, İstanbul’dan Milano’ya, Milano’dan Roma’ya, Roma’dan da Tel Aviv’e uçmuş.

Arkadaşım, “25 saat sonra Tel Aviv’e vardığımda, Nusaybin’den aldığım poğaça parkamın cebinde hâlâ tazeydi” diyor.

Arkadaşımın asıl macerası bundan sonra başlıyor. Telaviv’den Amman’a olan tüm uçuşlar durdurulduğu için geriye tek bir çare kalmıştır, bir arabayla Amman’a (Ürdün), oradan da Irak’a geçmek! Bağdat’ın düştüğü gün (9 Nisan 2002), Ürdün sınırını geçerek Irak’a girer…

Her neyse, Irak’tan yanında 50 kaset dolusu çekim ile dönen bu meslektaşım, önümüzdeki günlerde dünyayı sarsacak bir belgeselin montajına başlayacak. Amerikalıların Felluce’de nasıl kimyasal silah kullandıklarını ispatlayan belgeseli anımsayanlar, eminim bunu da çok ilginç bulacaklar. Belgesel, Felluce-Ramadi ve Bağdat’ta Amerikan askerlerini vuran bir Iraklı keskin nişancının (sniper) hayatına ilişkin…

Irak’a dair konuşulmayan, Amerikan ordusunun basına duyurduğu saldırılar arasında hiçbir zaman yer almayan ve kaç askerin hayatına mal olduğu bilinmeyen bir “ölüm şekli” bu… Iraklı direnişçiler, keskin nişancı ateşiyle bugüne dek 1.000′i aşkın Amerikalı askerini öldürdüklerini söylüyorlar.

İtalyan gazeteci arkadaşım, birbirinden habersiz çalışan direniş hücreleri nedeniyle, bu rakamın çok daha yüksek olabileceği kanısında. Sünni üçgeninde görev yapan birliklerin hatırı sayılır bir kısmının Salvador’dan gelen lejyonerler ve özel güvenlik şirketlerinin paralı askerlerinden oluşması nedeniyle, bu kayıplar Amerikan ordusunun resmi istatistiklerine de eklenmiyormuş…

Peki, nereden çıktı bu keskin nişancılar? Bu sorunun son derece ilginç bir cevabı var:

Sekiz yıl süren İran-Irak Savaşı ve arkasından gelen I. Körfez Harekâtı deneyimlerinden ötürü, Saddam Hüseyin ülkesinde milli bir savunma sanayiinin kurulmasına büyük bir önem vermiş. Irak, “bir zamanlar” sahip olduğu çok gelişmiş füze ve kimyasal silah endüstrilerinin yanı sıra, eski Sovyetler Birliği ve doğu bloğu ülkelerinden çeşitli silah ve mühimmatın üretim teknolojisini edinmiş. Bu silahlardan biri de, dünyanın en iyi suikast tüfeği olan “Dragunov“.

Dünyada sadece Rusya, Romanya ve Çin’de üretilen Dragunov’lar, 1990′lardan itibaren Irak’ta da üretilmeye başlandı. Üstüne üstlük, bu tüfekler Yugoslav mühendislerin yardımıyla daha da geliştirilerek “Kadisiye”; ve standart Kalaşnikof mermisi ile nokta atışı yapabilen “Tebük” modelleri üretilmişti.

Asıl hikâye de burada başlıyor. Amerikalılar Bağdat’ı ele geçirir geçirmez, teslim olan askeri birliklerden “binlerce” suikast tüfeğini toplar ve onları imha eder. 10 Nisan günü çekilen yukardaki fotoğrafta bu imha işlemi açıkça görülüyor.

Ancak savaşı “video oyunları” ile karıştıran ve Saddam’ın meydandaki heykellerinin yıkılmasıyla ekranda “game over” yazdığını sanan Amerikalıların unuttuğu bir şey vardır: “Bu silahları kimler üretiyordu ve şimdi neredeydiler?”

Gazeteci arkadaşımın anlatımına göre, bu soru Amerikalıların aklına işgalin ancak 45. gününde gelir. Bağdat Müzesi yağmalanırken petrol bakanlığını koruyan Amerikalılar, pek çok “diğer ayrıntı” gibi Dragunov tüfeklerini üreten fabrikayı kontrol etmeyi de akıllarına getirmez! Akılları başlarına geldiğindeyse, direnişçiler her gün birkaç askeri “indirmeye” başlamış, fabrikaysa işçileriyle birlikte “ortadan” kaybolmuştur!

Şaka değil, tezgâhları ve işçileri ile koskoca bir fabrika “kayıplara karışmış” durumda!

Bugün Irak’ta direnişçilerin elinde sayısız Dragunov tüfeği olduğu biliniyor. Gazeteci arkadaşımın anlatımına göre, artık günde 3-4 Amerikan askerinin bu tüfeklerden çıkan ve nerden geldiği asla bulunamayan mermilerle can vermesi, “vakayı adiye”den sayılıyor olmuş.

Bu arada geçtiğimiz günlerde Hürriyet gazetesinin Moskova muhabirinin geçtiği bir “küçük haber“, dikkatli gözlerden kaçmadı:

Irak’ta, Rus mermisiyle Abrams avı

Amerikalı askeri uzmanlar, 28 Ağustos’ta vurularak safdışı kalan ve üzerinde küçük parmağın sığamayacağı büyüklükte bir delikten başka birşey bulunmayan 69 ton ağırlığındaki teknoloji harikası Abrams tankını vuran silahın ne olduğunu bir türlü çözemedi. Amerikalı uzmanlar, esrarı çözmeye çalışırken, tankın, Rus yapımı, tüfekten atılan özel bir mermiyle avlandığı ortaya çıktı.

Rusya’nın Sibirya bölgesinde otomatik ve dürbünlü silahlar için mermi üreten Barnaul fabrikası, dünyada eşi benzeri olmayan zırh delen mermi üretti. Kalaşnikof marka otomatik silah ile Dragunov marka dürbünlü sniper tüfeğinden atılabilen özel mermi 5.45 ve 7.62 çapında üretiliyor ve 7N22 ve 7N23 tipinde iki ayrı model olarak piyasaya sürülüyor.

İki alaşımlı çekirdekten oluşan zırh delen mermide, karbon doyumu yüksek, Rus standardına göre U12A türü çelik kullanılıyor. Rus buluşu yeni zırh delen merminin ucu da tam sivri değil. Tepesinde 0.8 mm çapında düz satıh bulunuyor. Rusya’da yapılan ilk denemede özel mermi 16 mm kalınlığındaki çelik levhayı tereyağı gibi delip geçmişti.

(…)

Haber, “Davut ile Goliath” efsanesini anımsatıyor. Efsaneye göre Hz. Davut, acımasız dev Goliath’ı yerde bulduğu bir kürek kemiği parçası ile öldürür. Zayıfın güçlüye karşı olan zaferinin öyküdür aslında anlatılan…

Bir yanda tanesi 18-20 milyon dolarlık teknoloji harikası M1A2 Abrams tankı; diğer yandaysa tanesi muhtemelen “birkaç” dolara mal olan Dragunov mermisi… Ve işin acıklı tarafı, bu merminin titanyum/seramik alaşımlı kompozit M1A2 zırhını bir “tereyağı misali” deliyor olması. Abrams’ın zırhının gücünü, bilmeyenler için anlaşılır bir matematiksel ifadeyle anlatalım: “24 inçlik RHA” ya da bir başka deyişle “60 santim kalınlığında bir çelik levha”!

Irak, yakın bir gelecekte, Amerika’nın yeni Vietnam’ı olabilir mi?

Ben bunun cevabını veremem. Merak edenler, bu videoyu izleyebilir.

Not 1: Gazeteci arkadaşımın adını, kendi isteği üzerine, belgesel yayına hazır hale gelinceye kadar vermeyeceğim. Bittiğinde, belgeselden bazı videoları buradan ya da Burkina Fasa Fiso üzerinden yayınlamaya çalışacağım. Bunun için söz vermiyorum, çünkü benim izlediğim görüntüler, son derece sarsıcıydı. Hiç yayınlamamayı da tercih edebilirim…

Not 2: Yazı içinde yer alan 67 MB’lık Real Media görüntüsü bağlantısı, Iraklı direnişçilerin kendi çektikleri ve propaganda amaçlı bir videoya aittir. Video, Iraklı direnişçilere yakın bir blog sitesi olan “Free Iraq“tan alınmıştır. Fotoğraflarsa Dragunov.net kaynaklıdır.
.

Bir yorum bırakın, görüşlerinizi herkes öğrensin