Kendimi bildim bileli okurum demek gibi bir iddialı bir başlangıç yapmak istemesem de, kendimi bildim bileli okuduğum bir gerçek. Evimizde babamın ve amcamın politik görüşlerine uygun olarak bir sürü kitap vardı –ne şans? Kitapların yanında ansiklopediler, dergiler… Bunlar vitrinde dururdu. Okunan kitabın herhangi bir özel yeri olmadığı için annem ortada bırakılmış olan kitabı gelişigüzel kaldırırdı. (Lisenin ilk yıllarında evdeki tüm kitapları sınıflandırdığımı ve sırtlarına etiketler yapıştırdığımı hatırlıyorum.) Babam okurdu, kardeşim okurdu, annem okumazdı, amcam Almanya’dan Türkiye’ye tatil için gelirdi ve bizim onu sıkboğaz etmediğimiz zamanlarda okurdu –sabah uyandığımda yatakta kitap okurken bulurdum onu çoğu kez. Kitap okunan bir aileydi benimki. (Okumaya Devam Et)
Aidiyet, toplumsal kimlik ve milliyetçiliğin farklı türevleriyle ilgili kavram ve anlam kargaşası sebebiyle birbirimizi anlayamamız devam ediyor. Moleschino da bu iletişimsizlikten nasibini alırken konu yine tarihe geliyor, yine milliyetçiliğe geliyor. Merak ediyorum, ortalama (?) bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı tarihini ne kadar biliyor? Bu bilgileri nereden edinmiş? Devlet okullarında verilen tarih eğitiminin ne kadar ‘bilimsel’ ve ‘pozitif’ olduğu hepimizin malumu. Tabii haklı sebepleri var bütün bu çarpıtmaların. Ulus devlet kuruluyor, devrimler yapılıyor, herşeyin mübah olduğu Cumhuriyet Dönemi bitemiyor bir türlü. Çünkü biz bir türlü kurulamıyoruz. Bu yüzden de kendimizi kanımızla, ırkımızla, şanlı tarihimizle, düşmanlara olan üstünlüğümüzle tanımlamanın ötesine gidemiyoruz. Neden dünyanın merkezinde Türkiye’nin ve Türkler’in olduğu saplantısı bu derece iliklerimize işlemiş? Nasıl olup da sağduyu, muhakeme gibi becerilerden yoksun bırakılmışız ve ‘teröre lanet’ adı altında ’savaşa evet’ mitinglerine bu kadar hazırız? (Okumaya Devam Et)
İnceleyeceğimiz kitap, Muallim Abdülbaki tarafından hazırlanan, 1927-1931 yılları arasında Türkiye’de 3., 4. ve 5. sınıflara okutulan din dersleri kitabıdır. Kitabın sunuş bölümünde, Cumhuriyet dönemi din dersi kitaplarında şu talimatın yer aldığı belirtilmektedir: “Yalnız tarihi hakikatler söylenecek, mucizelerden ve harikulade menkıbelerden bahis olunmayacaktır.” Oysa aynı dönem yazılmış olan Güneş- Dil Teorisi, Türk Resmi Tarih Tezi ve ders kitaplarının tarihi ve bilimsel hakikatlere bağlı kaldığını söylemek zordur. Bunlara ek olarak, zorunlu din eğitiminin laiklik ilkesine aykırı olduğu, ancak okullarda din dersi okutulduğuna göre bu kitabın okutulmasının gerektiği söylenmektedir. Kitap, açıkça vatanseverlik ve milliyetçilik duygularını harekete geçirmek ve yerleştirmek için, tam da bahsettiği bilimsel hakikatleri göz ardı ederek dini manipüle etmekte ve araç olarak kullanmaktadır. (Okumaya Devam Et)
Geçen yıl son beş yıldır kredi kartı şirketinden gelmesi gereken hediye çeklerinin hiçbirinin ulaşmadığını farkettiğimde telefonu elime alıp veryansın etmiştim. Meğer bu aklı evveller faturalandırma adresi ile hediye çeki vs. adreslerini farklı kayıtlarda tutarlarmış da biri güncellenirken öteki kalmış… (Okumaya Devam Et)
Herhalde kitaplarını ödünç alıp getirmeyenlere lanetler yazacak, ya da kitapları için “ex libris”ler tasarlayacak kadar kitaplara düşkün her insanın, kitap ayraçlarıyla da arasında farklı bir sevgi bağı bulunmaktadır. Kimileri sırf keyiften kullanır ayraçları, kimileri sayfaların kıvrılmasından, iz olmasından takıntı derecesinde hazzetmez. Aslında ayraçların ilk ortaya çıkışları da bu sebeple olmuştur sanırım. Yani, eski zamanlarda, üç beş kopyası bulunan elyazması kitapları okuyanların, kaldıkları yeri hatırlayabilmek için sayfa kenarı kıvırma tekniğini kullandıklarını hayal dahi edemiyorum. İşte bu yüzden matbaadan önce kitap ayracını “icad etmiş” insanoğlu. (Okumaya Devam Et)
Edgar Allan Poe’nun tüm öykülerini severim. Hatta İngilizcesinden okuyamadığım için hiç hayıflanmadım. Çünkü hem Türkçe’de hem de Fransızca’da iki büyük ustanın çevirisi ile okuma şansım oldu (Okumaya Devam Et)
Bu sitenin okuyucularına, hayatınızın belli bir aşamasında muhtemelen hırsızlık yapmayı düşünmüşsünüzdür desem, “sen de kimsin?”, “Moleschino’da ne işin var terbiyesiz adam” gibi tepkiler almam işten bile olmazdı. Peki, hiç bir başkasından aldığınız kitabı ver(e)mediğiniz oldu mu diye sorsam? (Okumaya Devam Et)
Moleschino kurallar manzumesine göre etkinlik göstermeyen listeden çıkıyormuş. Ben de biraz nafile turlarına başlayan elektronik ve kâğıt belgeleri karşılaştıracağım başeserimin tamamlanmasını beklemeden kuyuya ufak bir taş atayım dedim. (Okumaya Devam Et)

