Yine bir karakol baskını, yeni şehit haberleri. “Şemdinli’de karakola saldırı: 15 şehit“. Her yerde protestolar, teröre lanet insancıkları. Neyse ki Genelkurmay Başkanlığı’ndan gelen açıklama yüreklerimize su serpiyor: “PKK başarısız oldu“. (Okumaya Devam Et)
Söze başlamadan önce Türkiye’nin armasını koyayım şuraya da, yazının devamını okurken aklınızın bir kenarında hep bu arma dursun: (Okumaya Devam Et)
Aidiyet, toplumsal kimlik ve milliyetçiliğin farklı türevleriyle ilgili kavram ve anlam kargaşası sebebiyle birbirimizi anlayamamız devam ediyor. Moleschino da bu iletişimsizlikten nasibini alırken konu yine tarihe geliyor, yine milliyetçiliğe geliyor. Merak ediyorum, ortalama (?) bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı tarihini ne kadar biliyor? Bu bilgileri nereden edinmiş? Devlet okullarında verilen tarih eğitiminin ne kadar ‘bilimsel’ ve ‘pozitif’ olduğu hepimizin malumu. Tabii haklı sebepleri var bütün bu çarpıtmaların. Ulus devlet kuruluyor, devrimler yapılıyor, herşeyin mübah olduğu Cumhuriyet Dönemi bitemiyor bir türlü. Çünkü biz bir türlü kurulamıyoruz. Bu yüzden de kendimizi kanımızla, ırkımızla, şanlı tarihimizle, düşmanlara olan üstünlüğümüzle tanımlamanın ötesine gidemiyoruz. Neden dünyanın merkezinde Türkiye’nin ve Türkler’in olduğu saplantısı bu derece iliklerimize işlemiş? Nasıl olup da sağduyu, muhakeme gibi becerilerden yoksun bırakılmışız ve ‘teröre lanet’ adı altında ’savaşa evet’ mitinglerine bu kadar hazırız? (Okumaya Devam Et)

Pek çoğumuz farenin bilimsel deneyler için kullanıldığını biliriz. Fakat manyak bilim adamlarının eline düşen tek hayvan sevimsiz fare değil malesef. Daha önce meyve sineğinin bilim alemindeki renkli kişiliğinden bahsetmiştim. En az fare ve meyve sineği kadar popüler diğer model organizmalar arasında sıçan, toprak solucanı, kurbağa, zebrabalığı, denizkestanesi, tavuk gibi hayvanlar var (bitkilere ve tek hücrelilere hiç girmiyorum bile). (Okumaya Devam Et)
Geçen yıl son beş yıldır kredi kartı şirketinden gelmesi gereken hediye çeklerinin hiçbirinin ulaşmadığını farkettiğimde telefonu elime alıp veryansın etmiştim. Meğer bu aklı evveller faturalandırma adresi ile hediye çeki vs. adreslerini farklı kayıtlarda tutarlarmış da biri güncellenirken öteki kalmış… (Okumaya Devam Et)
1 Ocak 1929 sabahı uyandıklarında gazetelerinin “düvel-i-muazzama”nın harfleriyle basıldığını gören memleketlim neler hissetmişti acep? Farkı vurgulamak isteyen Başbakan İsmet Paşa; “Kabul edilen harfler Fransız harfleri değildir. Türk harfleri, Türk alfabesidir” diyordu. (Okumaya Devam Et)
Her Moleskine’in bir (ya da birkaç) yaprağına uzun uzun not düşülmesi gerektiğine inandığım bir olay bu: Ruanda Soykırımı. Bu yüzden aslında kendi blogum için yazmış olduğum bu yazıyı, Moleschino’da da yayınlamaya karar verdim. (Okumaya Devam Et)

Bir önceki yazıda adı geçen müzik odasının tavanı (Okumaya Devam Et)
