Tübitak’ta Darwin’in Sansürlenmesinin Düşündürdükleri

Koray Löker tarafından Bilim, Hayat, Politika, Türkiye ile işaretlenerek gönderildi (12 Mart 2009)

Türkiye’nin en köklü popüler bilim yayını Bilim ve Teknik, 1967 yılından bugüne yayınlanıyor. Ne var ki, Tübitak’ta uzun dönemdir devam eden siyasileşme söylemlerinin devamında gündeme atılan iddialar ve haberler, 469. sayısının dergi tarihindeki en çok konuşulan sayılardan biri olacağını düşündürüyor.

Bilim ve Teknik iki ayrı kapak, kaynak Radikal gazetesi

Bilim ve Teknik iki ayrı kapak, kaynak Radikal gazetesi

Televizyonun Türkiye’ye gelişi, Ay’da ilk insan adımları gibi bir çok konunun Türkiye kamuoyu tarafından her yönüyle öğrenilmesini sağlayan, 40 yıldan fazla bir zamandır olagelen her tür bilimsel gelişmeyle, teknolojik buluşlar, keşiflerle ilgili yaptığı yayınlarla bu alanda Türkçe terminoloji oluşmasına ve bu konuların, kavramların halk tarafından öğrenilmesine büyük katkıları olan bir yayın Tübitak Bilim ve Teknik dergisi.

Bu ay yayınlanan 469. sayının hazırlık süreci, yaygın basının 10 Mart günü haberdar olabildiği şekliyle bir milat haline gelecek olaylara tanıklık etti. Aslında Tübitak’a yakın çevrelerde, dergicilik/yayıncılık dünyasında neredeyse üç hafta önce duyulmuş olan olay, o günlerde konu edilmemişti. Bunun gazetecilik ve seçimlerle ilişkisiyse ayrı tartışmalar. Hepsinden önce olan bitenin kısa bir özetini yapalım.

Darwin Kapağı Tartışması

İddialara göre, Mart 2009 sayısı için kapakta 2009 yılının UNESCO tarafından Darwin Yılı olarak ilan edilişi haberine ve buna bağlı olarak “Türlerin Kökeni” eserinin tarihçesine, Darwin’e ilişkin bir dosyayı duyurmaya hazırlanan dergiyi gören TÜBİTAK Başkan Yardımcısı ve Bilim Teknik Dergisi Yayın Kurulu üyesi Ömer Cebeci, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Çiğdem Atakuman’ı çağırmış, dosyanın çıkarılması, kapakta bu ayın ikinci teması olarak öne çıkan Küreselleşme’ye yer verilmesi talimatlarını vermiş ve görevinden alındığını düşünmesini sözlü olarak ifade etmiş. Bu anlatım, gazetecilerin çeşitli kaynaklara dayandırarak yaptıkları öyküleştirme… (Radikal, NTVMSNBC, Milliyet)

İddiada ismi geçen Dr. Çiğdem Atakuman, Tübitak’ta Bilim ve Toplum Daire Başkanlığı görevini vekaleten yürüten, kurumun yayınevinde efsaneleşmiş Popüler Bilim Yayınlarının müdürü olarak çok başarılı bir seriye imza atan bir yayıncı/bilim insanı. Prof. Dr. Ömer Z. Cebeci de, bilim kurulu üyeliği de dahil bir çok yönetim sorumluluğuna ek olarak Tübitak başkan yardımcısı.

CHP Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü, bu uygulamanın iddia edildiği biçimde gerçekleşip gerçekleşmediğini, gerçekleştiyse hangi şartlarda ve hangi irade tarafından gerçekleştirildiğini mecliste tartışmaya açtı. Gerçekten de, iddiaların doğruluğu ihtimalinde bir başkan yardımcısının Tübitak’ta bu şekilde bir yetkiye sahip olup olmadığı önemli bir tartışma konusu.

Bilim ve Siyaset İlişkisi

Tübitak’ta nicedir bir siyasi kadrolaşma olduğuna dair tartışmalar devam etmekteydi. Bir yandan atamalar eleştirilirken, bir yandan zaman geçtikçe atanmış kişilerin icraatlarında kurum geleneklerine çok ters düşen herhangi bir eyleme rastlanmamasının sonucu olarak iddiaların abartılı olduğunu düşünmeye başlayanlar da olmuştu. Yine kuruma yakın kaynaklar, AKP’nin bir siyasi kadrolaşma konusunda “vitrin” Nükhet Yetiş’e değil, “muhafazakar” Ömer Cebeci’ye daha çok güvenebileceği gerçeğinin farkındaydı. Attığı her adım muhalefet tarafından takip edilen Yetiş’in yanında, başkan yardımcısı sıfatıyla çok daha az dikkat çeken Cebeci’nin seçimlerden önce tüm muhafazakar kamuoyuna bir jest olarak yaptığı söylenebilecek bu hareket, iddiaları doğrular nitelikte. Ortada sorunlu bir müdahalenin varlığı da, NTV Bilim dergisinin apansız ve tam kadro eski Bilim ve Teknik dergisi tarafından çıkarılıyor olması sayesinde daha ikna edici görünmeye başlıyor.

Bu olayların Tübitak’a yakın çevrelerde ve dergicilik camiasında çoktandır bilindiğini yazının başında belirtmiştik. İşin bu boyutu, sansasyonel haberin gölgesinde bambaşka bir yönde devam ediyor. Mart 2009′dan itibaren bir popüler bilim dergisi çıkartmaya başlayan ve bunun için herhangi bir tanıtım faaliyetine henüz girişmediği gözlenen NTV Yayınlarının, bu dergiyi emanet ettiği kadroyu görenler, Tübitak’ta bazı olaylar döndüğünü çoktan anlamıştı. Zira bugün NTV Bilim künyesinde gördüğünüz isimler, bir ay öncesinde Tübitak Bilim ve Teknik dergisindeki isimlerle tamamen aynı. Bu toplu transferin perde arkasında Mart sayısı konusunun yer aldığına dair iddialar da epeydir kulislerde konuşuluyordu.

Haber değeri ve değerli haber yaratma yeteneği

Memlekette faks/e-posta (ki kişisel tecrübe ikisi de aynı anda… zira faks haber yapmalarını, e-posta kopyalamalarını sağlıyor) yoluyla gönderilen bültenleri kopyala-yapıştır ile mizampaja oturtmaya nicedir gazetecilik faaliyeti gözüyle bakıldığı için, “yahu koca Bilim ve Teknik dergisi neden topluca başka bir yayın organına transfer oldu?” sorusunu sormak iki haftadan uzun sürdü gibi görünüyor. Büyük olasılıkla kişisel nedenlerle, bu olayı ayrıca duyurma gerekliliği hissetmeyen kadronun da ayrılma/transfer yolunda bir duyuru yapmaması gazetelerin işini zorlaştırmış tahminen…

Peki gazeteleri hazırlanmış içeriği derlemek dışında (biraz abartırsak bir rss okuyucu kadar ancak işlevselliği olan) bir haber anlayışına sahip, bilim yayıncılığı alanında zaten son derece az kaynak ayırmakta olan bir ülkede, asıl sorun gerçekten bu yaşananların siyaset boyutu mu?

Meselenin siyasetin Türkiye’deki dar kulvarında, üstelik de bu denli yobazca ve sığ bir tartışma üzerinden şekillenmesi ve sonuçları, böyle bir sansürün mümkün olmasından daha korkunç ve ürkütücü denilebilir.

Ne yazık ki, basit bir sansür ve onun arka planındaki siyasi komploların çok daha derininde başlayan bir çürüme var. Büyük olasılıkla bu tür çekişmeleri çok daha doğal karşılayan yayın kurulu, ayrılıp bildikleri işi yapmaya devam ederken bu nedenle bir sansasyon peşinde koşmadılar.

Raşit Gürdilek imzalı bir basın bülteni bu bombayı iki hafta önce de patlatırdı. Oysa kendisi bu konudaki sorulara hala “ben yayın yönetmeniyken kimsenin dergiye müdahale etmesi mümkün olmadı” demeyi yeterli görüyor. Satır arasında “gerektiğinde çektim, gittim, ama müdahale ettirmedim” mesajı gizli diye yorumlanabilir elbette, ama önemli olan burada bu dergiyi yaratan kadronun niyetini doğru anlamak diye düşünüyorum.

Bilim yayıncılığında, hele de böyle bir ülkede yaşarken en temel motivasyon _bence_ karanlıklarla, cehaletle savaşmak ve bir şekilde insanlığa ait bilgiyi, insanlara sunabilmenin yollarını bulmak olabilir mi?

Olayı magazinleştirmektense bir anda tüm ekibini toplayarak, istediği dergiyi çıkarmaya devam edebileceği başka bir yayıncı bulan Gürdilek’in kararını böyle yorumlamak da mümkün ve ekip bu anlamda tutarlı ve başarılı bir karar vermiş gibi görünüyor. Bu tür inatçı tutumlara ihtiyacımız da, geç de olsa patlayan magazin bombasının etkileriyle ortaya çıkıyor:

Kamusal Alanda Yankılar

Bu olayı haberleştiren yayın organlarının okuyucu yorumlarına baktığımızda, memlekette giderek muhafazakarlaşan kamuoyunun, bir siyasi anlayış olarak muhafazakarlıktan, bilinç düzeyinde gerçek bir cehalete doğru kaydığı görülebiliyor. Darwin’in Evrim Teorisinin “zaten bir teori olduğu için Bilim ve Teknik dergisinde yayınlanmasının doğru olmayacağını” öne süren görece ılımlı bakış açısından, “Yalancı Darwin’le çocuklarımızı zehirlemeyen Tübitak’a teşekkür eden” zırcahile kadar ne ararsak var.

Ya, yarın “uzay araştırmaları adına yapıldığı iddia edilen herşey yalandır, Amerikalılar Ay’a hiç bir zaman çıkmamıştır” diyen bir Adnanesk peydah olursa? Şu adresteki saçmalıklara benzeyen iddiaları, insanlar “bilimsel” diye düşünmeye başlarsa? (Araba aküsü o sıcaklıkta çalışmazmış, Ford Taunus’la gidiliyor ya aya…)

Biyolojiyi, uzay bilimlerini, bu bakış açılarından öğrenen, bilişim konusunda sahipli yazılım firmalarına köle olmuş nesil yetiştiğinde bu toplumun cehaleti ve esareti garanti altına alınmış olmayacak mı?

Asıl mesele, buna karşı neler yapabileceğimiz.

Bu örnekte konu edilen yobazlık örneğiyle savaşmak için, evrimin nasıl çalıştığını, bu konuda yanlış bilinenleri açıklamak için gönüllü bilim insanları bir site açtılar. http://www.evrimianlamak.org adresini yayarak, bu adresteki ortak üretim çabasına katkıda bulunarak, insanlara evrimin bir din düşmanlığı değil, bilimi anlamak için gerekli bir “teori” olduğunu öğretebiliriz belki…

Okuduğunuz yazı, Koray Löker tarafından Bilim ve Teknik dergisinin sansürlenmesi ile ilgili Düğümküme isimli kolektif yayın için hazırladığı bir yazı. Kendisi ne kadar çok kişiye ulaşırsa o kadar iyi olacağına inandığım bu yazısını Moleschino.org’da da yayınlanmasına müsaade etti. Düğümküme’ye de, Koray Löker’e de teşekkürler.

'Tübitak’ta Darwin’in Sansürlenmesinin Düşündürdükleri' yazısına 6 tane yanıt gönderilmiş

RSS ile yorumları takip edebilirsiniz. ya da TrackBack.

  1. Erkan Tekman, 13 Mart 2009 tarihinde saat tam 03:10 iken şöyle buyurmuş:

    Müslüman’ın evrimle imtihanı ne bedbaht bir hikayedir ya’rab… Aslında bir yaradılış efsanesi olmayan, kutsal kitabında yazılanlar da evrimi dahi içerebilecek şekilde esnetmeye ve eğip-bükmeye müsait Müslümanlar, nedendir bilimnez, -yok yok gayet iyi bilinir- evanjelistin evrim mücadelesinde tetikçi durumuna düştüler. Bunda başrol herhalde 60′larda-70′lerde ABD’ye eğitime-staja-ihtisasa giderken “dinimize halel gelmesin” diyerek Mormon dolu ve hayli muhafazakar Utah ve çevre eyaletleri seçen Korkut Özal benzeri Müslüman mühendislere verilmeli. Sonrasında da açıp kitabına bakmadan ecnebinin “Evrim Aldatmacası” kitaplarını Türkçe’ye çeviren, aslında Müslüman’ın kutsalına dahil olmayan insanın belli bir tarihte ve belli bir yerde ve bugünkü hali ile yaratıldığı efsanesine ve hatta neredeyse İsa’nın tanrının oğlu ve hatta tanrı olduğu inancına payanda veren jöleli saçlı tarikatçı/kulüpçü gençlerimize.

    Sonuçta Vatikan evrim ile sulh ederken -ki Hristiyan inancında resmen küfürdür bu!- TÜBİTAK evrimi sansürlemeye girişiyor. Bu ne yaman çelişkidir hocam…

    Uzatsam, işi üretmeyen ekonominin topraktan rant oluşturan ve ileştiren kasabalı kültürüne -daha doğrusu kültürsüzlüğüne- dayatacağım, dayatmayayaım dedim, zaten ne düşündüğümü biliyorsunuz…

  2. Löker, 14 Mart 2009 tarihinde saat tam 13:20 iken şöyle buyurmuş:

    Bu arada, Tübitak basın açıklaması yaparak olayı Atakuman\\\’ın üzerine yıkmaya çalıştı ve harika bir manüplasyon örneği gösterdi. Cebeci\\\’nin kişisel tavırlarından doğan bu rezaletin içyüzüne dair Atakuman\\\’ın açıklamasının tam metni şu şekilde:

    TÜBİTAK tarafından Bilim ve Teknik Dergisinde yaşanan sansür olayını açıklamak için yapılan kamuoyu duyurusundaki asılsız gerekçeler ve 12 Mart akşamı bir televizyon kanalında Prof. Ömer Cebeci tarafından “iş kazası” şeklinde yorumlanarak Dr. Çiğdem Atakuman’ı suçlayan beyanlar karşısında gerçekleri sunmak amacıyla bu basın açıklamasına gerek duyulmuştur.
    TÜBİTAK basın açıklamasında ileri sürülen iddialar aşağıda maddeler halinde yanıtlanmaktadır:

    1. Mart 2009 sayısının hazırlanmasında Bilim ve Teknik dergisinin olağan süreçlerinde herhangi bir aksaklık veya Sorumlu Yazı İşleri Müdürü ve Yayın Yönetmeni Dr. Çiğdem Atakuman’ın bu süreçlerde yetki aşımı söz konusu değildir. Dergi yayın hayatına başladığı tarihten beri uygulanan süreçler Mart 2009 sayısı için işletilmiştir. Bilim ve Toplum Daire Başkanlığı organizasyon şeması ve görev tanımlarına göre dergi yayın yönetmeni, Popüler Bilim Yayınları müdürüne bağlıdır. Çiğdem Atakuman, asaleten yürüttüğü Popüler Bilim Yayınları Müdürlüğü görevinin yanı sıra, Bilim ve Teknik Dergisi adına Basın Savcılığında kayıtlı Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü, Genel Yayın Yönetmenliği ve tüm bu fonksiyonların bağlı olduğu Bilim ve Toplum Daire başkan Vekilliği görevini yürütmektedir. Bu organizasyon yapısında dergi yayın kurulunun, derginin içeriğiyle ilgili karar alma yetkisi bulunmamaktadır. Karar yetkisi olmayan yayın kurulları bir nevi bilimsel danışmanlık görevi görmekte ve içerik uygunluğu konusunda görüş bildirmektedir. Bu kapsamda, TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisinin yayın kurulunun, derginin içeriği ve kapak konusuna ilişkin herhangi bir karar yetkisi de yoktur.

    2. Kaldı ki Prof. Ömer Cebeci yayın kurulu görevine atandığı zamandan bu yana yayın kurulu toplanamamıştır. Yayın kurulunun görevi her yılın son ayında tamamlanır ve yeni isimlerden oluşan bir kadro gelecek yılın ocak ayından itibaren göreve atanır. Yönetmeliğe göre yayın kurulunun üçü kurum içinden beşi de kurum dışından olmak üzere sekiz kişiden oluşması gerekir. Dr. Çiğdem Atakuman, Prof. Ömer Cebeci’ye (Bilim Toplum Daire Başkanlığı’nın bağlı olduğu başkan yardımcılığına getirildiği tarihten itibaren) yayın kurulunun yönetmeliğe uygun olarak oluşturulabilmesi için sürekli olarak girişimde bulunmuş ve birçok isim önermişken Prof. Ömer Cebeci bu isimleri uygun görmemiş, 2008 yılında kurulda görev almış iki kişinin haricinde kimsenin kurula atanmasına onay vermemiştir. Ömer Cebeci, Bilim ve Toplum Daire başkanlığının bağlı olduğu Başkan Yardımcılığı görevine getirildiği Aralık 2008 tarihinden itibaren, aynı dairenin başkan Vekili Dr. Çiğdem Atakuman defalarca kendisiyle iş süreçlerini ve organizasyon yapısını görüşmek için talepte bulunmasına rağmen, “ben seni çağırmadan gelme” ifadesiyle geri çevrilmiştir. Bunun üzerine Çiğdem Atakuman karar bekleyen konuları yazılı, sözlü ve e-mail aracılığıyla kendisine ileterek Ömer Cebeci’nin bu konuları tartışmak için kendisini çağırmasını beklemiştir. Olağan süreçlerde meydana gelen aksamalar, Prof. Ömer Cebeci’nin ilgili Başkan Yardımcılığı ve Yayın Kurulu üyeliği görevine Aralık 2008’de atandığı andan itibaren başlamıştır.

    3. Küresel İklim Değişikliği ana temasının Bilim ve Teknik dergisinin Mart 2009 sayısı için kapak olarak kararlaştırılmış olduğuna ilişkin herhangi bir karar yoktur. Küresel İklim Değişikliği temasının Bilim ve Teknik dergisinde iki ana temadan biri olarak yer alacağı doğrudur; ancak kapak konusu olarak kararlaştırılmamıştır. Bu konuda da tıpkı dergide yayımlanacak diğer konular gibi editoryal ve görsel çalışmalar sürdürülmüştür. İddia edildiği gibi 27 Şubat 2009 tarihinde Dr. Çiğdem Atakuman tarafından TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Ömer Cebeci’ye hiç bir surette bu konunun kapak olacağı bildirilmemiştir.

    4. Bilim ve Teknik Dergisinin Mart sayısı, Darwin’in doğumunun 200. yılı ve Türlerin Kökeni kitabının yayımlanışının 150. yılı nedeniyle tüm dünyanın en önemli bilim kurumlarının ve en prestijli bilim dergilerinin yaptığı gibi, doğal olarak Darwin’e ayrılmıştır. Konu ile ilgili çalışmalar, söylendiği gibi bir “haftasonu operasyonu” sonucu değidir. Yazı çalışmaları, derginin Şubat sayısı basıma verildiği andan itibaren başlatılmıştır.

    5. TÜBİTAK’ın basın açıklamasında konu edilen ‘Yayın Dünyası’ sayfalarının dergide yer alması, Darwin sansürünün ardından Dr. Çiğdem Atakuman’ın ısrarıyla gerçekleşebilmiştir. Dergiye 16 sayfanın eklenmesi , ileri sürüldüğü gibi rutin yayın süreçlerinin dışında değil, tümüyle matbaa ile yapılan teknik şartnameye uygun olarak ve insiyatif dahilinde teknik yönetmenin önerisiyle kararlaştırılmıştır. Bilindiği gibi Bilim ve Teknik dergisi Ocak 2009 tarihinden itibaren yeni formatı ve sayfa tasarımıyla yayın hayatını sürdürmektedir. Mart sayısına kadar geçen 2 ay boyunca okurlardan gelen “sayfa sayısının azlığı” ve diğer tepkiler üzerine önce Şubat sayısında tasarıma ilişkin yenilikler yapılmış, Mart sayısında da gelen yazıların fazlalığı nedeniyle derginin 112 sayfa olarak yayımlanmasına karar verilmiştir. Bu yenilikler Şubat sayısında Dr. Çiğdem Atakuman tarafından kaleme alınan iki sayfalık bir yazıyla okurlarla paylaşılmıştır.

    6. Bilim ve Teknik Dergisi çalışanları yıllardır dergiyi yayına hazırlamak amacıyla ve büyük bir özveri ile ‘hafta sonu çalışmaları’ yapmaktadır. Dolayısıyla, hafta sonu çalışmaları, özellikle Mart 2009 sayısı için gizli bir operasyon olarak planlanmamıştır.

    7. İddia edildiği gibi 2 Mart Pazartesi sabahı derginin son hali Prof. Ömer Cebeci’nin görüşüne sunulmamıştır. Tersine Prof. Ömer Cebeci kendi insiyatifi ile, Dr. Atakuman’ın görevli olarak şehir dışında bulunduğu bir sırada, derginin teknik yönetmenini aramış, derginin son halini görmek istemiştir. Derginin değiştirilme süreci Dr. Çiğdem Atakuman’ın yokluğunda bu şekilde başlamıştır.

    8. Darwin Yılı teması “bir uzman yardımcısı” tarafından kaleme alınmıştır. Ancak bu uzman yardımcısı, Biyoloji alanında lisans ve yüksek lisans derecelerine sahip başarılı bir biyologtur. Bu yetkinliği ile, ayni kişinin daha önceki sayılarda yayımlanan yazıları geri çevrilmemiş olmasına karşın, Darwin yazısının “uzman yardımcısı” sıfatıyla geri çevrilmesi anlaşılabilecek bir durum değildir. Üstelik daha önce yayımlanan yazılar, kesinlikle daha alt düzeyde uzmanlık gerektiren yazılar değildir.

    9. İddia edildiği gibi, Dr. Çiğdem Atakuman “yaptığı yanlışın farkına varmamış”, tersine bunun bir yanlışlık olmadığını ileri sürmüştür. Dergi içeriğinin ve kapağın yeniden hazırlanması Dr. Çiğdem Atakuman’ın kendi insiyatifiyle değil, tümüyle Prof. Ömer Cebeci tarafından gerçekleştirilmiştir. Kapak konusunun son anda Küresel İklim Değişikliği temasına dönüşmesi de derginin ikinci ağırlıklı teması olması nedeniyledir. Derginin basıma gönderilme talimatını vermek doğal olarak Dr. Çiğdem Atakuman’a aittir; fakat bu talimat yukarıda söylendiği gibi Prof. Ömer Cebeci’nin ısrarı ve baskısıyla verilmiştir.

    10. 4 Mart günü, havaalanından doğrudan görevinin başına dönen Dr.Çiğdem Atakuman Ömer Cebeci ile görüşmek üzere defalarca girişimde bulunmuş ancak 6 Mart akşam üstü Prof. Ömer Cebeci’nin makamına çağrılmıştır. Kendisine, Darwin konusunun “Türkiye’nin içinde bulunduğu hassas ortamda provokatif bir konu” olduğu söylenmiş ve bu nedenle yalnızca popüler bilim yayınlarıyla ilgili görevlerinden değil, 15 aydır sürdürdüğü TÜBİTAK Bilim ve Toplum Daire Başkanı Vekilliği dahil tüm görevlerinden alındığı ve başka bir birimde “uzman” kadrosuyla görevlendirileceği sözlü olarak bildirilmiştir. Buna gerekçe olarak da yetki aşımı konusu hiç gündeme getirilmemiş, onun yerine “böylesine hassas bir konuda yanlış sezgilerle hareket etmesinden dolayı güven ilişkisinin zedelenmesi” öne sürülmüştür.

    11. Basın açıklamasında gururla sözü edilen Ernst Mayr’ın ‘’Biyoloji Budur’’ adlı kitabı ise bu yönetim tarafından değil, daha önceki yönetimler tarafından yayım sürecine alınıp çeviri aşamasına gelmesine karşın ancak Dr. Çiğdem Atakuman’ın kişisel çabasıyla yayın programında yıllardır beklemekte olduğu raflardan çıkarılarak gündeme alınmıştır.

    12. Basın açıklamasında yer alan, “Darwin Yılı olan 2009 yılında da bu konu, TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisinde detaylı ve yeterli olarak ele alınacaktır. TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisinin bir sayısı bu konuya tahsis edilecektir” ifadesi, Türkiye ve dünyada ortaya konan tepkiler üzerine hızla alınmış bir karardır. Bu karardan ne yayın kurulunun ne de derginin halihazırda resmen görevden alınmamış olan Sorumlu Yazı İşleri Müdürü ve Yayın Yönetmeni Dr. Atakuman’ın haberi yoktur.

    13. Basında “Darwin sansürü” diye anılan olay sıradan bir iddia değil, tümüyle bir gerçektir. Dolayısıyla kurumu ve çalışanlarını “derinden yaralayan” olay da bu gerçeğin ortaya çıkarılması değil, Prof. Ömer Cebeci’nin bu skandala yol açan bilim dışı, kişisel tavrıdır.

    Tüm süreç detaylı olarak aşağıda belirtildiği şekilde gelişmiştir:
    Bilim ve Teknik dergisinin her sayısının yayına hazırlanma sürecinde olduğu gibi Mart sayısının içeriği, Şubat sayısı çıktıktan sonra, yayın yönetmeninin yazarlarla birlikte yapmış olduğu toplantıda belirlenmiştir. Yazılar doğal hazırlık süreçlerinden geçtikten sonra ayın son haftasında baskıya hazırlanma sürecine girmiştir. Darwin yazıları da diğer yazılar gibi bu süreçlerden geçmiş ve bir ay öncesinden hazırlanmaya başlanmıştır. Dergi kapağı 28 Şubat Cumartesi günü baskıya hazırlanmıştır. Dr. Çiğdem Atakuman, ayni gün içerisinde içerikle ilgili son kontrolleri de yaptıktan sonra dergiyi matbaaya gönderilmek üzere teknik yönetmene teslim etmiş ve 1 Mart Pazar günü görevli olarak Antalya’da düzenlenen üniversitelere yönelik mali bilgilendirme toplantısına gitmiştir.

    Daha önce herhangi bir şekilde derginin işleyiş süreçlerine müdahil olmayan ve bu konuda bir talebi de bulunmayan Prof. Ömer Cebeci 2 Mart Pazartesi günü bu sayıyı özellikle görmek istemiştir. Dergi, Prof. Ömer Cebeci’ye teknik yönetmen tarafından sunulmuştur. Darwin ile ilgili kapak ve Darwin ile ilgili yazıları gören Prof. Ömer Cebeci, derginin basım sürecinin durdurulmasını söylemiştir. Böylece başlayan süreçte Prof. Ömer Cebeci Dr. Çiğdem Atakuman’ı arayarak durumu bildirmiş ve derginin Darwinle ilgili kapak ve yazılarının çıkarılmasını istemiştir. Kapak değişikliğinin önüne geçmek ve dergideki Darwin yazılarını yayımlayabilmek amacıyla Prof. Ömer Cebeci’yi birkaç kez arayan Dr. Çiğdem Atakuman tüm çabalarına rağmen Prof. Ömer Cebeci’nin kararını değiştirememiştir. Eğer bir yetki aşımı varsa, bu yetki aşımı (basın savcılığında sorumlu yazı işleri müdürü olarak kayıtlı) Dr. Çiğdem Atakuman’ın yetkilerine karşı Prof. Ömer Cebeci tarafından yapılmıştır. Darwin Yılı’nın kutlanmasıyla ilgili olarak Mart sayısında kalan iki sayfalık Yayın Dünyası yazısı ancak Dr. Çiğdem Atakuman’ın ısrarıyla dergide yer bulabilmiştir.

    Dr. Çiğdem Atakuman, Antalya’dan döndüğü 4 Mart Çarşamba günü havaalanından doğruca kuruma gitmiş ve 12.30 gibi Prof. Ömer Cebeci’nin sekreterine geldiğini bildirerek gelişmelerle ilgili görüşme talebinde bulunmuştur. Randevu talebine karşılık alamayan Dr. Çiğdem Atakuman derginin Nisan sayısının içeriğini hazırlamak üzere dergi çalışanlarıyla toplanmıştır. 5 Mart Perşembe günü Nisan sayısının içeriğinin ilk hazırlıkları tamamlanmış ve yazarlar çalışmalarına başlamıştır. Daireyle ilgili diğer görevlerini de sürdürmeye devam eden Dr. Çiğdem Atakuman, 6 Mart Cuma günü 15.30 dolayında Prof. Ömer Cebeci’nin makamına çağrılmıştır. Kendisinin TEYDEB’e uzman olarak görevlendirilmesinin uygun görüldüğü “sözlü olarak ” bildirilmiştir. Buna gerekçe olarak da Prof. Ömer Cebeci, “Dr. Çiğdem Atakuman’ın Darwin’i kapak yaparak büyük bir hata yaptığını ve böylesine büyük bir hata yapma kapasitesine sahip birisiyle çalışamayacağını” göstermiştir. Bu konuşma sırasında, Dr. Çiğdem Atakuman’a ancak 6 Mart Cuma günü bildirilen görev değişim kararının aslında kendisinin Antalya’da olduğu 2 Mart Pazartesi günü alındığı söylenmiştir. Bu karar alınırken durumun Çiğdem Atakuman’ın yetkilisi olduğu Daire Başkanlığı altında çalışan Sözleşmeler Müdürü ve Akademik Yayınlar Müdürü ile görüşüldüğü söylenmiştir. Bu durum daha sonra adı geçen müdürler tarafından da teyit edilmiş ve kararın Çiğdem Atakuman’ın “kasıtlı” olarak böyle bir eylemde bulunduğu şüphesi üzerine verildiği bu kişier tarafından Çiğdem Atakuman’a söylenmiştir.
    9 Mart Pazartesi günü, kendisine sözle ifade edilen görev değişikliği kararının resmi tebligatını bekleyen Dr. Çiğdem Atakuman’a böyle bir tebligat yapılmamıştır. Dr. Çiğdem Atakuman bu tebligatı beklerken basında yer alan açıklamalara göre aynı gün Prof. Ömer Cebeci olaydan ve Darwin ile ilgili kapaktan haberdar olmadığı ve Çiğdem Atakuman’ın görevinin başında olduğu yönünde bir açıklama yapmıştır. Olayların başlangıcından bu yana yalnızca “Çiğdem Hanım görevinin başındadır” demekle yetinen üst yönetim yapılan basın açıklamasında, halen resmen tebliğ edilmeyen bu görev değişikliğini itiraf etmiştir. Kapaktan haberdar olmadığını söylediği 9 Mart Pazartesi akşamı bir televizyon kanalında “var olmadığı söylenen” kapak kamuoyuna sunulmuş ve sansür olayı açığa çıkarılmıştır.

    Dr. Çiğdem Atakuman, bu haberin yayınlandığı günden bu yana resmi bir tebligat almamıştır. Olayın kamuoyunda yarattığı tepki üzerine bir süre sessiz kalan TÜBİTAK, 12 Mart tarihli resmi basın açıklamasında, “Dr. Çiğdem Atakuman’ın görevden alınması ve Darwin’e sansür yapılması söz konusu değildir” demeciyle yetinmiştir.
    12 Mart günü kurumda görevinin başında olan Çiğdem Atakuman kurum iç denetim görevlileri tarafından odasında iki etapta gerçekleştirilen araştırma mahiyetli bir sorguya tabii tutulmuştur.

    Akşam saatlerinde, Prof. Ömer Cebeci, tüm daire başkanlığı çalışanlarının ve yayın kurulu üyelerinin katıldığı ancak Bilim ve Teknik Yayın Kurulu üyelerinden hiçbirinin katılmadığı bir toplantı yapmış ve katılımcılara, Çiğdem Atakuman’ın görevinden alınmadığını ancak yerini terk ettiğini ve bu durumda Dairenin ve derginin bir yöneticiye ihtiyacı olduğunu söylemiştir.

    TÜBİTAK yönetimi “Darwin sansürü”nü yukarıda açıklandığı gibi asılsız gerekçelerle inkar etmeyi sürdürmüştür. İnkar etmekle de kalmamış, uluslararası camianın yoğun baskıları üzerine olayı Dr. Çiğdem Atakuman’ın üzerine yıkarak kendilerini aklama yoluna gitmişlerdir. Bu süreç içinde Dr. Atakuman hiçbir şekilde basınla görüşmemiş, TÜBİTAK’tan kendisine ve kamuoyuna yapılacak resmi açıklamayı beklemiştir. Ne var ki yapılan basın açıklamasında bulunan kasıtlı yanlış beyanlar nedeniyle bu açıklamayı yapma gereği duymuştur. Tüm bunlar aslında bir bilim insanının onurunu, Bilim ve Teknik Dergisinin saygınlığını ve bilimsel düşünceyi koruma çabasıdır.

    Dr. Çiğdem Atakuman, ODTÜ Kimya Mühendisliği mezunu olup, Arkeometri Ana Bilim Dalında yüksek lisans derecesini almış, doktora çalışmalarını Amerika’da Kaliforniya Üniversitesi’nde (UCLA’de) arkeoloji üzerine yapmıştır. TÜBİTAK’ta yürütmekte olduğu tüm üst düzey görevlerine, Eylül 2007’de, tamamen Özgeçmişi ile ilgili değerlendirme sonucunda, Türkiye’de Bilim ve Toplum alanında faaliyet gösteren ender kişilerden biri olduğu, ve Bilim ve Toplum Dairesi’nde üst düzey yetişmiş eleman eksikliğini kapatmak amacıyla getirilmiştir. Bu görevinden önce Dr. Atakuman, ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesinin Kurulmasında görev almış ve ODTÜ Toplum ve Bilim Merkezinin kurucularından biri olarak Müdür Yardımcılığı görevlerini yürütmüş, Arkeometri ve Yerleşim Arkeolojisi ABD’nda dersler vermiştir.

    Dr. Atakuman’ın, TÜBİTAK’taki görevine başlayana kadar TÜBİTAK Başkanı Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş veya Prof. Dr. Ömer Cebeci ile hiçbir ilişkisi olmamıştır.

    Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
    Dr. Çiğdem Atakuman

  3. nihat yılmaz, 15 Mart 2009 tarihinde saat tam 14:26 iken şöyle buyurmuş:

    darwin ve evrim teorisi ne dini nede tanrı inancını insanların beyninden silip atamaz ama hiçbir dini ekolda evrim teorisinin yanlışlıgını bilimsel olarak çürütemez,dinsel akınlar hep mitoslardan beslenmiştir,ve hiçbir denin bilimsel olarak gercekçiliği yoktur.bende islama inanıyorum ama bu demek degilki bil
    imselliği red etmek,islam alimleri arasında evrimi öyle yada böyle destekleyen kişiler cıkmıştır,ama bence darwin gibisi hiç olmamıştır,ama bir islam alimi insanlarla hayvanlar arasındaki tür maymun oldugunu söylemiş,tabi bilimsel olarak degil felsefi olarak söylemiş olabilir,birde alevi islam anlayısında bazı ekollarda insan ve hayvan ruhların birbirine geçiş yaptıklarına inanılır,birde alevi mitoslarında tasavufi akınlarında insandan hayvana dönüşler vardır,hacı bektaş velin güverci oldugu,abdal musanın geyik olduguna bazı dedelerinde kurt ,koyun gibi hayvan sekline girdikleri kitaplarda yazılıdır.tabi bunlar bilimsel olarak kanıtlanamaz ve böyle şeyler olamaz,ama din zaten olumsuzluklarla doludur her dinde oldugu gibi. ama genede inanırız dinimize .

  4. Oya Kayacan, 31 Mart 2009 tarihinde saat tam 12:21 iken şöyle buyurmuş:

    1980′li yılların başında Tübitak Başkanı olan Prof.Dr. Erdoğan Şuhubi ile Milliyet adına yaptığım bir röportajda, “Türkiye’de en hakiki bilim dindir,” demişti.

  5. grafy, 4 Haziran 2009 tarihinde saat tam 03:32 iken şöyle buyurmuş:

    Önyargıları kırmak atomu parçalamaktan daha zordur” demiş çılgın bir fizikçi
    Bu fizikçi A.Einstein

    Arkadaşım verip veriştiriyorsunuz, bu arkadaş da yazmış hiçbir dinin bilimsel olarak gerçekçiliği yoktur. Sen bunu neye dayanarak söylüyorsun. Seni yaratanın dünyayı evreni yaratanın yarattığı herşey bilimin malzemesi değil mi zaten. Eğerki maymundan geldiysek hala neden bir arakesit aracanlı yok. Daha ortada bu yok. Bu teorinin çöküşü bu yüzden. Bir binanın ayakta kalabilmesi için saşlam temellere ihtiyaç vardır. Bu teoride sağlamı geçtim. Bir temel bile yok.
    Tarihin fosillere yönelik kısmı 150 yıldır etkin bir durumda. Peki 150 yıldır bulunan tüm fosillerin neden hiçbiri arafosil değil. Mesela evrime inandık diyelim. Evrimin son tesadüfi hali biziz. Tamam denildiği gibi olsun da milyonlarca önce yaşamış fosiller var. Ve biz de buradayız. Peki milyonlarca yıl boyunca yaşamış olması gereken bu hayali, garip, yarı gelişmiş canlıların varlıklarından eser yoktur.

    (…)

    admin’in notu: yorumun orijinalinde bu kısımda bulunan, kaynak göstermeksizin kopyala/yapıştır usülü ile taşınmış içerik yorum yayınlanmadan önce çıkarılmıştır

    (…)

    Müslümanlığa sadece nüfus kağıtlarında dini islam yazanlarıa bakarak gerikafalılık,saçmalık olarak bakılacağına o kadar ilimi büyük görüyorsunuz bir arayıp araştırın içinde tutarsızlık olmayan, yazarı insan değil kusursuzluğun mimarı olan Yaratıcı olan, bir yol gösterici olan, dünyanın asıl mucizesi Kur’an-ı Kerim’de doğrular ne imiş
    Daha DNA dan haberi bile olmayan tutarlılığı olmayan fikirler sahibi hayalci bir kaşifin sözlerine mi inanacaksınız hem de maymun olduğunuza…

    “Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın va’adi haktır(Allah’ın verdiği söz şüphesiz gerçektir). Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. ALDATICILAR DA SİZİ ALLAH İLE(affına güvendirerek) ALDATMASINLAR.”
    (sakın o aldatıcı şeytan, sizi Allah’a karşı aldatmasın!)
    “FÂTIR suresi, 5. ayeti”

  6. HerseyFuLL, 5 Aralık 2009 tarihinde saat tam 19:36 iken şöyle buyurmuş:

    Güzel yorumlar arkladaşlar.Elinize saglık