"İlkel" zamanlarda bir silaha sahip olmak yaşamın devamı için bir gereklilikti. Vahşi hayvanlara karşı kendilerini korumak için en ilkel silahlar "zorunlu olarak" üretilmiş oldu. Daha sonra, çağlar ilerledikçe insanoğlu elindeki silaha daha çok ısınmaya başladı. Onu kullanmada ustalaştı. (Okumaya Devam Et)

“Biyoteknoloji” 21. yüzyılın en popüler kelimelerinden biri haline geldi. Yediğimiz meyvelerden yeni geliştirilen tıbbi uygulamalara, hatta çevre kirliliğine alternatif çareler geliştirmeye kadar hayatımızın çeşitli alanlarına yayıldı. Fakat “biyoteknoloji” beraberinde başka bir kelimeyi de ister istemez sürükledi ve onun en az kendisi kadar popüler olmasına sebep oldu: ETİK. Yiyeceklerimizin genleriyle oynansın mı oynanmasın mı? İnsan kopyalansın mı kopyalanmasın mı? Embriyolardan elde edilen kök hücreler kullanılsın mı kullanılmasın mı? Özellikle geçtiğimiz yıllarda ABD’nin ve Avrupa Birliği’nin gündeminden pek düşmeyen kök hücreler ve bu konu etrafında dönen tartışmalar ülkemizde de oldukça ilgi görüyor. Fakat son zamanlarda en az bu konu kadar çok tartışılan “ısmarlama bebekler” diğer bir adıyla “bebek tasarımı” yukarıda sıralanan -cevabını vermenin pek de kolay olmadığı- sorulara bir yenisini ekliyor: “Henüz doğmamış bir bebeğin özelliklerini belirleme, genlerini önceden seçme hakkına sahip miyiz, değil miyiz?” (Okumaya Devam Et)
Daha önceki iki bölümde Yaban hayatı rehabilitasyonun ne olduğundan ve Yunanistan’ın Aegina adasındaki bir rehabilitasyon merkezi olan EKPAZ’da yapılan çalışmalardan bahsetmiştim. İşte sizlere üçüncü ve son bölüm: (Okumaya Devam Et)

Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu’nun erkek, kadın, çocuk ve yaşlılarından selamlar. Bizim sözlerimiz, okyanusu aşabilmek için bulut oldu ki, sizlerin kalplerindeki dünyalara ulaşabilsin. (Okumaya Devam Et)

Fikri mülkiyet savaşlarında cephelerden birini de “ilaçlar” cephesi oluşturuyor. Yazılım ve bitkiler için olduğu gibi, ilaçlar için de kıran kırana bir patent çıkarma, “veri ayrıcalığı” kapma savaşı sürüyor. (Okumaya Devam Et)
