Türkiye’nin en köklü popüler bilim yayını Bilim ve Teknik, 1967 yılından bugüne yayınlanıyor. Ne var ki, Tübitak’ta uzun dönemdir devam eden siyasileşme söylemlerinin devamında gündeme atılan iddialar ve haberler, 469. sayısının dergi tarihindeki en çok konuşulan sayılardan biri olacağını düşündürüyor. (Okumaya Devam Et)
Önnot: Bu yazı kişisel blogumla eş zamanlı yayınlanmak üzere Moleschino’ya uyarlanmıştır. (Okumaya Devam Et)

Öykü bu ya, dünyayı kurtarmak isteyen kadın (Dükik) ve Göhramon, evrim kuramının onyıllardır dünyada ve Türkiye’de çeşitli beyin yıkama yöntemleri ile “çürütüldüğüne” halkın inandırılmaya çalışılmasından (ve dahi bunun ciddi bir başarıya ulaşmakta olmasından) sıkılmış, kendi üzerine düşeni yapmak için gönüllü olarak bir araya gelmiş bir grup bilimsel araştırmacıdan iki tanesidirler. İlk iş olarak evrim kuramını sade ve keyifli bir dille anlatan İngilizce bir websitesini Türkçe’ye çevirmeye karar vermişler, bu iş için haftasonlarını, boşvakitlerini ayırmakta, harıl harıl çalışmaktadırlar. Bu sırada bilimin hastalıklara çareler bulduğunu, bunu yaparken evrim kuramından faydalandığını, evrim kuramı olmadan yaşambilimde hiçbir şeyin anlam ifade etmediği durumunu görmezden gelenler, çalışmalarına harıl harıl devam etmektedirler. Okullarda bilimsel süsü verilmiş belgesellerin izletilmesi, yalanlarla dolu kitapların çocuklara bedava verilmesi durumları seneler önce olduğu gibi hala gerçekleşmektedir. Günlerden bir gün, yine benzeri bir etkinliğin, şehirlerden bir şehirde valilik izni ile gerçekleştiğini duyan Dükik, derin düşüncelere dalar. Karşı karşıya olunanın, üç beş akademisyenin bir araya gelip, dirsek çürütüp, kafa yorup, eğlenmek yerine çeviri yapmaları ile üstesinden gelinemeyecek bir güç olduğu ortadadır. Peki ama, akıntıya karşı kürek çekmek ise bu, neden kürek çekmeye devam etmektedir? Neden uğraşmaktadır, neden güneşli bir pazar öğleden sonrasını Mississippi kenarında çimlerde güneşlenip güzel bir roman okuyarak geçirmek yerine, odasına kapanıp sırtını kamburlatarak çeviri yapmakla geçirmektedir? Düşünceler kafasını çatlatıverecek gibi olunca, sevgili arkadaşı Göhramon’a bir mektup yazmaya karar verir. (Okumaya Devam Et)

Pek çoğumuz farenin bilimsel deneyler için kullanıldığını biliriz. Fakat manyak bilim adamlarının eline düşen tek hayvan sevimsiz fare değil malesef. Daha önce meyve sineğinin bilim alemindeki renkli kişiliğinden bahsetmiştim. En az fare ve meyve sineği kadar popüler diğer model organizmalar arasında sıçan, toprak solucanı, kurbağa, zebrabalığı, denizkestanesi, tavuk gibi hayvanlar var (bitkilere ve tek hücrelilere hiç girmiyorum bile). (Okumaya Devam Et)
Size “kanserin kesin tedavisi bulundu, fakat ilaç şirketlerinin ticari kaygılarına takıldı, üzgünüm” desem ne derdiniz? Birisi bana gelip bunu deseydi ne derdim bilemiyorum. Zira New Scientist isimli popüler bilim dergisinin 20-26 Ocak 2007 tarihli sayısını okuduktan ve ardından yaptığım araştırmadan sonra ne diyeceğimi bilemedim. (Okumaya Devam Et)

Yunan Mitolojisi’nden pek anlayan bir insan değilim. Fakat yukarıdaki resimde gördüğünüz kafatasını bulan bir grup Eski Yunanlı’nın, bu kafatasının “tek gözlü bir dev”e ait olduğu yönünde hikayeler uydurmuş olmaları bana çok mantıklı geliyor. Hangimiz olsak (her taşın altından bir mitin, her olayın ardında yatan bir tanrının olduğu o dönemlerde) bu kafatasının sahibinin bir dev olduğuna, üstelik de alnının ortasında bir tek gözü olduğuna yeminler ederdik. Anlattığımız hikaye kulaktan kulağa yayılır, tek gözlü dev Kiklop (Tepegöz/Cyclops) da bu şekilde doğmuş olurdu. (Okumaya Devam Et)
“Trevor Samsa, bunaltıcı rüyalardan uyandığı bir sabah, sol elinin sağ eline isyan edip “kendi kafasına” göre takılmaya karar verdiğini farketti. Doktorlar, tedavi için birkaç gün önce geçirdiği “callostomy” ameliyatının “yabancı el sendromu*”na yol açabileceği konusunda onu uyarmışlardı. Ameliyat öncesi ağır epilepsi hastası olan Trevor doğrusu, sol elinin kendisini boğmaya çalışacak kadar yabancılaşağını düşünmemişti. Evet, bunaltıcı rüyalar sandığı şey aslında gerçekti: gece sol eli, kendi sol eli, Trevor’u boğmaya yeltenmişti!” (Okumaya Devam Et)
4.5×10397 ve 9.3×10567 sayıları size ne ifade ediyor bilmiyorum, ancak birkaç karşılaştırma yapmak gerekirse; fizikçilerin hesapları görünür evrendeki proton sayısının 1090 olduğuna işaret ediyor, bir googol (google değil) 10100 olarak tanımlanıyor ve satranç oyununda oluşabilecek pozisyonların sayısının 1043 ve 1050 arasında olduğu tahmin ediliyor. İlk bahsettiğimiz iki sayı da karşılaştırılan sayılardan çok daha büyük. (Okumaya Devam Et)
