Önnot: Bu yazı kişisel blogumla eş zamanlı yayınlanmak üzere Moleschino’ya uyarlanmıştır. (Okumaya Devam Et)
Yine bir karakol baskını, yeni şehit haberleri. “Şemdinli’de karakola saldırı: 15 şehit“. Her yerde protestolar, teröre lanet insancıkları. Neyse ki Genelkurmay Başkanlığı’ndan gelen açıklama yüreklerimize su serpiyor: “PKK başarısız oldu“. (Okumaya Devam Et)

Öykü bu ya, dünyayı kurtarmak isteyen kadın (Dükik) ve Göhramon, evrim kuramının onyıllardır dünyada ve Türkiye’de çeşitli beyin yıkama yöntemleri ile “çürütüldüğüne” halkın inandırılmaya çalışılmasından (ve dahi bunun ciddi bir başarıya ulaşmakta olmasından) sıkılmış, kendi üzerine düşeni yapmak için gönüllü olarak bir araya gelmiş bir grup bilimsel araştırmacıdan iki tanesidirler. İlk iş olarak evrim kuramını sade ve keyifli bir dille anlatan İngilizce bir websitesini Türkçe’ye çevirmeye karar vermişler, bu iş için haftasonlarını, boşvakitlerini ayırmakta, harıl harıl çalışmaktadırlar. Bu sırada bilimin hastalıklara çareler bulduğunu, bunu yaparken evrim kuramından faydalandığını, evrim kuramı olmadan yaşambilimde hiçbir şeyin anlam ifade etmediği durumunu görmezden gelenler, çalışmalarına harıl harıl devam etmektedirler. Okullarda bilimsel süsü verilmiş belgesellerin izletilmesi, yalanlarla dolu kitapların çocuklara bedava verilmesi durumları seneler önce olduğu gibi hala gerçekleşmektedir. Günlerden bir gün, yine benzeri bir etkinliğin, şehirlerden bir şehirde valilik izni ile gerçekleştiğini duyan Dükik, derin düşüncelere dalar. Karşı karşıya olunanın, üç beş akademisyenin bir araya gelip, dirsek çürütüp, kafa yorup, eğlenmek yerine çeviri yapmaları ile üstesinden gelinemeyecek bir güç olduğu ortadadır. Peki ama, akıntıya karşı kürek çekmek ise bu, neden kürek çekmeye devam etmektedir? Neden uğraşmaktadır, neden güneşli bir pazar öğleden sonrasını Mississippi kenarında çimlerde güneşlenip güzel bir roman okuyarak geçirmek yerine, odasına kapanıp sırtını kamburlatarak çeviri yapmakla geçirmektedir? Düşünceler kafasını çatlatıverecek gibi olunca, sevgili arkadaşı Göhramon’a bir mektup yazmaya karar verir. (Okumaya Devam Et)
Size “kanserin kesin tedavisi bulundu, fakat ilaç şirketlerinin ticari kaygılarına takıldı, üzgünüm” desem ne derdiniz? Birisi bana gelip bunu deseydi ne derdim bilemiyorum. Zira New Scientist isimli popüler bilim dergisinin 20-26 Ocak 2007 tarihli sayısını okuduktan ve ardından yaptığım araştırmadan sonra ne diyeceğimi bilemedim. (Okumaya Devam Et)
Ne yazık ki insanların kullandığı hiç bir iletişim protokolünde karşıdakine söylenen herhangi bir şeyin karşı tarafta söyleyenin gerçekten söylemeye çalıştığı şey olarak algılanıp algılanmadığına dair etkili bir kontrol ve doğrulama mekanizması yok. En yoğun kullanılan iletişim protokolü olan dilin, düşünceleri tam anlamı ile ifade edecek kapasiteden yoksun olduğuna, anlatılmak istenenleri anlatıcının beynindeki forma tam tamına uygun şekilde aktarmak için ziyadesiyle sonlu bileşenlere sahip olan bir araç olduğuna inanıyorum. (Okumaya Devam Et)
Makrofaj’lar kanda sürekli bulunan ve bağışıklık sistemi içerisinde önemli bir role sahip olan hücreler olup, kanda normalde bulunmaması gereken her şeye tepki veren, onları fagositoz ile sindiren savunma devriyeleri, karmaşık bir sistemin mütevazı çalışanlarıdırlar. (Okumaya Devam Et)
"Sayıların duygusal değerleri" başlıklı yazıyı okuduktan sonra farklı fikirler birbiri ardına aklıma geldi. Yazının anafikrini "bir insan olarak" tümü ile desteklediğimi söylemem gerekir. Şiddetin ölçüsünün olmayacağını savunuyor olsam da özellikle yazının son bölümündeki "sayısal duygular" vurgusu, son günlerde ilgilendiğim bir konu olarak, beni pek de bilimsel olmayan farklı bir yorum yapmaya itti. (Okumaya Devam Et)

