Bu günlerde tarihlere pek uyamıyorum. Bir çok şeyi yetiştirmeye çalıştığımdan sanırım. Bende, tarihlere uyamıyorum, yıl sonu da geldi, bari takvimler ve tarihler üzerine yazayım dedim… (Okumaya Devam Et)
When the sweet Poison of the Treacherous Grape
Had acted on the world a general rape;
Drowning our Reason and our souls
In such deep seas of large o’erflowing bowls,
…
When foggy Ale, leaving up mighty trains
Of muddy vapours, had besieg’g our Brains,
Then Heaven in Pity…
First sent among us this All-healing Berry,
…
Coffee arrives, that grave and wholesome Liquor,
That heals the stomach, makes the genius quicker,
Relieves the memory, reviesvs the sad,
And cheers the Spirits, without making mad…
Meali şudur ki, (Okumaya Devam Et)

Tam 11 gün önce, bana çok uzaktan, Meksika Chiapas’tan bir mektup geldi :). Özetle söylemek gerekirse, Zapatista hareketi (EZLN) isim değiştiriyor ve tüm dünyadan Zapatistalar hakkında yazı yazmış “çeşitli bloggerları”, yeni bir mücadelenin parçası olmaya davet ediyorlar. Bu kampanyanın henüz kesinleşmemiş adı “Zapatistas InterGalactica”. Subcomandante Marcos yine bol bol internetten, futboldan, edebiyattan, Meksikalı yerli halklardan, felsefeden ve “rüyaların hızı”ndan* bahsedecek :). (Okumaya Devam Et)

Bryan Berg, 1992 yılında iskambil kartlarından yapılan en yüksek evi inşa edip, Guinness Rekorlar Kitabı‘na girdiğinde 17 yaşındaymış. 2004′te ise, kitaba “İskambil kartlarından yapılan dünyanın en geniş yapısı” adlı bir kategori eklenmesine neden olmuş. (Okumaya Devam Et)
1842′de Paris’te doğan Stéphane Mallarme; Edgar Allen Poe ile Charles Baudelaire’in mirasçısı, modern Avrupa şiirinin atası kabul edilir. Mallarme’nin şiiri, Fransız romantik dönem tablolarının sanki kelimelerle yeniden tasviri gibidir… (Okumaya Devam Et)
Birinci Bölüm - Bir kartalın hayatını kurtarmak
Uykutulumumu kaldırıma serdim. Birazdan hayatımda ilk kez sokakta uyuyor olacağım. Selanik’te tren istasyonunun önündeki kaldırımdayım. Neyse ki yalnız değilim. Avrupa’nın dört bir yanından İstanbul’a gitmiş şimdi de evlerine dönmeye çabalayan 10-15 “interrailcı” var yanımda. Onlarla İstanbul’dan kalkan Yunanistan treninde tanıştım. Hepbirlikte, Selanik’ten Atina’ya giden, gece 12 trenini kaçırdık. Sabahı beklemek zorundayız. İstasyonu da kapattıkları için çareyi kaldırıma kamp kurmakta bulduk. (Okumaya Devam Et)
Küçükten alıştık biz yukarı bakmaya. Belki baba, belki anne, abla, abi, dayı, hala…Özgün olmak elimizde değildi sanki. Etrafımızda uçuşan seçenekler arasından seçimler yaparak oluşturuyorduk kendimizi. Gözümüze kestirdiğimiz huyları zıplayarak kapıyorduk havadan, oyun oynar gibi. (Okumaya Devam Et)
Moleschino kurallar manzumesine göre etkinlik göstermeyen listeden çıkıyormuş. Ben de biraz nafile turlarına başlayan elektronik ve kâğıt belgeleri karşılaştıracağım başeserimin tamamlanmasını beklemeden kuyuya ufak bir taş atayım dedim. (Okumaya Devam Et)
