Bir dönemler bizim mahalledeki “gençler”, “kız oyunu” diye bilinen lastik ve sek sek ile de hayli ilgilenmiştik. Yoğurtçular, şerbetçiler (bunu attım galiba) vb enteresan kategorileri vardır lastiğin, bilen bilir…
Tabii ki futbol topu her Türk genci gibi bizim de bolca zamanımızı kaplardı. İddialı maçlarda çift kaplı top kullanırdı -ki çocuk oyunu olmadığını oynayanlar bilir-. Orta-gol, sayımızın yetmediği ya da dar alanda hızla bir şeyler yapmak istediğimizde başvurduğumuz oyundu; başka mahallelerde de oynanmış mıdır bilemem. Alman kale’yi bilmiyorum, biz Japon kale oynardık…
Ama şimdinin TV kanalları ve gazetelerine göre son derece geniş bir spor yelpazemiz vardı, belirtmeden geçemeyeceğim. Sokağı enlemesine geçen bir ağ (=ip) gerip voleybol oynamak ya da civarın ustalarına yaptırılan potalara basket atmak da listemizde yer alıyor. Olimpisttik yahu!
Çocuk oyunlarının ilginç bir sosyal olgu olduğunu düşünürüm. Yan yana sokaklarda farklı kurallar ile oynanan bir oyun başka bir şehirde aynı kurallar ile oynanıyor olabiliyor. Ki bu oyunları oynayan çocukların kuralları okuyup paylaşacağı internetleri, hızlı iletişim araçları yoktu. Sanırım çocuk oyunları da masal, fıkra, bilmece gibi sözlü edebiyat ürünlerinin izlediği yol ile kulaktan kulağa yayılıyor.
Zafer Karkaç’ın Soluk Benizlilerin Ateş Suyundan Payımıza Düşenler yazısına gelen, gazoz, gazoz kapağı ve oyunlar ile ilgili çocukluk anıları üzerine, eski çocuk oyunlarının anlatıldığı ortak bir yazı hazırlamayı teklif ettim.
Yazı başlığının eski çocuk oyunları olmasının nedeni ise yazarların yaş ortalaması dikkate alındığında artık hiç birimizin sokakta gazoz kapaklarıyla oynamıyor olduğu gerçeği. Hoş artık sokaklarda “gazoz kapağı” oynayan çocuk kaldığını da sanmıyorum.
Sonuç olarak bu oyunlar kaybolmasın hiç olmazsa “Düşünenler için Akıl Defteri”ne kaydolsunlar. Sizin de bildiğiniz oyunlar varsa bekleriz.

Orta-gol
Oldukça basit bir top, hatta futbol, oyunudur. Alışıldık kuzenlerinden başlıca farkları: Tek sayıda oyuncu ile oynanır, sokağı boylamasına değil enlemesine kullanır, kesinlikle bir saat gerektirir. Öncelikle kaldırımda uygun iki ağaç belirlenerek kale oluşturulur. Sonra takımlar seçilir: Bir kaleci (tarafsız), iki takım (en uygun sayı 3 kişi olmakla birlikte abartılırsa 4 kişiye kadar çıkılabilir, ama bu kalabalıkta ne gol olur ne de zevki çıkar, 2 kişilik takımlarla ise gol atmak hayli zorlaşacaktır). Kaleci kaleye geçer, doğal olarak. Her takımın eşit süresi vardır. Bu süre boyunca bu takım “hücum”, diğeri de “savunma” oynayacaktır. Amaç, yine doğal olarak, gol atmaktır. Ancak bunun yolu, oyunun isminin de gayet güzel belirlediği gibi, orta yapmaktan geçer, çalım vb. güzellikler yasaktır. Hatta orta yapıldıktan sonra top yere değdiğinde hücum hakkı sona erer, gol olmuşsa olmuştur, olmamışsa yeniden orta yapılır. Savunma yapan takım topu olabildiğince uzağa atarak süre geçirmeye çalışır. Hücum yapan takım da olabildiğince seri ve hızlı gol atmaya. Hücum takımı gol sahasında bir kişi eksik olduğundan son derece efor gerektiren bir oyundur. Buna karşın kişi eksikliğini şaşırtmacalarla ve baskın gollerle bertaraf etmek gerektiğinden zekâ da gerektirir. Özellikle sayının az ya da tek olduğu hallerde, zaman sıkıntısı varken (akşam son oyun vb), fazla koşuşturmaca istenmediğinde (yazın sıcak vakitlerinde) son derece iyi gider. Bildiğimiz kaplı (plastik) toplarla oynanabileceği gibi aslen meşin topla icra edilmesi tavsiye olunur.
Tornet
Kendisine çeşitli yörelerde “bilyeli”de denir. Mahallenin Formula 1 yarış arabalarıdır. Özellikle yokuşu bol olan semtlerde revaçtadır.
Oturak olarak kullanacağınız bir tahtanın altına iki çubuk çakar, bu çubukların ucuna da teker yerine geçecek birer bilyeli rulman takarsınız. Dönüş kontrolü için bazılarında ön takım ayakla yönlendirilebilecek şekilde çakılmış olur.
Her çocuğun bahsi geçen bilyeli rulmanları bulamayacağı ortada. Dolayısı ile bu tornet sahibi çocukların çevresinde bir de pit ekibi oluşur. Hep beraber komşu mahallenin ekibiyle yarışılır.
Çoğu zaman oyun çarpılan bir duvar, taş sonucunda küçük sıyrıklar ve tornetin hasar görmesi ile sonlanır.
Çivi
Tek gerekliliğin bir çivi ya da çakı olduğu, çamurda oynanan güzel bir oyunumuzdur. iki ya da daha fazla kişi merkeze konmuş bir noktaya ulaşmaya çalışır ve çevresine dair çizerler. Bu daireler çizilirken bir birlerinin çizgileri üzerinden geçmemeli ve sınırların dışına düşümemelidir. Çizgi çizmek için gerekli noktayı ise elinizdeki çiviyi çamura saplayarak belirlersiniz.
Genel de bu oyun annenizden çamurla oynadığınız için azar hatta dizleriniz çamurlanmış ise bir tokat ile sonlanır.
Dekman
Kovboyculuk, askercilik olarak da isimlendirilebilir. Vahşi Batı’da, ilkel çağlarda ya da en son okuduğunuz çizgi romanda geçen bölge ve tarihi konu almasına göre oyunda küçük farklılıklar olur. Sanırım oyunun adı Vahşi Batı çizgi romanlarındaki (Teksas, Tommiks, Zagor) İngilizce efektlerden gelmekte (örneğin köpekler “bark bark” diye havlar, kurşunlar “ziv ziv” diye geçer, yumruklar “smack!” diye atılır. )
Mahallenin çocukları iki gruba ayrılır ve oyunun temasına göre kovboy/kızılderili, Alman/Amerikalı olur. gene oyunun temasına göre kullanılan silahlar da değişir. En popüleri tabancalardır. Karşılıklı “dışın dışın” sesleri ile ateş edilir. Çoklukla “öldün çık” diye biter.
Genellikle oyun öldün-ölmedin tartışması ile çıkan gerçek kavga ile biter.
Eğer çevrenizde marangoz abileriniz varsa onlara yalvar yakar olarak, ok-yay, kılıç, kalkan gibi daha gerçekci donanımlar elde edebilirsiniz. Tabi bu tür donanımlar ile oynanan oyunların sonunda çoğu zaman küçük çürük ve yaralanmalar olur.
Tüf Tüf
Tek ihtiyacınız yarım metre uzunluğunda bir elektirk borusu ve bunun ile atacağınız kağıt rulolardır. Tabi bir de bunları atarak rahatsız edeceğiniz arkadaşlara ihtiyacınız var. Bu boruların üst üste bağlanması ile dürbünlü olarak tabir edilen daha canti ve göz alıcı oyuncaklarınız olabilir. Ayrıca atacağınız kağıt tüf tüf ruloları yerine başka şeylerde kullanabilirsiniz. Örneğin çitlembik bunun için biçilmiş kaftan olabilir.
Ayrıca tükenmez kalem dışı (Bic markalar tavsiye edilir) ile küçük kağıt parçaları atabileceğiniz, taşınabilir modeller de yapabilirsiniz. Böylece ders sırasında sınıfın diğer köşesinde oturan arkadaşınızı rahatsız etmeniz mümkündür. bir süre sonra mermilerin kütlelerinin en az yüzde 50’si oranında tükürük taşımaya başlayacak olması, saldırının keyfini daha da artırır. Özellikle bu oyun, öğretmene yakalanılarak biter.
Misket
Oyuna belirlenen açılış sayısındaki misketi yatırabilen herkes katılabilir. Bütün misketler yanyana dizilir. Ardından bir baş belirlenir (Bazı oyunlarda sıralama atışında en yakına atmış oyuncu belirler ). Sonra da oyuna katılan oyuncular misketlerini atarlar. Oyunun bir sonraki aşamasına ilk başlayacak olan kişi misketini en uzağa atmış olandır.
Bir sonraki adımda atışınız ile belirlenmiş olan baş tarafına en yakın mümkün ise baş tarafından vurmak hedefinizdir. Ne kadar baştarafta vurursanız o kadar misketi alırsınız. Oyuncular sırayla alabildikleri kadar misketi toplar ve bir sonraki tarafına geçerler. Eğer atışınız misket çizgisinin bu tarafında kalmışsa oyun dışı kalırsınız.
Oyunun devamı olarak eğer bütün misketler toplanmamış ise diğer taraftan bir seri atış daha yapılır. Burada da en uzaktaki taş sahibi ilk atış hakkına sahiptir. Eğer hâlâ ortada misket var ise bir sonraki tura yere kalır.
Burada genelde atış yapılan güzel iri misketlere “kaflik” dendiğini de belirtelim.
Gazoz Kapağı
Bir misket oyunu taklidir. Burada oyun araçlarınız misket yerine gazoz kapakları ve elinize oturan bir taş parçasıdır. Mermerden olanları tercih sebebidir.
Alman Kale
Amaç topu yere düşürmeden kale olarak belirlenen yere gol atmaktır. Genelde 3 ya da 4 kişinin oynadığı bu oyunda topu yere düşüren ya da topu auta atan kişi kaleye geçer.
Kale olarak seçilen yer genelde Fatmanım teyzenin giriş kat demirleri olduğu için, Fatmanım Teyze sonunda bağırır, çağırır ve oyun sona erer.
Kafa Karış
Çukur diye de bilinen bir misket oyunudur. Amaç, rakibin misketini çukurdan uzak tutmaktır. Kullanılacak misket kaflik, gaflik, kafalık, kafçik diye adlandırılır ve son derece önemlidir.
Kafliği eskitmenin bu oyunda işe yaradığı söylense de bilimsel olarak kanıtlanamamıştır.
Telli Araba
Plastik arabanın, tepesinden uzunca bir tel takılarak yönlendirilmesi ile çeşitli oyunlara vesile olur.
Yarış yapıldığında, yarışı her zaman en iyi koşan çocuk kazanır. Bir de çocukların, trafik kurallarını ihlal etmeyi öğrendikleri bir oyundur.
Köşe Kapmaca
Sokakta da oynanabilmesine rağmen genelde evlerde oynanan bir oyundur. Televizyonun günlük yaşamdaki hakimiyeti henüz kurulmamışken, özellikle havanın erken karardığı ve soğuk olduğu kış günlerinde, ailecek gidilen komşu ziyaretlerinde bir araya gelen çocuk kalabalığı tarafından evin büyüklerin oturmadığı bir kısmında oynanır. Kural basittir. Kişi sayısından 1 az köşe belirlenir, bir kişi ebe olur, diğerleri köşeler arasında yer değiştirirken ebe boş bir köşeyi ele geçirmelidir. Köşe değişirken açıkta kalan da ebe olur. Oyun için en az 3 kişi gerekir ama ideal rakam 5-6′dır.
Genelde gürültünün artması sonucu annelerden birinin kızması sonucunda biter. Yerini eninde sonunda benzer bir gürültü seviyesine varacak başka bir oyun alır.
Kimin Eli Kimin Üstünde
Köşe kapmaca oynayacak kadar köşe ya da yer yoksa oynanabilecek bir oyundur. Köşe kapmacadaki gibi en az üç kişi gerekir ama ideal rakam 5-6′dır. 1 kişi ebe olur ve yerde yüz üstü kapaklanır. Diğerleri ellerini onun sırtında üst üste koyarlar. Ellerin konması bittikten sonra sorarlar “En üstte kimin eli var?”. Eğer bilirse en üstte eli olan ebe olur, bilemezse, gıdıklamadan cimdiklemeye kadar çeşitli şiddetlerde cezalardan birine çarptırılır.
Eğer gürültü nedeniyle dışardan müdahale ile bitmemiş ise sürekli bilemeyip ebe olan kişinin mızıkması sonucunda biter.
El Kızartmaca
Eğer üç kişi değilseniz ve dışarı çıkıp oyun arkadaşı da bulamıyorsanız, işte size İki kişi ile oynanan bir refleks oyunu. Bir kişi ellerini açar diğeri de ellerini onun üzerine koyar. Elleri üstte olan kişi ( ebe ) ellerinin üzerine vurulmadan ellerini kaçırmalıdır. Vurmayı başaramayan ebe olacaktır.
Oyun kızarmış eller ve birinin ağlamasıyla biter.
(…)
Ve Moleschino sunar: Meren’den 1-8
Benim çocukluk yıllarım evde geçti. Salim diye bir şerefsiz vardı beni her gördüğünde pataklayan, bu yüzden 3-4 yaşımdan ilkokulun sonuna kadar neredeyse dışarı hiç çıkmadım. Evde Ana Britannica okumacılık, sabahları lazımlık ile salona gelip test çözmecilik filan oynadım.
Fakat ortaokulda İzmir’e taşınınca, bendeniz aniden çiçek gibi açıldım. Allahım yerimde duramıyordum. Böyle bir koşuşturmaca, kızlar, futbol konuşan gençler… Bunca yıl evde oturmanın acısını çıkarıyordum.
Bir sorun vardı ama. Millet yukarda da adı listelenmiş olan kimi oyunlar oynuyordu deliler gibi. Misket oynuyorlardı mesela, ama öyle böyle değil, hepsi yılların uzmanı, gazoz kapakları, çamura saplanan çiviler filan diğer aklıma gelenler şimdi düşününce. Hiç birini beceremiyordum ben ve bu kabul edilebilir bir şey değildi.
Bir gün dedim ki, “bir oyun bulayım, herkes onu oynasın” (çocuk olunca hayaller bu ciddiyet ve içerikte oluyor işte). Eh.. Tabi milleti yeni bir oyunu oynamaya ikna etmek için önce yeni bir oyun olmalı idi ortada. Bir akşam oturdum elimde neler var, neler yapabilirim diye baktım, düşündüm. Hem beceriye dayalı, hem biraz şans gerektiren, hem çekişmeye müsait, hem kalabalık oynanabilecek, hem de kolay öğrenilebilecek filan bir oyun gerekli idi. İşim zordu.
Bizim mahallede bir park vardı, eski püskü idi, küçük çocuklar bile pek sevmezlerdi. Düşünürken o parktaki aletleri de kullanarak futbol topu ile oynanacak küçük bir oyun geldi aklıma. Şimdilerde Moleskine’im içinde bir yaprakta yaşayan bu oyunun size göndermek için bir fotoğrafını çektim (Moleskin notundaki koordinatlar buraya tekabül ediyor). Moleskin’e aklıma geldiği kadarını yazdığım kurallar ilk kurallar idi, daha sonra bir çok ekleme yapıldı fakat ana tema pek değişmedi.
Bu oyun o kadar tuttu ki, farklı mahallelerden insanlar geliyorlardı oynamaya. Turnuvalar yapılıyordu ortaokul çocukları arasında. Öyle ki ben 2 yıl sonra İzmir’den Ankara’ya dönüp, Ankara’da geçirdiğim 3 yıldan sonra annemin yanına yeniden döndüğüm zaman hâlâ bu oyunu oynayan çocuklar görüyordum.
Oyuna isim koymak gelmemişti aklıma aceleden. Bu yüzden herkes kendisine göre bir isim buldu. Bizim mahallede farklı aşağı mahallede farklı isimler ile anılırdı. Fakat 1-8 en çok ve en bilinen adı idi sanırım. 4-5 yıl sonranın veletleri de bu şekilde anıyorlardı.
Eh.. Tabi 1-8′i bilmezsiniz siz. Öyle çelik-çomak, yılan, tornet gibi meşhur değildir. Fakat sırf PR eksikliği ve bu parkın aynısının başka bir yerde olmaması yüzünden 1-8′in Evka II sitesi sınırları içerisinde kalmış olması sizi yanıltmasın. O kadar zevkli idi ki yerel bir aktivite olarak nesilden nesile oynandı :)
Bu oyunda genelde iddia mevzusu gazoz filan oluyordu. Gazozlar da aynı mahalle içindeki bir bakkaldan alınıyordu tabi.
Oyun yüzünden bakkalın gazoz satışı artmış olacak ki, bakkal teyze oyuna sponsor olmuştu ve bir kutu beyaz yağlı boya ile top atılan duraklar ve kaydırağın alt kısmı boyanmıştı :)
(…)
Moleschino esefle sunar: Ali’den “Kuku kuku pense”!
Güzel sanatlar fakültesinin bölüm başkanı profesör/baskıcı/sert bir babanın, çocuklarına gereğinden fazla titizlenen İranlı/psikolog/öğretmen bir annenin çocuğu olmak, hem çok zordur hem de “kurbanı” yaratıcı olmaya iter. Mahalleden az arkadaşınız vardır, var olanlar da top oynamaya çağırmazlar sizi, çünkü ne “topa depmeyi” bilirsiniz ne de “üç kornerin bir penaltı” ettiğini…
Ne yapacaksınız? Siz de benim gibi kızlarla oynamaya başlayacaksınız elbet! Kızlar hem erken geliştiklerinden hem de 5-6 yaşındaki erkek haytalar onlara “fazla çocukca” geldiğinden ve daha o yaşlarda “olgun erkeklerden” hoşlanmaya başladıklarından, bendeniz ansızın kızlarla oyun oynarken buldum kendimi!
Şimdi sıra geldi bir kısmı “kırmızı noktalı”, kız oyunlarını anlatmaya…
Evcilik
Yeryüzünün muhtemelen en eski ve “ömür boyu” oynanmaya devam eden tek oyunudur. Kaç yaşında olduğunuz farketmez, 7’sinde de 77’sinde aynı kapıya çıkar! 7 yaş ve öncesinde oynanan hali, her iki taraf için daha az zararlıdır. “Evin hanımı” çamurdan yemekler yapar, erkek ise dışardan yemekte kullanmak üzere (sümüklü böcek, gazoz kapağı, çalı çırpı) çeşitli malzemeleri toplar ve eve getirir. Bir saat geçtikten sonra yalancıktan akşam gelir ve kızla erkek birbirine sarılarak uyuma numarası yaparlar.Doktorculuk
Evciliğin “level atlamış” halidir. Birbirine sarılarak uyumak artık “kesmediğinden”, taraflar sırayla hastalanır. Diğer taraf “Doktor” rolünü oynar ve karşı tarafın kukusuna/pipisine bakar. Oyun, her iki tarafın “ufkunu açması” yönünden son derece faydalıdır. Oyun, iyi bir aile kızının safça bir kıskançlıkla evde annesine “Benim niye Ahmet’inki gibi bir pipim yok?” diye sormasıyla ebediyyen sona erer. Bu aşamadan sonra temizinden bir “Osmanlı tokadı” ile tanışmak, sünnetten sayılır.Lambada
Lambada çılgınlığının azıya alıp da edepsizliğin arş-ı âlâya vurduğu o güzel günlerde kızlarla oynadığımız bir oyundu. Ayrıntılarını anlatmayayım, ayıp olur. Bir nevi “trencilik oyunu” diyelim en iyisi… Tek farkı, bu oyunda kimsenin en önde, yani şimendifer olmayı istememesiydi.Lastik
Eğlenceli tek kız oyunudur denilebilir. Uzun bir don lastiği ve bol sayıda kızla oynanır. Ayak bilekleri seviyesinde (birler) başlayan oyun, yavaş yavaş yukarı doğru yükselir. Önce baldır seviyesine (ikiler) yükselen lastik; sırasıyla diz kapağı (üçler), kalça (dörtler) ve hatta kalça (beşler) seviyesine kadar yükselir. Her seviye içinde bir seri farklı adımlamayı içeren oyunların (İspanyollar, İtalyanlar, Türkler gibi) gerçekleştirilmesiyle bir “kama” tamamlanır.Bu oyunun rakip mahalle ya da apartmandan kızların karşılıklı rekabetiyle kızışarak gerçek bir “deathmatch”a dönüşmesi de görülmedik şey değildir…
Saylon Galaktika
Aslında bir kız oyunu değildir ama anlatayım. Bir kâğıdın farklı uçlarında olacak şekilde, “n sayısı” kadar üçgen ve yuvarlak çizilir. Yuvarlaklar Saylonları, üçgenlerse Galaktika gemilerini temsil eder. Kurşun kalemin en üstündeki tepesinden bastırıp kağıt üzerinde kaydırarak karşınızdaki gemilerden birini vurmaya çalışırsınız. Kalemin dudaklar arasında tutularak, dille itilen şekli çok daha heyecanlıdır. “Space Arcade” oyunlarının tillahını daha o yıllarda yaratmıştık anlayacağınız :)…Arko ile “traş keyfi”
Aslında bu bir oyundan çok, genç dimağlar için hayvanlık yapma okasyonudur. Bunun için tercihan şehir merkezinde, önünden yol geçen apartmanlardan birinin üst katında oturmak gereklidir. Anne-babanın evde olmadığı, yağmurlu bir günde yapılan bu oyun için gerekli olacak malzemeler şöyle: Bol miktarda sofra peçetesi ve babanın traş köpüğü (basınçlı kutulu olanlardan).Yağmurlu bir günde, bir katını açacağınız peçetenin içine traş köpüğünü bolca sıkın. Peçetenin patlamamasına dikkat ederek yola bakan pencereye doğru yönelin. Aşağıdan hızla geçen arabaların üzerine artık bombalarınızı bırakabilirsiniz!
Her türlü isabet 1, ön cama isabetse 3 puan sayılır. Arabanın o panikle direğe ya da önündeki araçlara çarpmasıysa 20 puanlık bonus kazandırır. Araçlar ön camlarında patlayan bombayı silecekleriyle temizlemeye çalıştıkça, traş köpüğünün yağmurun da etkisiyle köpürmesi, oyunu daha da keyifli hale getirecektir. (Not: Bu hayvanlık bana değil, arkadaşım Dinçer Karaca’ya aittir.)
(…)
Not : Bu yazı bir Moleschino ortak muzurluğudur. Yukarıda oyun diye anlatılan yaramazlıkları yapanlar ise A. Murat Eren, Ali Işıngör, Atilla Aktuna, Erkan Tekman ve Hakan Uygun’dur.
Not : Fotoğraflar scienceduck ve A. Murat Eren’e aittir.


Zafer’in adı geçen yazısına yazdığım yorumu, eğer müsaade olursa, konunun bütünlüğü açısından buraya alıntılayayım:
Biz topla oynanan 9 Aylık, Havada 12 gibi oyunlar oynardık. 9 Aylık farklı kurallarla da olsa Tüm Türkiye’de biliniyor olmalı. 1 kale, 1 top ve bol miktarda oyuncu ile oynanır, oyunda topa 1 kez değebilirsiniz, size değdikten sonra top yere değerse topa tekrar vurursanız yanar ve kaleye geçersiniz. Ancak topu sektirerek 1 den fazla değeri olan gol atma şansını yakalayabilirsiniz. 9 sayılık gol yiyen oyuncu oyundan çıkar. Topu saha dışına atmak, topa el ile değmek yanmak ve kaleye geçmek anlamına gelir. Bol paslaşma içeren bir oyundur. Tam olarak hatırlayamasam da kaleci topu yakalarsa şutu çeken oyuncu yanıyor olabilir.
Havada 12 ise yaklaşık aynı kurallarla oynanır. Ancak gol atmak için topun havadan gelmiş olması gerekir.
Bir de 1 tek pota ile oynanan basketbol oyunu vardı. 1 Kişi pota altına geçer diğerleri 3 lük çizgisi üzerinde bir yarım daire olacak biçimde sıraya girer. Top en sağdaki oyuncudan başlayarak sırayla şut çekerek oynanır, basket atan tekrar şut çeker atamayan sıradakine verir. Eğer en soldaki oyuncu basket atamazsa posta altındaki en başa geçer. Belli bir sayıda basket yiyen oyuncu 1 ,2 ,3 gibi seviyeler alır ve bir seviyeden sonra oyun dışı kalır.
Lastik ip atlamanın bizim mahalledeki ismi “Çinçan” idi. 1′ler, 2′ler …. 8′lere kadar çıkardı. Kullanılan ipin gerçekten “lastik” olması, tercihen “don lastiği” olması lazımdı. Ama pahalıydı o lastikler. Bir de gerilip durmaktan çabuk eskirdi. O yüzden kimi zaman çinçana susamışlık kafaya vurunca, elde lastik de yoksa, semsert çamaşır ipleri ile de oynanırdı, ayak ve bacaklara ipin sürtünmesi sonucu kat kat derisi sıyrılırdı insanın.
Bugün birisi “Düygü gel çinçan oynayalım” desin, gelsin bir don lastiği ile, hayır demem, hemen oynarım orada. O kadar da severim yani…
Benim çok sevdiğim bir başka oyun da “sek sek”ti elbette. Kız oyunu denilebilir belki ama bizim mahallede oğlanlı kızlı oynanırdı. Bu oyun için gerekenler, sokakta yakınlarda yeni yapılmakta olan bir binanın çevresinden rahatlıkla bulunabilecek bir parça alçı (tebeşir niyetine) ve düz bir taş (mermer olursa lö leziz). Yine 8′e kadar kareler çizilirdi. Biliyorsunuz eminim gerisini. Yıllar sonra üniversitede bölümün bahçesine çizdik de çatır çatır oynadık vallahi. :)
“Endötura biiir kiiii üüüç” diye bir oyun bilen var mı? Hep gülümsetir beni bu oyun şimdilerde düşündükçe. Zira küçükken endötura şeklinde, bir melodi ile telaffuz edip, bir anlamı olduğundan habersiz olduğumuz bu kelime(?)nin, ortaokulda Fransızca öğrenmeye başlayınca “un deux trois” (fr. bir iki üç) olduğunu anlayınca çok gülmüştüm :) Oyun tam olarak nasıl oynanıyordu hatırlamıyorum. Hatırlayan, bilen varsa anlatsa ne güzel olur.
Efendim, çocukluğu sokaklarda hava kararana kadar oyun oynamakla geçmiş bendenizin anlatacağı oyunlar saymakla bitmez elbette. Lafı çok uzatmamak için ben de sizlere kendi uydurduğum, dünyanın başka bir yerinde oynandığını pek tahmin etmediğim, nitekim dünya üzerinde sadece bir kere oynanmış, ileri zeka ürünü bir oyundan bahsetmek isterim: “İttirmece”. Bu oyun için gerekenler:
-Sokakta oyun oynanamayacak kadar soğuk bir kış günü.
-Bu kış gününde annenin altın günü yapması.
-Dolayısıyla eve annenin arkadaşlarının ve onların çocuklarının doluşması.
-Bu çocukların bütün gün yapılacak her türlü şeletliği yapmaları, oynanabilecek her türlü oyunu oynamaları, kardeşlerin birbirleriyle kavga etmesi olsun, akvaryumdaki balıkların tuvalete atılması olsun, akla gelebilecek her türlü ekşının gerçekleşmesi.
-Sonunda çocukların çok sıkılması.
-Benim gibi ileri zekası az bulunur cinsten bir çocuğun dünyanın en keyifli oyununu bulmuşçasına ikna edici bir ifade ile “haydi ittirmece oynayalım” demesi. (Tercihen, Pardusman duruşu ile)
-O anda poposundan uydurduğu ittirmece kurallarını anlatması. (Eheh ne kadar karmaşık olabilir ki).
-Oyuna start verilmesi üzerine ittirilip yere düşen ve iki ön dişini marleye çarpmak sureti ile kıran ilk (ve son) kişi olması.
-Annenin gelip yerdeki iki küçük mine parçasını görüp “Ne yaptın a benim gerizekalı kızım” demesi. (Bu söz bir nevi futboldaki üç kez çalınan düdüktür.)
Evet.
(Dişleri kırmanın ne kadar keyifsiz bir hadise olduğunu bilenler bilir :(
Duvardan Duvara: Bornova 9 Eylül İlkokulu’nun bahçesinde, okulun arka tarafından önüne geçmeyi sağlayan küçük sokağın kapatılması sonucu binanın yanında oluşan çok dar kaldırımlı karşılıklı duvarlarda oynanan bir oyundur. Bu iki duvarın ortasında durularak birkaç kez tekrarlanan ‘Duvardan duvara oynayanlaar elime mum diksin’ nağmelerinden sonra yeterli sayıda kişinin toplandığına kanaat getirilince avuç kapatılır ve oyunun başladığı ilan edilir. Herkes kendini bir duvara atar, son kalan ebe olur. Amaç ebe size değmeden karşı duvara geçmenizdir. Karşı kaldırımın üstünde olduğunuzda dokunulmazsınız. Ebenin amacı ise birine değip: - Ebelik sende! diyerek bu zevksiz konumdan kurtulmaktır. Karşı duvara kendinizi atarken Ebe ile dalga geçmek, Tarzan naraları atmak, geçecekmiş gibi yapıp geçmemek adettendir. Ebenin motivasyonu oyunda önemli bir rol oynar, sizi laf olsun diye kovalamaya başladığında risk alıp ebelenmek olasılığını artıran başka biri ebe oluveririr. Bu oyun ekip çalışmasını da destekler, kaldırım üzerinde ve duvara değmekte olan bir kişiye değdiğinizde yine ebelenmezsiniz. Ekip ruhunu abartıp bu şekilde karşı duvara dek elele tutuşmak Ebe’nin küsüp gitmesini sağlamakta ve başka biri ebeliğe gönüllü olmazsa oyunu sonlandırmaktadır.
çelme kırmaca: camide (ya da halı zeminli başka bir yerde), en az 2 kişi ile oynanır. oyunun bir adet ebesi (aslında ebe demezdik buna..zaten ebe olmanın mantığına aykırı olarak, ebe olmak bir başarıdır) vardır. ebe kaçar, onun dışındaki iştirakçiler ebenin ayağına çelme kırarak onu düşürmeye çalışırlar. çelme kırmaktan başka bir şekilde düşürmeye çalışmak yasaktır. ebeyi düşürmeyi başaran yeni ebe olur.
çocukken oynadığım oyunların arasında en zevkli olanı diyebilirm bu oyun için.
Bisikletli saklambaç: Yazlık sitelerde 2 bisiklet ve kızlı erkekli çok kalabalık gruplarla sadece geceleri oynanır. Gelişmiş versiyonunda ebeler fener de kullanabilir. Oynama alanı, site içindeki önceden belirlenmiş sokaklar üzerindeki bütün alandır. Genellikle ağaçlık ve ormanlık alanlar oyun dışında bırakılır. Ebeler (2 kişi) bisiklet üstünde bütün grubu ararlar ve bisikletten inmeleri yasaktır. Saklanan kişiler saklanacakları yerlere toplu olarak gitmek ve önceden belirlenen bir mesafeden (10 metre gibi) daha fazla ayrılmamak zorundadır. Bütün ara sokaklar, inşaatlar, bahçeler, ağaç tepeleri saklanılabilen yerlerdir. Grup içinden görülen (ve belli bir mesafeye kadar yaklaşılan) ilk 2 kişi bir sonraki oyunda ebe olur. Oyun genellikle muhabbet ederek hafif saklanarak yürünürken uzakta ebelerin görünmesi ile ilk kuytuya sığınma şeklinde gelişir.
Çocukluk yaşlarında ebe olmak muhabbete uzak kalmak anlamına geldiği için toplu yakalanmalarda ilk yakalanan olmamak için büyük koşulara, kol bacak parçalama pahasına bahçe duvarı üstünden balıklama atlama sahne olurken ergen yaşlarda bazı kız-erkek çiftlerinin her oyunda hemen yakalanmaları ve grubu çok zor bulmaları gözden kaçmaz.
Aranızda kibrit kabı oynayanınız var mı? Gazoz kapağı modası azalmaya başladığı zamanlar kibrit kabı toplanırdı, Malatya’nın dereleri vardı cadde kenarlarında harığ denirdi, Bu derelerin kenarları nedense kibrit kabı dolardı oralara kibrit kabı toplamaya giderdik. Sonra sal bir taş bulurduk ve herkes 20′şer 30′ar ikiye katlayıp katlı tarafı yukarı gelecek şekilde dizerdi bildiğimiz bilye(misket) oyun kuralları geçerliydi. Birde bunun duvar dibi çeşidi vardı tabi, duvara en yakın atana ver 20 kbrit kabı…
Birde kayış oyunu vardı ki mahallenin en zevkli oyunuydu. Bir kişi ebe olurdu diğerlerine bir evin yan tarafında bir küme çizilirdi oraya toplanılırdı ebe saklardı kayısı kayışa yaklaşıldıkça sıcak sıcak diye bağırırdı kayışı bulanın gözü dönerdi ve önüne gelene yapıştırırdıFado halanın evi vardı bacası aşağıdaydı hep oraya saklanırdı kayışlar.Ama daha bulunnamazdı aşağı düşerdi,Orada hala bir sürü kayş bulunduğu kanısındayız. Tabi Sinan diye bir aaagadaş vardı ki onun eline düşene Allah yardım etsin. Gavura vurur gibi vuruyordu:)
Develeme oyunu vardı bazı yerlerde topaçda denir bunu zaten herkes oynamıştır.
Ben de meren’in yaptığı gibi bir oyun icadında bulunmuştum. Ancak benimkisi biraz tembelliktendi. Anlatayım.. Oyunun adı “oturarak maç” tı. Çardak dediğimiz yerde oynardık. Çardağın içinde 4 adet, her biri çardağın bir yanına gelen banklar bulunurdu. Bu bankların altındaki boşluk, kale olurdu. Her oyuncu bu banklardan birine oturur, kendi kalesini korumaya ve karşısındaki veya yanındaki diğer 3 kaleye ayağıyla, yerinden kalkmadan gol atmaya çalışırdı. Ellerini banktan ayırmamak koşulu ile, uzanıp gol atmakta mümkündü. Sayısız saatler bize eğlence yaşatan ve yormadan, koşmadan maç yaptıran bu oyun, mahallede oldukça sevilirdi. Ancak oynamaya müsait olan banklar sadece bir yerde bulunduğundan buradan dışarıya çıkmamıştır bu oyun sanıyorum.
Bir de hayvan oyunu diyebileceğim, “zındır zımba” denilen oyun vardı. Ebe, tek ayak üzerinde sekerek, oyunculara dokunarak ebelemeye çalışırdı. Bu esnada sekerken yanlışlıkla diğer ayağı yere değerse diğer oyuncular, ebe kale tabir edilen güvenli bölgeye kaçana dek onu tekmeleyebilirlerdi.
“Mendilimiz köşe köşe” denilen oyunda ise oyuncular iki ayrı takıma bölünür, önce bir takım el ele tutuşurdu. El ele tutuşmayan diğer takım “Mendilimiz köşe köşe, bizden size kim düşe?” diye sorarlar, el ele tutuşanlar da seçtikleri (genellikle en küçük ve güçsüz) oyuncunun ismini bağırırlardı. İsmi söylenen oyuncu, karşı takımdan el ele tutuşan iki kişinin arasına (genellikle yine en güçsüzleri seçerek) koşarak çarpar ve ellerini ayırmaya çalışırdı. Elleri ayıramazsa onlara katılır, ayırırsa seçtiği birini kendi takımına götürürdü.
Yakartop ve istop (stop denmek istemiş sanırım :) ) dediğimiz güzide oyunlarımız da mevcuttu tabii.
Mendilimiz köşe köşe”yi biz başka sözlerle oynardık: Menekşe! Mendilin düşe! Bizden size kim düşe? Oyunun sonunda oyuncusu kalmayan takım kaybederdi. Bir kız oyunudur.
Bir başka kız oyunu da yüzük kimde oyunudur. Ebenin avucunun içinde bir yüzük olur. Diğer oyuncular sırayla dizilmiş olarak oturmaktadırlar. Oturanlar iki ellerini avuçiçleri birbirine bakacak şekilde birleştirir. Ebe iki avucu arasında gizlediği yüzüğü diğerlerinin avuçlarının arasında sırayla dolaştırırken birine gizlice bırakıverir. Oyunda amaç yüzüğün kimde olduğunu bulmaktır. Ebe yüzüğü sakladıktan sonra eline havlu veya eşarp gibi bir şeyden yapılmış bir sopa alır. (Sopa haline getirmek için havlu önce ikiye katlanır. sonra ip büker gibi bükülerek sertleştirilir.) Ebe oyunculardan istediğine yüzük kimde diye sorar. Bilen ebe olur. Bilemeyene bu ’sopayla’ vurur.
Bir de bizim evcilik oyunu bağlamında bebeklere kazete kağıdından elbise dikme seanslarımız vardı ki tadı ençok damağımda kalan oyun budur. Çünkü bu elbiseler model model olurdu. Her çocuk yaratıcılığını konuştururdu.
Yorum yapmak değil bir soru sormak istiyorum.
Ortada sıçan oyununu nasıl oynardık ?
Ortada Sıçan en az 3 kişi ile oynanır. Ne kadar çok kişi olursa, sıçanın sıçan olarak kalma süresi uzar. Kolay bir oyundur.
Amaç, sıçan olan kişinin topu kapması, diğerlerinin de topu sıçana kaptırmaması için aralarında paslaşmaları olarak özetlenebilir. Top ile artistlik yapmak tehlikelidir, zira en fazla bu şekilde top kaybedilir.
ya benim bildiğim o kuku kuku pense değil…kutu kutu pense değil mi???ama çok güzel bir oyun ama artık yaşım geçtiği için oynayamıyorum…anasınıfında oynardık arkadaşlarla şimdi ise boş şeylerle uğraşıyoruz.belki oda boş gelir size ama hiç olmazsa arkadaşlarımla birlikte birşeyler yapıyodum , şimdi her dakika tartışma 9 senelik arkdaşlarımla bile o anasınıfındaki sevgimiz yok…
Sitenizi çok beğendim,keyifle sonuna kadar (gönderilmiş mailler dahil)okudum.
Salon oyunları dediğimiz; kalabalık 10 kişi ve fazlasıyla oynadığımız oyunlar olurdu.( 60′lı yıllardı)
Ben küçükken misafirliğe gittiğimizde (yılbaşı - ev partileri gibi) yetişkinlerin oynadıkları oyunlardı bunlar..
Pek hatırlıyamıyorum ama onları bilenler olursa lütfen yazar mısınız?
Bu yılbaşı-bayram tatilinde toplanıp oynasak diyorum.
Dışarıda geçiremiyeceksek bu geceleri, evlerimizde eskisi gibi kahkahalarla,neşeyle insani ilişkilerimizin sıcaklığını hissederek birazcık çocuklaşsak da; tv.’nin esiri olmaktan bir nebze kurtulsak ne dersiniz?..
Sevgilerimle.
ya ben okul öncesi öğretmenliği bölümünde okuyorum.sayfa bana çok yardımcı oldu ödewim için.hazırlayanlara milyonlarca kez teşekkürler.:)
Arkadaşlar her kim bu siteyi düşünmüşse ve tüm katkıda bulunan arkadaşlara teşekkür ederim.Ana okuluna giden küçük oğlumun öğretmeninin bana verdiği ödevi:) sayenizde buldum.Çünkü bu oyunlardan birkaçını sınıfta tatbiki olarak çocuklara göstermek için söz vermiştim.Hatırlamamı sağladığınız için Tekrar teşekkürler.
Dombik derdik.Üst üste dizilmiş olan taşlara bir kişi topla belli mesafeden vurup yıkmaya çalışır.Yıktığı anda herkes kaçar.Ebe topu kaptığı gibi kaçanlara topla vurmaya çalışır.Herkes yakalana kadar birtaraftanda vurulmadan taşları üst üste dizmeye çalışır.Eğer taşların dizilişi başarıyla tamamlandıysa ebe yeniden ebe seçilir.Eğer tamamlanılmadıysa ebe birini seçer.
Hülya Hanım’ın anlattığı oyuna “bizim mahallede” dominik derdik.
Ses benzeşmesi ilgimi çekti, yazayım istedim…
Merhaba arkadaslar,
ben Almanyada yasiyorum ve burda bir projemiz var ayda bir 50 yasinin üzerindeki alman ve türk bayanlarla bulusup, kendi kültürümüzü ve onlarin kültürleri hakkinda konusuyoruz. Bu ayki konumuz cocuklugumuzun oyunlari idi. Almanlar 52-80 yas civarindaki bayanlar, türk bayanlar ise en yaslisi 65 yasinda. Cok güzel gecti, cocukluk oyunlarimizi düsünüp sunduk, söyle ki; 1. ismini bilmediyim ip oyunu daire seklindeki 1m lik ip ele gecirilip degisik sekillerde parmaklarla alinip hali desenleri ve cesitli sekiller ortaya cikiyor(bunu Almanlarda biliyordu ama unutmuslardi, hatirladilar). 2. Yag satarim, Bal satarim grup oyunu idi (bunuda biliyorlardi ama tabi almanca sözlü).
3. Karadenizli arkadaslarin findikla yaptiklari firildak veya Topac oyunu idi (bunuda alman arkadaslar cok ilginc buldular biz o zamanlar buna para verip sahip oluyorduk kimsenin aklina findikla yapma fikri gelmedi iyi bir bulus dediler). 4. Bes tas oyunu bunu hic bilemediler ve tanimiyorlardi. 5. Pecic bu oyunda benim sehrin veya yörenin oyunu. Kiliste kis geceleri veya bagda bu oyunu bizler cok oynardik. Kizma birader oyununa benzer ama özelligi kumastan dikilmis olmasi ve zar yerine atilan taslarin tatli su midyesi denilen ilginc taslardan yani midyelerden olmasi ve kolayca cebe konulup rahat tasinilir özelliyi olmasi (alman arkadaslarin cok ilgisini cekti ve sparis dahi verdiler dikmem icin)
Onlarda bizlere kendi oyunlari olan ip atlama, seksek ve belde cember cevirme gibi bildiyimiz oyunlar ve cocukluk sarkilari söylediler. Sonuc olarak cok neseli ve zevkli bir gün gecirip bir kac saatlik da olsa cocuklugumuzu yasadik. 50den - 80 e hoplayip zipladik. Sonuda söyle dendii ” o zamanlarda ne televiziyon ne telefon ne de internet vardi ayni oyunlari , kimimiz Türkiyede kimimiz Almanyada nasil oynadik” diye soruldu. Bende “Hepimiz Adem ve Havanin cocuklari degilmiyiz” diye yanit verdim.
“Icinizdeki cocugu yasatmak” dilegiyle, selamlar!
çocukken oynanan bu oyunları yazmanız gerçekten çoook iyi bize çocukluğumuzu hatırlattanız.bu oyunların çoğu unutuldu.şimdiki çocuklar sadece internet oynuyor.
merhabalar,
ben bu oyunlarin hatirlanmasini ve yastilmasini dilerim. Cünkü bu oyunlar bizim Türk kültürünün bir parcasi. Her ne kadar bazilari cirkin bulsada bunda bir cirkinlik yoktur, zamanin gerktirdigi ölcücde insanoglu kendi bilincigle buldugu seylerle zamanini degerlendirmeyi bilmistir.
Bu gün oynanilan Gemboy ve diger elektronik cihazli bilgisayar oyunlari belkide 40 veya 50 yil sonra eski moda olarak animsanacak. O zamanda yine bu oyunlara cirkin diyemeyiz. Zamana göre hersey degismektedir, önemli olan bunun bilincinde olmaktir.
Simsek arkadasin dedigi gibi karsi tarafa ve kendimize zarar vermemek sartiyla ve yesil alan buldugunuz müddetce temiz havada bol oyunlu günler dilerim.
Selamlar
hey arkadaşlar bana eski günlerimi hatırlattınız sanki yıllar öncesine geri döndüm. Oğlumun ödevi için araştırma yaparken bu sayfaya rastladım ve çok mutlu oldum. iyiki düşünülmüş böyle güzel bir sayfa herkese çok teşekkür…
Merhaba Arkadaslar, bizim cok oynadigimiz birde Yag satarim oyunu vardi.
5-6 kisi daire seklinde dizilir ve yere cömelinir. Ebe bunlarin dis etrafinda, elinde mendil ile gezer ve hep beraber su sarki söylenir
Yağ satarım, bal satarım
Ustam ölmüş ben satarım
Ustamın kürkü sarıdır
Satsam on beş liradır
Zam-bak, zum-bak
Dön arkana iyi bak
der ve mendili birinin arkasina yere birakir. Fark eden oyuncu mendili alip ebenin pesinden kosar, yakalayamazsa ebe kendisidir aynen yine devam edilir. Ama yakalarsa, ebe tekrar ebelik yapip yine sarki söyleyerek gezecektir.
Iyi oyunlar dilerim!
Ayyy bir oyun daha aklima geldi, bunuda yazamadan edemiyecegim. Hem bu oyunlar cocuklarin ev ödevlerinede yariyormus bari benimde bu ödevlere katkim olsun. :))
DEV oyunu, 4 veya daha fazla oyuncu ile oynanilir. Cocukiken mahallaede cok oynardik.
Oyuncular karsiya dizilir, biri dev olmak icin, oyuncularin karsisina gecer.
Oyuncular: “Dev dev ne yapiyorsun” derler.
Dev: “Yatiyorum” der. Tüm oyuncular devin karsisinda yatarlar, devde yatar.
Oyuncular: ” Dev dev ne yapiyorsun” derler
Dev: “Kalkiyorum” der. Oyuncularda kalkar.
Oyuncular:”Dev dev ne yapiyorsun” derler.
Dev: ” Disimi fircaliyorum” der, (veya üzerimi giyiniyorum, aykabimi giyinyorum, sacimi tariyorum gibi seyler söyler ve oyuncularda taklit eder, ta ki;
Oyuncular :”Dev dev ne yapiyorsun” deyip de
Dev: “sizi yemeye geliyorum” diyene kadar oyuncular aynisini yapar. Ama “sizi yemeye geliyorum” kelimesini duyunca herbiri bir yere kosar ve devde arkalarindan. eger birini yakalarsa onu yermis gibi yapar ve artik dev olma sirasi ona gelmistir ve oyun yeni bastan baslar.
Bu oyunu baska bilen varmi acaba cok merak ettim, yazarsaniz sevinirim.
Bol oyunlu günler dilerim.
çook güzel olmuş çokçok güzel
çok güzel hazırlanmış açıkçası harika
“Oyuncular iki takıma ayrılır ve bir daire oluştururlar, top yere vurulur, topu tutan çocuk karşı takımdan birini vurursa kendi takımındakiler ötekilerin sırtına biner. Sırta binenler topu birbirlerine atarlar. Top yere değmeden ilk çocuğa gelirse, her çocuk bindiği oyuncuyu değiştirir. Topu tutamazlarsa alttakiler topu tutup diğer takımdan birini vurmaya çalışırlar. Vurmayı başarırlarsa diğer takımın üzerine binerler. Oyun böylece devam eder.” yukarıda anlatılan, Anadolu köylerinde oynanan, çocuk oyununun adı nedir?
Bu oyunun ismini hatirlayan var mi acaba?
“Oyuncular iki takıma ayrılır ve bir daire oluştururlar, top yere vurulur, topu tutan çocuk karşı takımdan birini vurursa kendi takımındakiler ötekilerin sırtına biner. Sırta binenler topu birbirlerine atarlar. Top yere değmeden ilk çocuğa gelirse, her çocuk bindiği oyuncuyu değiştirir. Topu tutamazlarsa alttakiler topu tutup diğer takımdan birini vurmaya çalışırlar. Vurmayı başarırlarsa diğer takımın üzerine binerler. Oyun böylece devam eder.” yukarıda anlatılan, Anadolu köylerinde oynanan, çocuk oyununun adı nedir?
bu sorunun cevabını bilen varmı?
bizde mahallemizde 9 taş oynarız.herkese bu oyunları oynmalarını tavsiye ederiz,sitenizi beğendik.
her konu da inanılmaz bilgi veriyosunuz bu siteyi yapan ve kuranlara tesekkürlerimi iletirim
anlatılmaz bir bilgi verdiğiniz insanları bilgilendirdiğiniz bu konuya yöneldiğiniz ve yönettiğiniz için teşekkür ederim sevgili okuyanların mealleri bekliyorum saygılar yarensu bilgehan GÜZEL
gercekten bole gusel bır sıte hazırladıgınız için tesekkur ederız…odev konusunu bıle unuttuk ole okuoyruz yorumları..cok eglencelı..tekrara saolun…
Çok harika emeği. geenlere teşekkür Çocuklarımızın zaman geir bunlara ihtiyaco olur saygılarımla
merhaba arkadaşlar bu oyunlar çok müthiş benim performans ödevimden 100 almamı sagladı ben hayatım da ilk defa böyle bir güzel site buldum
satranç
satranç bir zeka oyunudur.
iki kişi oynanır.
8 tane piyonu vardır.piyonlar düz gider, çapraz yerler.oyunun başında iken 2 adım gider, sonra 1 adım gider.çaprazında rakibin taşı varsa yer.kale çapraz hariç her yöne gidebilir ama 1 yöne gidilir.at L çizerek gider.
yani 2 düz 1yan gider.fil sadece çapraz gider ve uçarrrrr.
biz cocuklugumuzda biraz vahsi oyunları denerdik.kim dogdugunda bu yana istanbulda yada oyun oynayamayacak kadar kalabalık bi şehirdeki…en cok sevdigimiz oyun ıhlamur agacına en erken kim tırmanır.ayaklar yok sadece eller.yukarı en erken cıkan en gec cıkanın sırtında en az bir sokak boyunca giderdi.daha nice acayiplikler işte
ya çok sağolun abiler ve ablalar benim işime çok yaradı bunlar birkez daha size teşekkür ederim.
Gerçekten harika bir site olmuş bu site sayesinde hem çocukluğuma geri döndüm hem de şimdiki oyunların ne kadar farklı olduğuna bir kez daha şahit oldum. Sınıf öğretmeni olduğum içinde bu siteniz inanılmaz işime yaradı. Öğrencilerimize araştırma verirken onlar sayesinde buldum. Bir çok konuda bu kadar yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim. Geçmişimiz geleceğimizi yazar. Bu oyunların unutulmaması ve devamını umarım
gerçekten aradığını bulabildiğin çocuklar için eğiticibir site
çook güzel olmuş. çocukluguma geri döndüm.oglumun ödevi vardı.aç kapıyı bezirgan başı oyununu hatırlayan varsa yazsın .teşekkürler
Merhabalar, yorum yazan arkadaslari hep okuyorum. Bu gün bir baktim bir kardesimiz “ac kapiyi bezirgan basi” ni soruyor bu oyunu gercekten bu gün okuyana kadar unutmustum aklima dahi gelmemeisti ama hatirladim ve hatirladigim kadari ile yazmaya calisacagim.
Bu oyun icin en az 4 oyuncu gerekir. Iki oyuncu Bezirgan basi olur ve karsilikli durup iki ellerinitutup köprü yaparlar. Diger 2 veya daha cok cocuklar bunun altindan gecmeleri gerkiyor. Gecerkende tek tek her gececek cocuk
“Ac kapiyi bezirgan basi” diye sarki söylerler.
Bezirganlarda ellerini yukari kaldirarak gecirirler veya gecirmek istemediklerini, ellerinin arsinda hapis ederler ki bu cocuk artik bu bezirganlarin birinin yerini almasi gerek. Oyun böyle tüm cocuklar gecene kadar ve herkes bir kere bezirgan olana kadar sürer. Benim hatirladigim kadari ile böyle idi , insallah faydali olmusumdur. Selamlar
Bahar’ın yazdığı “Bezirgan Başı” oyununa hatırladığım kadarıyla ek / düzeltme yapayım dedim :
Oyun içerisinde oyuncular bezirganların önünde sıraya girerler ve hep birlikte aşağıdaki tekerlemeyi söylerler
Oyuncular : “Aç kapıyı bezirgan başı”
Bezirgan Başı : “Kapı hakkı ne verirsin?”
Oyuncular : “Arkamdaki yadigar olsun”
dedikten sonra sırayla bezirganların açtığı kapıdan geçmeye başlarlar, bu arada bezirganlarda “1 sıçan, 2. sıçan, 3. kapan” tekerlemesi bittiğinde geçmekte olan oyuncuyu yakalarlar.
Aslında tekerlemeleri müzik olarak ekleyebilsek güzel olurdu ama neyse…
Merhabalar,
Hakan Beyin yazdigim “Bezirgan Basi” oyununun düzeltmesi icin cok tesekürler, ben cok unutmusum ama neyseki bu oyunu bilip hatirlayan oldu ve onun düzeltmesinden sonra hatirladim. Gercektende öyle yazildigi gibi olurdu.
O zaman son düzeltmeyide yapip oyunun nasil
oynandigini bir toplu sekilde yazalim.
Bezirgan Basi Oyunu
Bu oyun icin en az 4-5 oyuncu gerek. Iki oyuncu Bezirgan basi olur ve karsilikli durup iki ellerini tutup kapi yaparlar. Oyuncular bezirganların önünde sıraya girerler ve hep birlikte aşağıdaki tekerlemeyi söylerler.
Oyuncular : “Aç kapıyı bezirgan başı”
Bezirgan Başı : “Kapı hakkı ne verirsin?”
Oyuncular : “Arkamdaki yadigar olsun”
dedikten sonra sırayla bezirganlar ellerini yukari kaldirarak açtığı kapıdan geçmeye başlarlar,
bu arada bezirganlarda “1 sıçan, 2. sıçan, 3. kapan” tekerlemesi bittiğinde geçmekte olan oyuncuyu yakalarlar. ellerinin arsinda hapis edilen bu cocuk artik bu bezirganlarin birinin yerini almasi gerek. Oyun böylece devam eder ve her yeni oyunda yeni bir cocuk ebe yani sican olur ve kapana yakalanir.
Biz bu oyunu cocuklugumuzda 20 yil evel Kilis” te oynardik.
Merak ettim acaba baska hangi sehirlerde oynandi?
Eglenceli oyunlar dileyimle.
kardesimin proje ödevi var.5 tane oyun seçilip nasıl oynandığı,nerede oynandığı,kaç kişiyle oynandığı,oyunun adını ve resmini yapılcak.Ama ben internetten pek bişi bulamadım.Sonra bu siteyi gördüm.Bana yardım ederseniz çok sevinirim.şimdiden tesekkürler!!!(oyunun anlatımı mümkün olduğunca uzun olsun)
Çizgisiz dosya kâğıdına, soldan 3 santime kırmızı çizgi çekip, güzel bir el yazısıyla da yazalım mı?
çok güzel olmuş yav bune güzel bir site ödevlerimi yapmama yardımcı oldu ve 100 aldım sağolun.
köşe kapmaca oyununu bilen varsa bana yazsın ..kısa değil ama uzun olcak
bence ençok oynanan oyun aç kapıyı bezirgan başı oyunudur????????????????????
neden ingilizce karşılıklı kelimeler yok
yerden yüksek
çok kötü bir program
niye ingilizce türkler bu siteye giriyor.ve aradığımı bulamdım ve neden ara dükmesi yok
nedense biz bu sitenin hakkını yemişiz.ama biraz tam olarak değil.mesela ben üçüncü sınıfa gitmekteyim bizim ödevimiz var aç kapıyı bezirgan başı oyunu arıştıracaz bende internette araştırdım.baktım ki busürü oyun var.ben o ödevmi nasıl çıkarttayım.ara dükmesi de yok eee ne kalıyor teker teker bakmak geliyor tek tek te bakamayız gözümüz ağırır.bence bu site fazla iyi değil.insanların gözleri ağırır.
size sesleniyorum halkım.fazla bu siteye girmeyin.size uyarım.
Siteye katkilari olan herkesi tebrik etmek istiyorum.”.Bir kac oyun bulabilirsem iyi olacak “niyeti ile girdim ama o kadar cok faydalandim ki anlatamam.Icimdeki o cocugun gönül telini titrettiniz.
tesekkürler..
rengin
gerçekten sitenizi çok beğendim keşke böyle sitelerçoğalsa televizyonlarımızın başındn kalkıp pyun oynasak oyunlar sadece küçükler için DEĞİLDİR ….
çok güzel bir sayfa
[…] Anafikir.com’da ben de zaman zaman bahsetmişimdir. Daha önce burada bahsetmiş olduğum Moleschino‘da Hakan Uygun çok hoş bir yazı kaleme almış eski çocukluk oyunlarımız ile ilgili. […]
bende resim ögretmenligine hazırlanıyorum hocam cizim yapmam icin odev olarak cocuk oyunlarını verdı ve gercekten burası cok ısıme yaradı bırcok fıkır edındım tesekkur edıyorum
Kısa bir değneğin altını sivriltip üzerine açılan iki oyuğa tavuk tüyü yerleştirilerek yapılan, sopayla vurulduğunda döne döne havalanan oyuncaklar vardı eskiden arkadaşlar.adını hatırlayan varmı.
Merhaba!
Bu sitenin oluşmasında emeği geçen herkesin eline, yüreğine sağlık. Bezirgan başı, çinçan, mendil kapmaca, beştaş (kızımla beştaş oynarken kızımı deli etmek hoşuma gidiyor):)) dombik ne güzel oyunlardı bunlar. Obezite çocuklarımız yoktu en azından…
Yeniden Merhaba!!
Unuttuğum bir şeyi yazmak için geri geldim.
Neden İngilizce???? bunlar bizim yöresel oyunlarımız böyle bir sitede ayların ingilizce yazılması bile nostaljiyi köreltiyor…
ya ben beyen medim açıkçası ne o öle daraltıcı kötü resim aaaaaaaaaaaaaaaaa aaaaaaaaaaaaaaaa çıçıçı.!!!!!!!!!!!!!!!!!
mrb arkadaşlar sınıf öğretmenliği öğrencisiyim oyun dersinde konum sınıfa bir şarkı öğreteceğim ve öğrettiğim şarkıyı da oyuna uyarlayacağım hem şarkılı hem de oyunu olan bir oyun biliyormusunuz? çok şey istediğimin farkındayım ama ne yaparsınız işte şimdiden teşekkürler, çok güzel bi site çocukluğuma döndüm…
[…] Ayrıca bkz.: Eski Çocuk Oyunları […]
Merhabalar,
Geçen gece uykusuz yatağımda dönerken çocukluğumuzda sokak arasında oynadığımız oyunlar geldi aklıma… Blogum için yazacak güzel bir konu olduğunu düşündüm ve hemen elime kağıt kalemi alıp aklıma gelenleri not almaya başladım. Az önce unuttuklarım var mı acaba diye araştırma yaparken sitenize rastladım. Öncelikle Tebrik ederim… hem güzel bir konuya değinmişsiniz hem de zaten eğlenceli olan bu konuyu esprili bir dille anlatarak daha da zevkli hale getirmişsiniz. Şimdiki çocukların bunların çoğunu bilmemesi onlar için ne kadar büyük kayıp değil mi? Ne kadar acı ki araba yarışlarıydı vurdulu kırdılı savaşlardı derken sanal dünyalarda televizyon-bilgisayar arasına sıkışmış çocuklar yetişiyor. Üzülüyorum sokak aralarında yaşadığımız keyifli anları yaşayamadıkları için…
Madem bu kadar güzel bir çalışma yapılmış…. ben de birkaç ekleme yapayım…
….Ebe bana vurma dondurma….
Bu oyun için en az 3-4 kişi gereklidir. Dar bir sokak arasında bir kaldırımda ebe diğer kaldırımda çocuklar bulunur. Ebe Duvara yüzünü dönerek “ebe bana vurma dondurma herkes yerinde” tekerlemesini söyler önce… Herkes karşı kaldırımda deli gibi hareketler yapar… Sonra ebe tekrar arkasını dönerek “ebe bana vurma dondurma” der ve hızla arkasına döner bu sefer. Ebe tekerlemeyi söyleyene kadar diğer oyuncular ebeye mümkün olduğunca yakşalır ama arkasını döndüğünde herkes değişik bir pozisyonda kımıldamadan heykel gibi durmalıdır. Oyuncular ebeye iyice yaklaşana kadar bu aşama devam eder. Hatta ebe arada çıkıp heykel taklidi yapan oyuncuları güldürmeye falna çalışır. en ufak bir kımıldanma kıkırdama olursa o kişi ebe olur. Artık oyuncular ebeye iyice yaklaştığında oyunun en heyecanlı yeridir. Ebe son tekerlemesini söyleyip arkasını döner dönmez birisi ebenin sırtına “ebe” diyerek vurur ve herkes karşı kaldırıma kaçışmaya ebe kovalamaya başlar. Eğer birini yakalayıp ebelemeyi başarabilirse artık o kişi ebe olur. Yok başaramazsa ebeliğine kaldığı yerden devam eder…
…Don-Ateş…
Bu oyunda en az 3-4 kişi ile oynanan bir oyun. Bunu çok net hatırlamıyorum ama.. Bir kişi ebe seçilir. Bu kişi don olur. Diğerleri ateş… oyun başladığına ebe diğer oyuncuları kovalar ve yakaladığına don diyerek onun hareketsiz kalmasını sağlar… Diğer oyuncular ebeye çaktırmadan don olan oyuncuya yaklaşıp ateş diyeren onu oyuna geri döndürebilirler. Eğer ki ebe diğer oyuncuların tümünü don yapmayı başarırsa ebelikten kurtulur bir başka ebe seçilir.
…Sulu Balon…
Bu da benim çocukluğumda yazların en sevdiğim oyunlardan biriydi. Bizim uydurduğumuzu düşünüyordum ama geçenlerde Sims 2 oyununu oynarken onların da aynı oyunu oynadıklarını farkedene kadar. Çocuklar aralarında üç beş kuruş para biriktirir ve gidip oyuncakçıdan orta büyüklükte birkaç balon alır. Sonra ilk balon yeterli miktarda su ile doldurulur ve ağzı güzelce düğümlenir. halka olmuş çocuklar balonu birbirlerine atarlar. Tabi o balon bir şanssızsın elinde, kucağında ya da önünde patlar!!! Yazları annelerden azar işittirmesine rağmen serinletici ve süper zevkli bir oyundu. Hatta bazen su doldurma olayını abartıp balonu kucağımıza ancak sığacak kadar çok su ile doldurur, sonrasında şanslı arkadaşımızın buz gibi suyla baştan aşağı ıslanmasını izlerdik…
Daha bir kaç oyun eklemek isterdim ancak şu an gitmek zorundayım.
Keyifle okudum yazınızı
Küçük bir katkı sağlayabildiysem ne mutlu bana…
sevgiler
Zuhal Aksulu
bu programa girdim en eski oyunları arıyordum bulamadım
bana yardım edin
bu çocukların hepsi salak
fazla resim yok desem yalan olur
ÇÜNKÜ HİÇ YOK!!!!!!…………..
bencede körbiye katılıyorum hem bi maruzatım var neden çocuk oyun alanları yok!!!!!!!!!!…………
olmadığı için çocuklar hep yollarda oynuyo kazalara neden oluyo bahçede oynasa herkes kızıyo bu ne biçim adalet yaaaaaaaaa
üffffff!!!!!!!!!!!!!!!!!!!……………..
mors vardı bir de.yere üçgen çizilir oyuncular en az 3 misketle oyuna girer öncelikle her uca bir misket konur kalanlar üçgenin içine serpiştirilirdi.amaç kafliğinizle üçgenin içindeki misketleri çıkarmak(ki çıkardağınız her misket sizin olurdu) ve bunu yaparkende diğer oyuncuların kafliklerine yaklaşarak onları vurarak oyun dışında bırakmaktı.oyundan 2 şekilde çıkardınız 1)kafliğiniz üçgenin içinde kalırsa mors olmak.2)diğer oyuncunun sizin kafliğinizi aşırtma tabir ettiğimiz yerden bir karış ölçü almak suretiyle yerdeki karışın başbarnağı üzerinden sizin kafliğinize kafalama çakması.
mors olursanız paşa paşa aldığınız misketleri üçgenin içine geri koyardınız,sizi vururlarsa vuran arkadaşa teslim ederdiniz misketleri.hiç misketiniz kalmamışsa kafliğiniz karşılığında yerden bir misket ödünç alıp onu da kaybederek türk insanının kumarda ne kadar ileri gittiğine orada küçük yaşta şahit olunur.ama en güzeli bence anarşinin sokaktaki temeli olan kapış olayıdır ki tadından yenmez.hele bir de kökülüyorsanız :)kapışta mahallenin fırlamalarından biri kapıııııışşş diye canhıraş bir şekilde bağırarak misketlerin üzerine uçar bu arada genelde tartışan oyuncular kaleden koşarak misketlerini kurtarmaya çalışır.kapış bittikten sonra hiçbirşey olmamış gibi oyuna devam edilir.bi nevi oyun zekatı :)
ya süper bi site olmus gerçekten … ben sınıf öğretmenliğinde okuyorum ve bu yazdığınız oyunlar benim hayatbilgisi öğretimi dersi ödevim için ışık tuttu. çok yardımcı oldu. hazırlayanlara teşekkür ederim
ya gerçekten hoş bir site
Çok iyi olmuş eskiden oynanan çocuk oyunlarını gösteriyor bizde böylece geçmişimizi öğreniyoruz.
Ne hoş bir yermiş burası. Geçmiş mutlu günlerimi hatırlattı. Ne aradığımı da unuttum ööle okuyorum habire. Hepiniz başka başka anıları canlandırdınız gözümde. Herkese teşekkür ederim.
Bizim çocukluğumuzda sanki apayrı bir dünyamız vardı bize ait olan. Şimdiki çocuklara bakıyorum da onların dünyası bizimki ile ortak, çocuk olmadan büyüdüler sanki… Ne oyun oynayacak yerleri var doğru dürüst, ne oyun kurabiliyorlar bizim gibi, ne oyuncak yapabiliyorlar kendilerine…Kendi çocuğum dahil şimdiki çocuklar için üzülüyorum.
Benim da katkım olsun…
En çok kendi yaptığımız oyuncaklarda kalmış aklım.
Uçurtma yapardık. Çok acelemiz varsa kağıttan. Biraz daha özenirsek ince çıtalardan “kasnaklı” yapardık.
malzemeler: Üç tane en incesinden ama rüzgara dayanabilecek çıta. Üçü de eşit uzunlukta olacak. bunu rahat kaplayacak ve kuyruğa da yetecek kadar kağıt. (Bizim için genellikle gazete kağıdı olurdu.) Yapıştırıcı da yoksa en basit yapıştırıcımız, sulandırılmış un. Ve bakkaldan aldığımız yorgan ipi.
Oturup mahallede kaç çocuk varsa artık bir yarış halinde inşaata başlardık. Şimdiki çocuklara geometriyi anlatmak için öğretmen boğazını yırtatursun, biz çıtaları tam ortalarından bağlayarak, sonra da uçlarından birbirine ip gererek düzgün bir altıgen oluşturmazsak uçurtmamamızın uçmayacağını iyi bilirdik. Uçurtmamazı kapladıktan sonra kuyruğu için şeritler keser ve onları ipe tuttururduk. Uçurtma kuyruğunun açısını ve uzunluğunu da ayarlamak denge işiydi. En sonunda üst iki çubuk uçlarından ve ortadan üçlü bir iplik ayarlanır bu da kumanda ve bağlantı ipimiz olurdu.
Hep birlikte evlerin bittiği boş bir araziye gider uçurtma yarışına başlardık. kimin uçurtması en yükseğe çıkacak yarışı…
Sonunda kimimizin uçurtmasını rüzgar yırtmış, kimininki elinden kurtulup yükseklere gitmiş, kiminin kuyruğu kopup paramparça olmuş bir halda yorgun ama mutlu ama bir dahaki sefere daha sağlam yapmanın planlarını kafamızda kurarak eve dönerdik…
eskiden polisler maaşı ile 4 kişi geçindiriyordu.
şimdi ise 4 polis maaşı ile tek kişi zor geçindiriyor.
sizi seviyorum
sizleri çoooooooooooooook seviyorummmmmmmmm
öğretmanlar gününüz kutlu olsun yaşasın sana lider atatürk
ya seksek nasıl oynanır yazmamışsınız bu öğretmen elif belen de nasıl ödevler variyorsa artık yazın işte yaaaaaaaaaa
hey öğretmenler gününüz kutlu olsun öğretmenlerim şenel öğretmenim ve mahmut öğretmenim sizleri çok seviyorum… e güray ve elif öğretmenim nurgül ve neslihan öğretmenim sizlerede selam
bende anaokulu öğretmenliğini okuyorum gerçekten çok güzel bir site oluşturulmuş sitedeki oyunlar çok güzel ama ne yazıkki anaokulu öğrencilerine uygun değil ilkokul öğrencilerinin düzeyindeki yada daha büyük yaştakiler için uygun.ama yinede harika bir site
3. sınıfa giden kızımın ödevi ile ilgili bir araştırma yaparken bu siteye rastladım ve çok hoşuma gitti. Ödevi falan bıraktım, yıllar öncesine giderek adeta zamanda yolculuk yaptım. Eski çocuk oyunları ile ilgili olan kızımın ödevi için, “Bezirganbaşı” oyununu seçtim. Eşime, bu oyundan bahsederken 3.5 yaşındaki oğlum da dinliyordu ve dedi ki “Baba bu oyunu çok beğendim, nolur bu oyunu yüklesene” (Bilgisayardan bahsediyor) Çok güldüm ve kendi kendime söz verdim, bütün eski çocuk oyunlarını çocuklarıma öğreteceğim, hatta mahallenin çocuklarına da.
Arkadaşlar, Milli Eğitim Bakanlığı-Danone işbirliği ile geleneksel çocuk oyunları filmleri hazırlatmış. “Benimle Oynar mısın?” projesi kapsamında çekilen film 40 yöresel çocuk oyunundan oluşuyor. Bu 40 oyunun tamamının da filmleri var, çocukları oynarlarken çekmişler. İsterseniz izleyebiliyor, isterseniz bilgisayarınıza indirebiliyorsunuz. Linki aşağıda verdim, ona tıklayarak ulaşabilirsiniz ;
http://www.meb.gov.tr/indir/benimleoynarmisin/
yha daha çok oyunlar yazın lütfennnnnnnn
bunlar iğrenç
aaa..
bunlar iğrençmiş bak :(
iiiiiibişeyler anlatmış güzel yararlı ama önemli yerleride var iiii
irenç nerde:o
MİLLİ EĞİTİM bakanlığı bize destek verio güzel şeyler yazmış yapmayın
bizim oynadığımız bazı oyunlar burdakilerden daha irenç
lütven yapmayı aaaaaaaa olmuyo ha bunları yazmak içi kimbilr
ne emekler geçmştir:)))
ben matematik öretmeniyim buradan çok hoşlandım 132+123=255:D
KURDUĞUNUZ SİTE HİÇ BİR İŞE YARAMAZ
Dikkatimizi bu önemli noktaya çektiğiniz için teşekkür ederiz. Siteyi hemen kapatıyoruz.
ya boşverin yorum silme sebeplerini falan, 4 aralık’tan itibaren yazılmış yorumları silelim gitsin bu yazı için. Ortak bir etik anlayışı benimsemek uygulamak falan için aynı dili konuşmak gerekiyor.
Yok yok, hatta hiç açıklamaya falan da gerek yok, kural yok, political correctness a
da kasmayalım, direk pat küt silelim.
Çekilecek çile değil. Bunlar hem kötü hem aptal, hiçbir kurtarılır tarafları yok…
bence biraz daha fazla olmalı….
yaa ne olur 9 taşın nasıl oynandğığını yazarmısınız ? yütfennnnnnnnnnnnn
ben 9 değil ama 8 taş biliyorum…8 tane taşın 7`sini alırsınız, dizersiniz halka oluşturacak şekilde…8. taşı elinize alırsınız halka şeklinde dizilmiş taşların etrafında tek ayak üzerinde sekerek hop hop hop diyerek daireler çizersiniz bir yandan da 8. taşı elinizde hoplatırsınız..maksat taşı ve kendinizi yere düşürmemektir..ne kadar uzun süre bu şekilde devam edebilirseniz o kadar başarılsınızdır oyunda..
çok güzel oyunlar ama dahada oyun yazıla bilir
eskilerden insanların oynadığı oyunlar nelerdir
eski oyunanan insanlar
Artik bu sitedeki favorilerimden biri, Duygu’nun yazmis oldugu vampirlerle ve bu eski cocuk oyunlariyla ilgili yazilarin yorumlarini okumak oldu sanirim:) Bu konu uzerine bir iyi bir kotu haberim var 10 yas alti cocuklar ve fantastik roman kahramani gencler artik google’da search yapabiliyorlar. kotu haber bu yazilara yorum yazabiliyorlar:) Genclerin tek yanilgisi herhalde bu sitenin cocuk oyunlari uzerine kurulmus bir site oldugunu ve buradaki yazarlarin gelmis gecmis tum zamanlarini -gunumuz oyun bilmeyen cocuklarina oyun tariflemek zorunda oldugunu dusunmeleridir (cok sukur ki site icerisinde gezmeyi henuz kesfetmediniz, hay allah basta soyledigimi unutun bu site cocuk oyunlari uzerine kurulmustur) Cikin dolasin interneti bosverin yeni oyunlar yaratin buyukler yaraticiligini bu sayfalarda kutsasin Amin!
bence çok güzel olmus arkadaşlar emege saygıııııııııııııı
Bir öğretmen olarak sitenizi çok beğendim ve işlevsel buldum,tebrikler…Ben de bir katkı yapmak isterim…
Köşe Kapmaca
Bu oyun için tam 5 kişi ve kenar uzunlukları 2-3 metre olan yere çizilmiş bir kare yeterlidir.Oyunculardan biri ebe seçilir ve karenin ortasında durur.Diğerleri karenin köşelerinde durur ve ebe arkasına döndüğü anda el ele tutuşarak yer değiştirirler.Bu esnada epey bir itiş kakış yaşanır.Biz bunu genelde bir evin holünde ya da kamyonet kasasında oynar idik….
iyi bence beğendim
güzel ama çok uzun benim ödevim için aranan bilgi bu deildi ama güzellllllllllllllllllllllllllll
ellerinize sağlık.eski oyunları okudukça çocukluğumu hatırladım.bende bir tane yazayım.iki kişilik oyundur.düz bir taş veya beton üzerine 50cm’e 50cm boyunda kare çizip bu karenin içinede köşeleri birleşitiyorsunuz,kareyi ortalayıp dik kesişen çizgiler çiziyorsunuz.kağıt üzerine de çizilebilir.oyuncuların üçer taşı olmalı.birinin taşlarının rengi diğerinin taşlarından farklı olmalı.taşlar sırayla teker teker kesişen noktalara yerleştirilir.bir noktadan diğer noktaya sırayla hareket ettirilir.hangisinin taşları bir hizada olursa,dik,yan veya çapraz olabilir, oyunu kazanır.biz çocukluğumuzda bu oyunu çok oynardık.kazanan zrank diye bağırırdı.farklı bir oyun olduğunu düşündüğüm için yolladım.
ya öğretmen bize ödev verdi ödevde mat. öğretmnei verdi mustafa çalışkan ismi yeni oyunlardan birisini yazıcaz ama ben bulamadım bu oyunlar basit oyunlar ama ya ne olur bana yardımcı olun yoksa ben ödevimi yapamam ben istiklal ilköğretim okulunda okuyorum 6-c sınıfımda sınıf öğretmenimin adı çiğdem güneş belki tanırsınız beni ordfa bulabilirsiniz normald benim adım deniz ama bana keriz diyolar
Merhaba: sitenizi oğlumun ödevi için araştırma yaparken buldum.Ancak böyle bir site olabileceğini düşünmemiş ve öylesine denemk amaçlı aramaya başlamıştım ki bu kadar detaylı oyunların yazıldığınmı görünce çok şaşrıdım.benim de çocukluğumda oynadığım ve çoğunu unuttuğum oyunlar var burda.
bende ödev araştırırken buldum bu siteyi gerçekten eski oyunlar çok zevkli imiş şimdi biz çocuklar herşeyden çok çabuk sıkılıyoruz .
süper……1. sınıfa giden oğlumun performans ödev konusu buydu.Öğretmeni sadece 2 gün süre vermişti.Zira oyunların nasıl oynandığını birazcık unutmuşuz.Ayrıca çocukluğumu daracık çıkmaz sokağımızı biraz da hüzünle hatırladım
gerçekten çok güzel keşke herkes televizyon bilgisayar başından kalkıp birazda bu oyunlara yönelse offf offff o eski yıllar
merhaba yine ben gerçekten çok güzel ama ben bu oyunların nerelerde veya hangi bölgelerde oynandığını çok merek edişyorum bana biri yazabilir mi?
bu oyunlar çok güzel arkasdaşlar ama bazıları çok terbiyesiz hehehhehe tabi onları okumadan geçiyorum neyse uyumam lazım bye hehehe
gerçekten tek kelimeyle harika
grçkten mükemmel anlatılmış
çok güzel
herkese merhaba siteyi çok beğendim burada yazılan tüm oyunları bende çocukluğumda oynardım.
Selin Hn.9 taşın nasıl oynandığını sormuş Hülya Hn.’mın anlattığı dombik oyununun aynı bu oyuna bizde 9 taş derdik.Bu da diğerleri gibi çok zevkli bir oyundu.
Siteye katkısı olan ve emek harcayan herkese teşekkürler…
arkadaşlar 26 nisanda bursada sokak oyunları şenliği düzenliyoruz eğer aklınızda bu oyunlar dışında oyun varsa lütfen a.l.p.e.r.1978@hotmail.com maillerinizi bekliyorum teşekkürler
bende ana sınıfı öğretmenliğinde okuyorum. ve dersim için birşeyler araken daha farklısını keşfettim sayenizde. harikasınız. oyun oynamayı çok özlemişim sanırım
çokkkkkkkkk güzel bir site çok beğendim.oyunlarınızı…her zaman bakarım güzel şeyler gelirmi?
harika bir site arkadaslar.öğretmenler odasında bu siteyle ilgili bigi verdim arkadslara.çivi oyunu oynamak istedik ama çivi bulamadıkkkk.
biz küçükken dizlerimiz kanarcasını düşe kalka dokuz kiremit oynardık.Kendimden yaşça büyüklerle oynardım genellikle.Daha zevkli gelirdi bana.Geceleri daha çok yazın hava kararmadan girmezdik içeri annelerizimi boğazları patlarcasına bizi çağırırlardı balkonlardan biz duyduğumuz halde içeri girmezdik güzel günlerdi şimdi evdeyiz keşke o günlere dönebilsek……….
biz küçükken öyle güzl oyunlar oynadıkki ah ahhhh şimdikiler bi bok bildi yok durmadan küsüyolar bizöle dildik
ben sizin ne kadar iyi olduğunuzu söylüyorum.
bence bu site hiç yararlı değil.çünkü aradığım hiçbir ödevi bulamadım
Bencede güzel bi site. Küçükken bu oyunları oynardık şimdi kızım