Gerekirse Tüm Internet’i Ara, Bul ve Getir!

A. Murat Eren tarafından Hayat, Internet, Türkiye ile işaretlenerek gönderildi (25 Ağustos 2006)

"Size kim Internet’in ne kadar mühim bir bilgi kaynağı olduğunu hemen anlayacaksınız dedi ki?

–Oscar Wilde

Arama motorlarının sadece Internet gurularının yolunu aydınlattığı günler pek eskilerde kaldı. Internet yaygınlaştı, yaygınlaştıkça bilgiye kolay, hızlı ve isabetli şekilde ulaşım için kullanılan altyapılar kıymetlendi, neredeyse herkesin hayatının bir parçası oldu (yazar, bu klişe cümlelerden ötürü okurlarının affını talep eder).

Bilgi arayanların yollarını aydınlatma gayesi ile yola çıkanlardan birisi de Google idi, kısa sürede bir çok kişiye en iyisi olduğunu gösterdi[1] ve çok güç bir şeyi başararak oksijen solunumu, üreme, beslenme, boşaltım gibi çok temel mevzular dışında hiç bir ortak özelliği barındırması beklenmeyecek insanlar için bir diğer ortak nokta olmayı başardı.

Bu gün Google tarafından yapılan aramalar ile Moleschino’ya gelen insanların neler arattıklarına göz atarken gördüm ki, Google’un web crawler’ı[2] geçenlerde Moleschino’ya yazdığım "Türkiye İnsanlarına Basit Sorular" isimli yazıyı gayet güzel indexlemiş, ardından da gereksiz kim varsa siteye göndermiş. Ben de yapılan aramalardan feyz alarak çeşitli aramalar yaptım hakikaten üst sıralarda yer aldığımızı üzülerek gördüm. Fakat diğer bir yandan da dürtülerinin peşinden gidenlere okkalı olmasa da miniğinden bir tokat atmayı başarıyor mudur söz konusu yazı, bilemiyorum.

Google Search

İnsanları Moleschino.org semalarına getiren arama kelimelerinden bazıları bu mevzunun biraz daha derinlemesine bir ilgiyi hak ettiğini gösteriyordu. Diğer bir kaç günlüğün istatistiklerinden insanların yüzmilyonlarca web sayfasını saliseler içerisinde arayan Google’ı nasıl aramalar için kullandıklarını incelemeye karar verdim. Karşılaştıklarım başta çok sinir bozucu idi, şaşkınlık verici idi. Daha fazla örnek gördükçe şaşkınlık vericilikleri baki kaldı, fakat sinirliliğimi yeterince uzun süre koruyamadım, onun yerine kısa bir süre sonra üzülmeye başlamıştım. Sizinle de paylaşayım dedim trajikomik olan aramalardan bazılarını. İşte size kesinlikle hiç müdahale edilmemiş bazı Google aramaları:

  • bilgisayarda işletim sistemi nerdedir
  • nerden baslanir fotoraf cekmeye
  • nefsime nasil hakim olabilirim
  • kitaba hoca bana bi koca lazım
  • ibrahim tatlises mahsun a neden susuyor
  • dünyanın en manyak bilgsayar oyunları (çeşit çeşit)
  • siz türkçe yazın karşıya inglizce gitsin
  • spikerlik için hangi okulu okumak gerekir
  • ney nerelerde satılır?
  • dünya’nın en güzel gitar çalan adamın adı ne?
  • what does yok yogun degilim mean?
  • nasıl birinin bana aşık olduğunu anlayabilirim
  • çekirdeksiz üzüm kaç para
  • elif safak’in babasi kim?
  • harry potter filmi hangi ülkenin filmi
  • insanda gaz nasil gider
  • internet programı silindi nasıl kurulur
  • güneşin doğuşu kaç dakika sürer
  • geçmişte yaşamış ejderhalar
  • şu ana kadar buluş bulan bilim adamı
  • kadınlar sevdim zaten hiç yokmuşlar
  • ne kıyafetler gördüm içinde insan yoktu
  • meger ne sairler görmüşüm zaten yokmuslar

Bu örneklerin tüm Google aramaları arasından cımbızla çekildiklerini sanıyorsanız, aldanıyorsunuz ne yazık ki, sayıları hayli fazla. Bu aramalar bence, insanların arama motoru denen, doğru kullanıldığında doğru bilgiye ulaşmanın en kısa yolu olan yazılımları gerektiği gibi kullanmaktan habersiz olduklarını gösteriyor, bunun için onlara kızabilir miyiz? Öte yandan bir noktaya gelmişiz sanki, örneğin hayatında İbrahim Tatlıses ve Mahsun Kırmızıgül’e yer vermekle kalmayıp, bu iki kişi arasındaki ilişkinin son durumunu merak edecek kadar gelişmelere vakıf bir kimse her türlü bilgi ihtiyacının Internet’ten karşılanabileceğini, giriş kapılarından birisinin de Google olduğunu biliyor. Fakat oradaki sihirli arama kutucuğunu "ibrahim tatlises mahsun a neden susuyor" sorusuna yanıt alabileceği bir yer sanıyor (belki de bu işin halledilmesi kolay kısmı, zor olan bilgisayar başına oturtmaktı). Bu ve benzeri yanlış aramaların bir başka alt kümesini de nazik bekârlar ve "bayan"cılar silsilesi oluşturuyor, onlardan da bir kaç örnek vermeliyim:

  • dost bir bayan
  • işte size bir bayan dost
  • sadece bir bayan ait foto albümü
  • keman çalan 4 güzel bayan
  • ukala bayanlar
  • antalya dan bayan ve güzel bir sevgili arıyorum
  • serdar ortaçın klibinde sevdiği yabancı dansçı bayan
  • depresif bayan
  • bayanlar hakkında ilginç şeyler
  • aslında matematikçi ünlü bayan
  • çocuğun üstüne çıkan bayan

Şu yukarıdaki anahtar kelimeleri gerçekten bir şey bulmak ümidi ile yazan insanlara, bence kızamayız. Daha müstehcen olanlarını yazıp Moleschino’ya gelenlere, hele de önemli bir işi yarım kalmış bir insanın gerginliği ile ateş püsküren ve hormonları normal seyrine dönmeden yorum yazmaya gayret edenlere kızabilir, içimizde bir yerlerde yaşayan neanderthal kadının/adamın mağarasından dışarı odunu ile çıkıp bu insanlara umarsızca hakaret etme arzusu ile cayır cayır yanışına şahit dahi olabiliriz. Son olarak şu anki kimi arama kelimelerine bakınca Moleschino’nun -Google ile yaptığı işbirliği sonucu- neredeyse birbirinin tamamen ters istikametinde iki farklı insan profilini buluşturduğunu düşünüyor, Google’da ‘eşşek porno’ ya da ‘eşimle porno izlerken’ yazıp Moleschino’ya yolu düşenlerin, ne yalan söyleyeyim, "hakikaten ne yapıyorum ben yahu?" diye sorgulama ihtimalinden ümitleniyorum.

Gerçekten bir soru sormak istiyorum: bu insanların genç olanları, neredeyse, geleceğin bu günden pek de farklı olmayacağının teminatı iken, kızılması gerekenlerin onlar olduğunu iddia edebilir miyiz?

"Dünün çocukları, bu günün gençlerine (hatta bu günün çocukları ve yarının gençlerine) hadesten taharet ve necasetten taharet gibi kalıcı ve kullanışlı bilgi bağlamında hiç bir değeri ve hiç bir anlamı olmayan mevzuları anlatmak için zorla Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi vermek yerine[3], mesela, Internet Nedir ve Nasıl Kullanılır, Bilgi Kavramı ve Bilgiye Ulaşım gibi bir ders versek daha iyi olmaz mıydı?" diye sormadan edemiyorum kendi kendime.

[1] Google’ın süper bir tehlike olduğunu söyleyen ve bundan rahatsız olan bir kitle de yok değil. Hatta ben de bir parça teorilere katılıyorum. Çok derin bir konu, bu yazı içerisinde ayrıntılandırmanın da anlamı yok zaten.

[2] Web crawler adı verilen yazılımlar en ilkel anlamda, web sayfalarındaki bağlantıları sürekli takip ederek karşılaştıkları sayfaların içeriklerini ve çeşitli meta bilgilerini indexlenmeleri ve aramalarda kolayca ulaşılabilmeleri için toparlayan, sürekli Internet başında surf yapan robotlar olarak düşünülebilirler.

[3] Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi önemli diyenler, buraya yazmadığım anahtar kelimeleri bir yazsam, hepsi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi eğitimi almış olan insanların ne din ile, ne kültür ile, ne de ahlak ile pek alakası olmadığını en geç ikinci anahtar kelimede anlardınız. Birisinin yazıp buraya geldiği kelimelerden birisi var ki unutamıyorum, paylaşmamak için kendimi zor tutuyorum.

'Gerekirse Tüm Internet’i Ara, Bul ve Getir!' yazısına 50 tane yanıt gönderilmiş

RSS ile yorumları takip edebilirsiniz.

  1. Ali Işıngör, 25 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 20:17 iken şöyle buyurmuş:

    Moleschino’nunkiler kadar vahim olmamakla birlikte son iki ay içersinde Burkina Fasa Fiso‘ya düşen bazı arama kelimelerini sıralayayım dedim.

    Not: İtalik parantez içleri benim kafamdan geçenlerdir. Bu yazıdaki mizah unsuru yine parantez içleri ile sınırlıdır. Alıcılarınızın ayarıyla lütfen oynamayınız.

     

    (…)

    dünyanın en güzel motorunun resmi (3 kere)

    ölüm halinde kıza kalan maaş (hafiften bir aile cinayeti kokusu alıyorum)

    çekik gözlü kızlar

    rodeo mustafanın gerçek adı ne

    iki çılgın türk askeri resmi

    jose luis borges (6 ayrı lavuk ilk adını tutturamamış ama olsun, tüm arjantinliler bizim için ya hoze’dir ya da spidi gonzalez)

    geçen ayki hello dergisi (ulan zilli, sen nasıl geldin buraya?)

    addidas (kardeş, haberin olsun üzerindeki t-shirt sahte…)

    msn e koymak için kız resimleri

    masa altı serinletici

    masa altı blowjob (bu sanırım, bir önceki arama sonucunda aradığı ürünü bulamayan vatandaşın beyni omlet olmuş haliyle yaptığı arama)

    das kapital ne demek

    rodeo daki mustafa (efsane devam ediyor)

    das kontrol şirketi (oğlum aradığın das kapital’in bununla alakası yok!)

    dönemin ingiltere kraliçesi kim

    guzeller nasıl sevilir

    italyan sevgili (şansınızı bir de kangurum.com’da deneseniz?)

    ve bihamdik (ve tebarüke kesmük!)

    intikam planları

    nikon kazancakis (oy oy oyyy!)

    banu alkan çıplakken

    ne de bu kara kara gelen ölüm bizi ayıracak şiirini oku

    venedik yunanistan gemi seferi kac saat

    komikaze uçakları (düşmanı güldürerek öldürmek zormuş be hirohitosan)

    hasan almaz basan alır

  2. Deniz Demirci, 26 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 02:23 iken şöyle buyurmuş:

    Kusura bakmayın arkadaşlar, ben hiç arama falan yapmadım ve size hiç bi veri sunamayacağım. Sadece fikirlerimi yazmak istedim, değer verip okuyanlara da teşekkürler.
    Murat Eren arkadışımız gerçekten güzel bir konu üzerinde düşünüp araştırma yapmış. Zannetmiyorum ki kimse bu verilere itiraz etsin!..  Ancak Murat arkadaşımız neden internet kullanımının daha verimli hale getirilebilmesi için Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin kaldırılmasını istemiş anlayamadım!.. Eğer siyasi bi amacı yoksa; bu dersin mevzuatının değiştirilerek (daha gerekli bilgilerin anlatılmasına olanak sağlayacak şekilde) anlatılmasını istemesi gerekiyor diye düşünüyorum. Zira ülkemizdeki kültürel yozlaşma ve bozukluğunun veya insanların azgınlık katsayılarının artmasının veya suç oranının artmasına ve suç işleme yaşlarının çok küçük yaşlara düşmesinin bilinen ve herkesçe de kabul edilen bir sebebi de bu dersin yetersiz olmasıdır. Sanıyorum ki arkadaşımız televolelerdeki yada diğer benzeri programlarda boy gösteren, sürekli sevgili değiştiren, insanların (özellikle gençlerin) ahlaklarını bozan bay ve bayanların iyi bir din eğitiminden geçtiklerini iddia etmiyecektir.
    Ben de Murat arkadaşımız gibi internet kullanımının daha yaygın, daha verimli olmasını ve bu konuda gerekli çalışmaların yapılmasını istiyorum.. Ancak bunun resim, müzik yada beden eğitimi gibi insanların fiziksel, zihinsel ve dinsel gelişmelerini sağlayan dersleri kaldırılarak değil de, mevzuatlara bilgisayar eğitimleri ve teknolojileri veya buna benzer bir dersi daha ekleyerek sağlayabiliriz sanıyorum.
     

  3. Murat Ağalday, 26 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 09:48 iken şöyle buyurmuş:

       merhaba,
       Başta dikkatle okuduğum bu yazı , ortalarında gerilmeme, üzülmeme yol açmaya başlamıştı ki; Sn.Ali Işıngör ’ün "efsane rodeo mustafa"sını, "iki çılgın türk askeri resmi"ni  ve "nikon kazancakis"ini görünce ne gam kaldı ne kasavet. Az kalsın denörölize oluyordum efendim.
        Yine Ali Işıngör ’ün örnekleri arasında yer alan "venedik yunanistan gemi seferi kac saat" örneği ise internet kullanımındaki bu aymazlığı açıklamaya çalışırken, nedenler arasındaki "Türkiye deki ekonomik sorunlar" nedenini en aza indirgiyecek bir referans olarak gösterilebilir mi acaba 
        Sn. A. Murat Eren;
      "Google’da ‘eşşek porno’ ya da ‘eşimle porno izlerken’ yazıp Moleschino’ya yolu düşenlerin, ne yalan söyleyeyim, "hakikaten ne yapıyorum ben yahu?" diye sorgulama ihtimalinden ümitleniyorum."
       Yazınızın bu kısmını herhalde "severim yaratığı , yaradandan ötürü" bir anınızda yazdınız. Bir diğer ihtimal ise çok uzun zamandan beri buralardan uzaktasınız, Allahsız Turo gibi saf maddeden dövülmüş nesnelerin zekalarının değişemezliğini hatırlıyamıyacak kadar. Ben ümidimi daha olası, ya da en azından cezbi daha yüksek bir konuda harcamak üzere size katılmıyorum efendim. Ellerinize sağlık.
    saygılar
       

  4. Erkan Tekman, 26 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 14:40 iken şöyle buyurmuş:

    Sevgili Meren,

    “güneşin doğuşu kaç dakika sürer” sorusunu diğerleri ile aynı kategoriye koymana ziyadesi ile üzüldüm. Söz konusu aramanın bizi hiç bir yere götürmemesine çok şaşmamakla birlikte, eğer ecnebi lisanda yapılmış hali “how long does it take sun to rise” de çöp sonuçlar vermiş olsa hayli şaşırırdım. Neyse ki ilk sıradaki sonuç bizi aydınlatıcı bir sayfaya götürüyor ve memleketimiz hizasında gün doğumu ve batımının 2 dk 45 sn ile 3 dk 30 sn arasında sürdüğünü, gündönümlerinde doğuş ve batışın daha hızlı olduğunu, vs öğreniyoruz. Tabii İngilizce biliyorsak…

    Yabancı dili olmayan arkadaşlar güneşin ne kadar zamanda doğacağını bulamadıklarından mecburen “geçmişte yaşamış ejderhalar” konusuna eğileceklerini düşünüyorum. Ama bu arama için de anlamlı Türkçe sonuçları çıkması olasılığı düşük. Sonuçta moleschino’ya düşmelerine şaşmamak gerek :-P

  5. A. Murat Eren, 26 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 16:43 iken şöyle buyurmuş:

    Kiymetli Tekman,

    Aslinda `gunesin dogusu kac dakika surer` arama ornegi -benim icin bir coklarinin oldugu gibi- arama motoru denen nane marifeti ile Internet`te bilgi arama kulturu ve yontemlerinden ne kadar `bihaber` insanlarin oldugunun bir diger gostergesinden farkli degil (ayni kefeye koyulmamasi gerektigine katiliyorum aslinda bir yandan da). Ecnebicesini yazdigimiz zaman gelen sonuclar da arama motoruna bu sekilde bir soru sormanin sadece Turkce icin anlamsiz oldugunu gostermiyor bence :) Zaman icerisinde daha yetenekli arama motorlarinin evrilmesine etkisi olacaktir bu tip yanit beklentilerinin, fakat o gun gelene kadar bize de birilerinin arama motorunun karisisina gecince yapilmasi gerekenin `soru sormak` degil `cevap icinde olacagini umdugumuz anahtar kelimeleri aramak` oldugunu ogretmesi lazim (Sizin boyle bir yanita ihtiyaciniz olmadigini biliyorum, boyle uzun tutmamin sebebi safi diger okuyuculari dusunmemdir, cunku gecmiste yasamis ejderhalar herkesi dusunurler :P)

    Ote yandan Ali ve Murat Beylere de selamlar, Deniz `arkadasimiza` da selamlar ;)

  6. B. Duygu Özpolat, 26 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 19:36 iken şöyle buyurmuş:

    Google’a "Kendime göre bir bağyanı nası bulurum lan Google" diye soru sormakla "güneşin doğuşu kaç dakika sürer" diye sormak arasında bence de çok büyük fark var, iş özellikle (popüler) bilimsel konulara gelince aranılan şeyi "soru" şeklinde Google’a girmek gayet de mantıklı (özellikle İngilizce için).  Kendi (Bilim ve Teknik Dergisi - Merak Ettikleriniz bölümünde okur sorularını cevapladığım zamanlarda edindiğim) deneyimlerime dayanarak:1) Böyle kimi bilimsel soruları Türkçe aratınca da bulabilmenin imkansız olmadığını,2) İngilizce "How stuff works" ve benzeri yüzlerce soru-cevap içeren kaynağın bulunduğunu, kendimin de sözünü ettiğim "Merak Ettikleriniz" bölümüne gelen sorulara cevap ararken bizzat Google’a "What is blind spot" "What is the Messier Catalog" "Why does platypus has a beak " benzeri soruları yazmış, cevaplarımı da güzelce almış bir insanım :) Galiba, kime (neye) hangi soruyu soracağımızı bilmek asıl önemli olan.   

  7. B. Duygu Özpolat, 26 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 19:39 iken şöyle buyurmuş:

    Ayrıca Türkçe cümle kurmayı (2. maddede görüldüğü üzere) unutmuş bir insanım da.  Hello Adana ne var ne yok orda/Ne hale geldim bak sonunda.

  8. Ceren Alim, 28 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 11:09 iken şöyle buyurmuş:

    Sn. B. Duygu Özpolat Eren;
    Adana’da hava çok sıcak ve nemli, pek çok kişi şehri bırakıp yaylaya veya yazlığa gitmiş durumda. Klimayı icat eden kişi için [Bkz. google "klimayı icat eden kişi"  :)], cennette olmasını umarak, hayır duamızı eksik etmiyoruz.
    Sn. Ali Işıngör,
    Ve bihamdik diye tarama yapan zat-ı muhteremin bulacağı ilk adres http://www.vebihamdik.com olacaktı ve sayfanın süphaneke duası ile hiçbir bağlantısı olmadığını anlaması pek uzun sürmeyecekti ancak sanırım sitenin kurucusu olan estafırıldak rumuzlu enteresan kişi ya sayfayı kapattı veyahut gene server ile bazı problemleri var. [Bkz. ekşisozluk "vebihamdik"  :)]

  9. Ali Işıngör, 28 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 15:49 iken şöyle buyurmuş:

    Yazmayacaktım aslında ama kendimi tutamadım. Bu nedenle belki ortalık karışacak ama söylemezsem de sahtekârlık yapmış olacaktım…

    Evet, ben kişisel olarak ilk ve orta öğretimde zorunlu "din kültürü ve ahlak bilgisi" derslerinin kaldırılması hem de bunun bir an evvel yapılması gerektiğini düşünüyorum!

    Aslında bunun iki nedeni var, birincisi bu ülkenin hiç konuşulmayan "tabu"larından birine dair. Bu ülkede 10-12 milyon Alevi yaşıyor, hatta abartılı olduğunu düşündüğüm bazı tahminlerde bu rakam 20 milyonlara kadar çekiliyor. Aslında rakam çok da önemli değil, asıl önemli olan bu ülkede milyonlarca kişiye kendi inanç sistemlerinin dışında bir takım öğretilerin okullarda "zorla" öğretilmeye çalışılmasıdır!

    Çok açık konuşacağım: 1980′lerde Todor Jivkov yönetiminin Bulgaristan Türklerine uyguladığı politika neyse, bu da odur! Çünkü aynı amaca, "asimilasyona" yönelik bilinçli bir politikanın ürünüdür, zorunlu "din kültürü ve ahlak bilgisi" dersi!

    Daha da açık konuşalım…

    Türkiye’de Aleviler oruç tutmazlar, hacca gitmezler, namaz kılmazlar, ibadetlerini "cemevi" içinde kendi itikatları doğrultusunda yerine getirirler. Kadınla erkeğin yanyana ibadet ettiği, semah döndüğü mekânlardır burası. Okullarda zorla öğretilen Sünni/Hanefi öğretiden "çok ama çok farklı" bir İslam inancıdır onlarınki…

    Aralarındaki bu kadar farklılığa rağmen, kimsenin de aklına gelmemiştir bu coğrafyada 10-12 milyon Alevi’ye "Sen müslüman değilsin" demek…

    Peki, okullarda Alevi/Sünni ayrımı yapılmaksızın zorla verilen "din kültürü ve ahlak bilgisi" eğitiminin ilk dersinin konusu nedir, acaba hatırlamayan var mıdır? Ben hemen söyleyeyim: "İslam’ın şartı beştir ve bunlar namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek ve …"

    (…)

    Zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri sadece asimilasyon aracı değil, bu ülkenin de temellerine konmuş bir dinamittir! Bölücülüğün en önde giden örneğidir!

    Bir Alevi velinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) çocuğunun bu derse girmemesi için açtığı davada ailenin talebi haklı bulundu. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nca en üst yargı mercii olarak tanınan bu mahkemenin kararı, bağlayıcı bir nitelik taşıyor.

    Bu dava sonrasında şaşkın Milli Eğitim Bakanımız Hüseyin Çelik ne demiş olsun istersiniz?

    "Türkiye yasaları açıktır. Müslüman olmadıklarını yazılı bir şekilde okul yönetimine dilekçeyle bildirirlerse, din derslerine girmeyebilirler!"

     

    (…)

    Daha söyleyecek çok şey var ama… İkinci nedene gel(e)medik bile, o çok daha ciddi ve can acıtıcıdır…

  10. A. Murat Eren, 29 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 05:53 iken şöyle buyurmuş:

    "Evet, ben kişisel olarak ilk ve orta öğretimde zorunlu "din kültürü ve ahlak bilgisi" derslerinin kaldırılması hem de bunun bir an evvel yapılması gerektiğini düşünüyorum!"

    Ben de bu konudaki fikrimi söyleyeyim, rengimi belli etmemiş olmayayım.

    Din eğitiminin önemli olmadığını düşünmüyorum, öte yandan ilkokul çağındaki çocuklara ne din kültürünün ne de ahlak bilgisinin bir katkısı olduğuna inanıyorum.

    İlkokul çağındaki bir çocuğun kafasına din bilgilerini "doğa kanunları" gibi pompalamak yerine, kendi kendine düşünme becerisi kazandıktan sonra, mesela orta okulda ya da lisede din eğitimi almasının kendisine daha yol gösterici ve faydalı olacağına inanıyorum.

    Örneğin benim annemin ve babamın sahip oldukları inançlara benim de sahip olacağımı öngörerek nüfus kağıdıma mensup olduğum dinin yazılmasından daha aptalca bulmasam da, bir çocuğa ilkokulda zorunlu din dersi vermenin mantıklı bir açıklamasını bulamıyorum.

     

    Selamlar.

  11. Banu Aydın, 29 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 18:10 iken şöyle buyurmuş:

    Ali Bey, yorumunuza bir cevap değil bu mesajım ama Sübhaneke’yi yanlış mı yazmışsınız?

  12. Ali Işıngör, 29 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 18:49 iken şöyle buyurmuş:

    Evet öyle olmuş… Tek kelime Arapça bilmeden Arapça dua öğretiminin faydaları bunlar! :( 

  13. birkacinsan, 30 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 03:23 iken şöyle buyurmuş:

    Her ne kadar ana konudan sapmaktan yana değilsem de, kendimi cok zorlamama rağmen, sayın Deniz Demirci’nin yorumunun boğazımda birşeylerin düğümlenmesine neden oldugunu söylemeden geçemeyeceğim. Hem madem "anlatacak birşeyleri"mizin olması suç sayılmıyor burada…söyleyeceklerim var bu konuda, yoksa kendime saygımı yitireceğim sessiz kalırsam.
    Din inancım olmadığı için kültürel yozlaşma yaşadığımı, ahlaksız ve azgın olduğumu, suça daha çok meyilli olduğumu hangi mantık bilimsel bir gerçekmiş gibi sunabilir? Din inancı ve eğitimi olmadan da (zorunlu dersi ben de aldım, aklımda kalan öğretmenlerimizle yaptığımız kıyasıya tartışmalar ve mide krampları) dürüst, ahlaklı ve düşünebilen insanlar da olabiliyor bu ülkede. Ve bunu kesinlikle bu derslere borçlu olduğumuzu düşünmüyorum, bu dersleri zorunlu olarak almış, özümsemiş gibi görünen insanlar değil midir bu yozlaşmayı bizzat yaşayan ve yaşatan?
    Ulusal kimlik ve kültür ile "din kültürü ve ahlak bilgisi"ni aynı kefeye koymayalım artık. Çocuklarımızı korkunun gölgesinde ahlaklı olmaya zorlayarak yetiştirme çabamızın neticesinde biz google’da daha çooookkk görmek istemediğimiz sonuçlarla karşılacağız.
    Saygılar

  14. Murat Ağalday, 30 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 13:33 iken şöyle buyurmuş:

      Ayrı bir başlık lazım konuşmak üzere fakat duruşuna da biraz aykırı sanki sitenizin. Yoksa derin mevzular  bu konu dışına taşanlar. 
    saygılar..
     

  15. A. Murat Eren, 30 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 17:36 iken şöyle buyurmuş:

    Murat Ağalday Bey, sitenin duruşuna aykırı olduğunu düşündüğünüz şeyin ne olduğunu anladığımı hissediyorum ama netleştirmek için yorumlar ile ilgili yaklaşımımızı dile getireyim istedim: herhangi bir konu altında kapsamdan bağımsız olarak "düşünce" ve "paylaşım" içeren yorumlar bizim için kıymetlidir. Kimse size bunu neden buraya yazdın demez. Fikir alışverişinde bulunacak birisini bulursanız istediğiniz kadar yazışırsınız karşılıklı, ana konudan sapmak diye bir şey de, bence yok.

    Fakat bunu, dışarı taşanları toparlamak için yeni bir yazı yazılmayacağı şeklinde yorumlamak da doğru olmaz ;)

     

    Selamlar.

  16. Deniz Demirci, 31 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 02:07 iken şöyle buyurmuş:

    arkadaşlar, ülkemiz laik, demokratik ve özgür (ben her ne kadar inanmasam da) bir ülkedir. ülkemizde yaşayan onca milyon alevinin istedikleri şekilde din eğitimleri almalarını ben de isterim. ben demokratik, laik ve özgür bir insan olmak istiyorum ama bu kavramların gerçekten işlediği bir ülkede… 
    eğer demokrasi diyorsak; çoğunluğu sünni olan bir ülkede sünni ağırlıklı derslerin verilmesini yadırgamamak gerekiyor… 
    eğer özgürlük diyorsak; dersler seçmeli olmalı, istemeyen almamalı, aleviler için yada diğer dinlere mensup olanlar için özel okullarda kendi dinlerine ait dersleri almaları sağlanabilir…
    eğer laiklik diyorsak; ben buna bi çözüm getiremiyorum kusura bakmayın.. çünkü insanı dinden ayırmak ne kadar namümkünse, dini de devlet işinden ayırmak o kadar namümkün bence.. bu yüzden de bizim ülkemizde hiçbir zaman bu konuda bir birlik sağlanamaz kanaatindeyim…(amacım yada düşüncem rejimi değiştirmek değil, bunu da bilmenzi istedim bilmiyorum niye ama..)
    sayın Birkacinsan arkadaşım cümlemi anlatmak istediğim gibi değil de anlamak istediği gibi yorumlamış galiba; ben iyi bir aile terbiyesi almış ve iyi bir din eğitimi almış olan insanların suç işlemeye daha uzak olduklarını söylemek istemiştim. arada ince bir nüans var ama arkadaşım göremiyor galiba..
     

  17. birkacinsan, 31 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 12:08 iken şöyle buyurmuş:

    yanıtım yorumunuzda açıkça mevcuttur:
    Zira ülkemizdeki kültürel yozlaşma ve bozukluğunun veya insanların azgınlık katsayılarının artmasının veya suç oranının artmasına ve suç işleme yaşlarının çok küçük yaşlara düşmesinin bilinen ve herkesçe de kabul edilen bir sebebi de bu dersin yetersiz olmasıdır. Sanıyorum ki arkadaşımız televolelerdeki yada diğer benzeri programlarda boy gösteren, sürekli sevgili değiştiren, insanların (özellikle gençlerin) ahlaklarını bozan bay ve bayanların iyi bir din eğitiminden geçtiklerini iddia etmiyecektir.
     

  18. Ceren, 31 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 15:36 iken şöyle buyurmuş:

    Sayın Birkaçinsan, eğer böyle bir eksiklikten dolayı ise bu yozlaşma, suç oranının artması vs, Arabistan’da, Kuveyt’te, İran’da, Afganistan’da hiç suç işlenmemesi, zina yapılmaması, hırsızlık olmaması gerekirdi. Çocukların hepsinin son derece mutlu, ahlaklı, insan sevgisi ile dolup taşması gerekirdi. Geçiniz efendim bu söylemleri. Bu kolaya kaçıştır, esas sorunu görmemektir. Okuduğum lisede "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" dersini veren öğretmen daha sonra kız öğrencileri taciz ettiği için soruşturma geçirdi. Bir başka "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" öğretmeni, dersi geçmesi için arkadaşımın annesinden para istedi. Tamam, bunlar münferit olaylar olabilir ama demek istiyorum "Ahlak Bilgisi" gibi bir dersin olması bu olayları önlemeyecektir. Bu bahsettiğiniz şeyler kişinin içinde olur ve insan olmanın bir gereğidir.
    Tek bir soru: Hepiniz hatırlarsını: Sizce 10 yıl önce uyuşturucudan ölen Vildan Kutlular, yeterli din eğitimi almadığı için mi uyuşturucu kullandı?

  19. birkacinsan, 31 Ağustos 2006 tarihinde saat tam 19:15 iken şöyle buyurmuş:

    Sevgili Ceren,
    Daha önceki yorumları okumadığınızı ve bu nedenle de 31 ağustos 12:08 yorumunda alıntılanan paragrafın Sn. Deniz Demirci’nin 26 Agustos&02:23 zamanlı yorumundan alıntılanan bir paragraf olduğunu farkederdiniz diye düşünüyorum. Saygılar
     
    Zira ülkemizdeki kültürel yozlaşma ve bozukluğunun veya insanların azgınlık katsayılarının artmasının veya suç oranının artmasına ve suç işleme yaşlarının çok küçük yaşlara düşmesinin bilinen ve herkesçe de kabul edilen bir sebebi de bu dersin yetersiz olmasıdır. Sanıyorum ki arkadaşımız televolelerdeki yada diğer benzeri programlarda boy gösteren, sürekli sevgili değiştiren, insanların (özellikle gençlerin) ahlaklarını bozan bay ve bayanların iyi bir din eğitiminden geçtiklerini iddia etmiyecektir.

  20. AniMous, 1 Eylül 2006 tarihinde saat tam 00:23 iken şöyle buyurmuş:

    Selam;
    Çok Komik Yazılar Okuduğumu Evvela Söylemek İstiyorum.
           Din Kültür Dersleri İle İlgili : Din Kültürü İslam Eğitimi Değil Orada Bir Çok Din Hakkında Bilgi Verilir ama Detaylı Olarak İslam Anlatılır. Din (Kısaca Yazıyorum, Kültürünü Yazmıyorum. ) İnsanla Bir Bütündür, Ayrıca Bir Bilim Olarak O Çok Özentiğiniz Avrupa Devletleri Tarafından Bile Kabul Edilmiştir. Yıllarca Yabancı Yapım Diziler, Filmler, vs İzledik Hepsinde Papazlar, Rahibeler, Kliseler, Haçlar, Meryem Ana Heykelleri Görmediniz Mi? Bunlar Dünyaya Kendi Dinlerini Yaymak İçin Yapılmış Propagandalar Değil Mi?
          İran , Suriye Ve Bunun Gibi Ülkeler Örnek Verilmiş Bu Örnek Dünyanın En Saçma Örneklerinden Biri Neden Derseniz, İslam Dininin Yasaklamı Olduğu Herşeyi Kimse Kendisine Yapılmasını İstemez Örnek İslamda Hırsızlık Yapılmasının Cezasının İnaçlara Göre Büyüktür ve Yapılması Yasak Edilmiştir, Bunu Sen Öğrendikten Sonra Bu Senin Tanrı İle Kendi Aranda Olan Bir Mevzudur Bu Olayı Vicdanın Kabul Ediyorsa Yaparsın Veya Yapmazsın.
    İslam Kurallarına Uymak Bir İnsana Bir Şey Kaybettirmez Ama Sonunda Çok Şey Kazandırabilir.
    Ayrıca Din Dersleri Okullarda Yanlış Şekilde Verilmektedir, Örneğin Duaların Arapça  Ezberletilmesi Yanlıştır. Çünkü Dua Ne Demek İstenildiği Önemlidir. Arapça Bilmeyen Türk Halkı Sarkı Gibi Dua Okur Maneviyat Uzaklaşır.
    Google Da Soru Şeklinde Arama Yapmak Doğrudur Bence Çünkü Yazın "Bilim Nedir" cevabını ilk sayfada bulursunuz Ama "Bilim" diye Yazdığınızda Daha Çok Ararsınız. 
     
     

  21. Deniz Demirci, 1 Eylül 2006 tarihinde saat tam 00:29 iken şöyle buyurmuş:

    Sayın birkacinsan arkadaşım; ben bu forumda ikili münazaraya girmekten çok yorumlarımı bütün sitemiz takipçileriyle paylaşmak için yazıyorum. kimseyi düşüncelerimin doğruluğuna ikna etmek yada inandırmak gibi bir niyetim yok, sadece doğruluğuna inandığım düşüncelerimi yazıyorum. Ama sanıyorum ki siz bu konuyu sevdiniz ve ben de size bu konuda eşlik edeceğim.. ben ilk yapmış olduğum yorumda; bahsini ettiğimiz dersin neden kaldırılmak istendiğini anlamadığımı belirtmiş,  bu dersin kaldırılmasının internet kullanımına ne gibi faydalarının olacağını merak etmiştim.. Siz belki bu konuda birşeyler düşünüyorsunuzdur ve belki bizimle paylaşmak istersiniz..Ayrıca insanları suça iten binlerce sebep vardır ve yine binlerce sebep vardır ki insanları suç işlemekten alıkoyar.. Neden hala anlamak istemiyorsunuz, bende bunu anlayamıyorum; bir sebebi ‘de’ derken umarım ordaki -de ekinin ne işe yaradığını Türkçe dersinde öğretmişlerdir size.. binlerce sebep arsından bir tanesi de bu derstir diyorum yani..

  22. A. Murat Eren, 1 Eylül 2006 tarihinde saat tam 00:55 iken şöyle buyurmuş:

    "Google Da Soru Şeklinde Arama Yapmak Doğrudur Bence Çünkü Yazın "Bilim Nedir" cevabını ilk sayfada bulursunuz Ama "Bilim" diye Yazdığınızda Daha Çok Ararsınız."

    Eğer bilimin tanımını arıyorsanız Google’a gidip bilim yazmazsınız elbette, fakat bilim nedir de yazmazsınız. Google’ın -ya da bir arama motorunun- nasıl kullanılması gerektiğini biliyorsanız  bilim tanım yazarsınız. Böylece bilim nedir yazıp bir lise 1. sınıf öğrencisinin ödevine gitmek yerine Vikipedi’ye gidersiniz, daha doğru bilgi alırsınız.

    Şu anda bilim nedir yazınca ilk sayfa olarak burası, bilim tanım yazınca ilk sayfa olarak burası geliyor. Farkı bir tek ben görmüyorum değil mi? :)

  23. Ceren, 1 Eylül 2006 tarihinde saat tam 10:36 iken şöyle buyurmuş:

    Ops, haklısınız. Özür dilerim sn. Birkacinsan.  Aslında okumuştum 26 Ağustos tarihli yorumu ama bir yanlış anlamaya kurban gitmişsiniz. Tekrar özür dilerim.

  24. seher, 5 Eylül 2006 tarihinde saat tam 09:59 iken şöyle buyurmuş:

    muhtesem bi noktaya değinmişsiniz, kesinlikle katılıyorum

  25. cassini, 8 Ekim 2006 tarihinde saat tam 17:42 iken şöyle buyurmuş:

    Alevilik hakkında görüş beyan eden kardeş;"Aleviler hacca gitmez, oruç tutmaz…" vb. şeyler söylüyor. Hayretler içerisindeyim. Anladığım kadarıyla yeni bir Alevilik anlayışı yapılandırılmaya çalışılıyor. Halbuki alevilik doğru bir şekilde anlatılmalı ve anlaşılmalı…Bu sadece dini açıdan değil anadolu türklüğü ile de yakından ilgili, türklüğün islamiyete katkıları ile de ilgili…Ayrıca o büyük "Hacı Bekdaş-ı Veli" Hz.leri ile de ilgilidir…Bu işlerin aileden kaynaklı olması hasebiyle alevi değilim ama aleviliği de kendime çok uzak görmem. Lütfen, en azından entellektüel bir merak adına bazı konularda daha derin araştırmalara girin ve slogan cümlelerle düşünmeye alışmayın. Aksi halde züccaciye dükkanına giren bir filden farkınız kalmaz, her hareketinizde bunca şeyi kırıp dökerken bir taraftanda doğruluk ve güzellik mesajları vermek gibi bir garabeti hem kendiniz yaşar hem de etrafınıza yaşatırsınız…Selam ve sevgilerimle…

  26. Ali Işıngör, 8 Ekim 2006 tarihinde saat tam 20:40 iken şöyle buyurmuş:

    Sayın Cassini;

    Öncelikle Alevilik ile İran ve Irak’ta hâkim olan Caferilik/Şiilik inançlarını birbirine karıştırdığınızı düşünüyorum. Evet, Alevilikte bizim bildiğimiz anlamda namaz ve oruç yoktur. Anadolu Alevileri Ramazan ayında oruç tutmaz, onun yerine Muharrem ayında 12 günlük bir oruçları vardır.

    Alevilikte günde 5 vakit namaz konusuna gelince… Anadolu Aleviliğinde namaz da yoktur. Sadece "bazı bölgelerde" Cem evlerinde kılınan üç vakitlik bir namaz vardır, o da her gün değil, cemevine gidildiğinde kılınır. Bu hassas konular hakkında size Cemal Şener, Lütfi Kaleli gibi yazarların yazdığı kitapları okumanızı salık veririm.

    Konu hakkında Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu sitesinden (alevi.com) epey ilginç bilgiler edinebilirsiniz. Bakın mesela burada neler söyleniyor:

    "Zorunlu din dersi müfredatında neler var?"

  27. Allah'ın Adamı, 18 Ekim 2006 tarihinde saat tam 01:28 iken şöyle buyurmuş:

    ____

     

    İnsanlık tarihinin en acı gerçeği, insanın KENDİNİ KANDIRMADA gösterdiği büyük ustalıktır. Önce helvadan sözde tanrılar yapan insan, ardından karnı acıkınca bunları yemiştir.

     

    Bu komik fakat aynı zamanda acı durum (Trajikomik durum) , maalesef yüzyıllar önce yaşandığı gibi günümüzde de yaşanmaya devam etmektedir, mesela bu sayfada da AYNEN yaşanmaktadır.

     

    Ey kendi kendini kandıran  adam (A. Murat Eren) ! Bir taraftan demokratik, laik olmaktan bahsediyor,  insanların BİLGİye ve BİLİME yönderilmelerinden bahsediyorsun. Hemen ardından da 3 milyar insanın inancına HAKARET ediyor, onların bu İNANÇTAN uzaklaştırılmaları için gereken ne varsa yapılması gerektiğinden bahsediyorsun. Bu ne YAMAN bir çelişki ?

     

    Bu insanlar senin anlayışına göre  “Mutfaktan alıp, tuvalete boşaltan ve 70 yıl yaşayan MAKİNELER” ise, bilime ne ihtiyaç var, BİLGİ’ye ne ihtiyaç var, Google’a ne ihtiyaç var ? Çalsın- çırpsın, yesin- içsin ve ölüp-gitsin. Bu makineleri nereye yönlendirmeye çalışıyorsun ?

     

    Yok eğer bunlar RUH taşıyan, bir Yaratıcı’nın yarattığı varlıklar iseler, NEDEN yaratıldıklarını, NE İÇİN yaşadıklarını bilmek, onların en doğal hakkıdır. Bunları öğrenmenin tek yolu ise, Yaratıcı’nın yolladığı TEK DİN’i öğrenmekten geçer !

     

    Bugüne kadar ne senin BİLİMİN , ne FELSEFEN bu sorulara elle tutulur cevaplar verememişlerdir ve vermeye çalıştıkları cevapları da ıspat edememişlerdir. Oysa  hakiki DİN’in kitabı, 1400 küsur yıldır bilimi kendi çıkarlarına alet etmek isteyenlere meydan okumaktadır: “Bende yanlış bir şey bul, benim bir tek ayetimin benzerini yap, ben bütün davamdan vazgeçeceğim” demektedir bu KİTAP. 1400 yıl önceden “denizlerin dibinden, evrenin ve canlıların yaratılışına kadar” tüm soruları çok net olarak cevaplamıştır. Hak dinin Allah’ı ise, hergün insanları herbiri bir mucize olan milyonlarca olay yaşatmaktadır, yeter ki ADAM olsunlar diye. 

     

    O halde, ya Yaratıcı’nın yolunu seç, ya da O’nun düşmanlığını kazanacak her türden hareketten kaçın. Madem makine olarak görüyorsun, makinelerin BİLGİ’ye ihtiyacı yoktur, onlara bulaşma !!!

     

    Google ve arama konusuna gelince. Bu konunun Türkiye’deki en iyi uzmanı benim. Fakat yaptığım üretimlerin kimseye faydası olmadı.

     

    Neden mi ?

     

    Çünkü bir insanın önce

     

    *Kendisine lazım olan şeyin BİLGİ olduğunu,

     

    *Akıl denilen aracın BİLGİ olmadan çalışmayacağını,

     

    *BİLGİ olmadan problem çözmede ve kaliteli kararlar almada BAŞARILI olamayacağını İDRAK etmesi lazım.” 

     

    Bu idraki insana veren tek şey DİN’dir ! İşte senin gibi adamlar, yani insanoğlunu 24 milyon yıldır sömürmeye devam eden güçler ve bunların BEDAVA AVUKATLARI, bu nedenle DİN’e hücum ediyorlar. Çünkü köle uyanırsa,  BİLGİ sahibi olursa, onlara KÖLELİK yapmaz, zaten bir köle BİLGİyi ne yapacak, sabah sekizde işe gidip akşam eve dönsün. Gece de zıbarıp  yatsın. Sabah tekrar çalışsın. İşte bütün senaryo bu ! 

     

    İşte Din eğitimine darbe vurula vurula sonunda ortaya bir “İDRAKİ SIFIR” insanlar topluluğu çıktı. Bunlar zorunlu olmadıkça BİLGİ’nin yanına bile yanaşmıyorlar. Ancak mecbur kaldıklarında google’ın ana sayfasına bir iki tıkırdatıyorlar, tamam !

     

    Oysa bu insanlara

     

    *İNTERNET denince akla  “dünyanın en büyük kütüphanesi” ifadesinin gelmesi gerektiğini,

    *Bilgi olmadan insan beyninin içi saman dolu bir saksıdan daha değersiz olduğunu,

    *Bilgiye KISA ZAMANDA ve herkesin karşılayabileceği kadar UCUZA ulaşma konusunda, bilinen insanlık tarihinin en büyük fırsatının İNTERNET şeklinde ortaya çıktığını,

    *Fakat on milyar sayfayı geçen internette aradığını bulmanın, GOOGLE’ın ana sayfasına bir kaç kelime yazmakla artık mümkün OLMADIĞINI,

     

    *İlk olarak işe Google’ın “GELİŞMİŞ ARAMA” sayfasını kullanmayı alışkanlık haline getirmeyle başlanması gerektiğini.

    *İngilezce’de PHRASE denilen kavramın başarılı aramanın temeli olduğunu, bu kavramın Türkçe karşılığı olan İBARE kelimesinin, okullarda YANLIŞ öğretilen İFADE SINIFLAMASI sebebiyle unutulup gittiğini,

    *İnternette arama konusunda başarılı olmanın, ancak bunun uzmanından alınacak en az 25 saatlik bir kurs ile mümkün olduğunu.

    * Ve en önemlisi, ilköğretim okulu 4. sınıftan itibaren İNTERNETTE ARAMA konusunun bir ders olarak okullarda okutulması gerektiğini, bu dersi koymanın bu ülkeye yapılabilecek en büyük iyilik olduğunu

    *Hatta bu doğrultuda, 11 000 saatlik internet araştırması tecrübeme dayalı olarak ürettiğim dünyada eşi benzeri olamayan ne kadar yaklaşımım varsa hepsini ÜCRETSİZ olarak bu milletin hizmetine sunmak istediğimi (Amerika’da benim anlattıklarımın onda birini anlatmayan kursların ücreti 500 $’dan başlıyor)

     

    nice İLGİLİ insanlara anlattım. Netice olarak 1 tanesi dahi, yahu gel hiç olmazsa bana bu konuyu anlat, bu anlattıkların çok önemli şeyler, “Hiç olmazsa ben internette aradığım herşeyi kolayca bulabileyim” demedi.

     

    Neden ?

    Bunun TEK sorumlusu sen ve senin temsil ettiğin anlayış ! Yani,

    İDRAK kaabiliyetini, idrak kaabiliyetini bir insana ciddi anlamda kazandırabilen tek kurum olan “Din ile arası uzak olduğu için” KAZANAMAMIŞ bir topluluğun ortaya çıkmasında ROLÜ OLAN HERKES !

     

    Din düşmalığı yapmaya, dışarıdan demokratik görünüp satır arasından inançlara vurmaya devam edin. Ardından da “Yahu bu insanlar google’ın ana sayfasına neler yazmışlar böyle ?”  diye yakınmaya devam edin . Her 6 ayda bir makale yazın !

     

    Ne diyeyim. Allah bari sizin çocuklarınıza İSLAM yoluyla İDRAK versin de, bari onlar bu vatana ve millete faydalı olup, global güçlerin kölesi olmasınlar ! AMİN ! 

     

     

    ALLAH’ın Adamı 

     

     

     

     

  28. A. Murat Eren, 18 Ekim 2006 tarihinde saat tam 03:04 iken şöyle buyurmuş:

    Kendisini Allah’ın Adamı ilan etmiş kimliksiz kişi,

    Google ve arama konusuna gelince. Bu konunun Türkiye’deki en iyi uzmanı benim.

    Şu cümleniz zaten nasıl bir insan olduğunuzu pek güzel özetliyor. Öte yandan bunu söylediğiniz bir yazı içerisinde şunu da söylemiş olmanız fevkalâde komik:

    İnsanlık tarihinin en acı gerçeği, insanın KENDİNİ KANDIRMADA gösterdiği büyük ustalıktır.

     

    Her neyse.. Sizin gibi birisinin ne düşündüğü zerre kadar umurumda değil fakat sizden sonra gelip okuyacaklar için bir yanıt yazayım: Sizin iddia ettiğiniz gibi insanları dinden filan uzaklaştırmaya çalışmıyorum. Bilakis, daha önce de söyledim, dinlerin ve manevi bütünlüğün insanlık için çok önemli bir şey olduğuna inanıyorum.

    Fakat Türkiye’deki Din derslerinde bacak kadar çocuklara “Abdest suyunun alyuvarların sayısını arttırdığı” gibi yalan yanlış şeylerin öğretiliyor olduğu da bir gerçek.

    Ben Allah inancına, İslamiyet’e ya da İslamiyet’in ders olarak öğretilmesine karşı değilim.. Ben sadece din derslerinin, sizin gibi kendisini Allah’ın Adamı ilan eden sonra da bilimin ve felsefenin hiç bir şeye yanıt bulamadığını iddia eden aptallar tarafından öğretilmesine karşıyım.

  29. Allah'ın Adamı, 18 Ekim 2006 tarihinde saat tam 07:01 iken şöyle buyurmuş:

    GERÇEKLERİ ÇARPITMA ve KIVIRMA SANATI MI İCRA EDİLİYOR ? CEVABINIZI ÖĞRENMEK İSTERİM.

     

    İlk olarak basit bir mantık yürütelim. Bahsettiğim konuda “en iyi” olmadığımı nereden biliyorsunuz ? Bilgiye ve data’ya dayanmadan sallayanlara bizim ülkemizde EHL-İ TAASSUB denir. Kısaca okumuş cahil ! Bir konuda birisinin EN İYİ olması neden battı ?! Oysa Türkiye’de her dalda EN İYİ olan 1 kişi daima vardır.

     

    İkincisi göz göre göre neden yalan söylüyorsunuz ? Yukarıdaki yazıyı okuyan en kara cahil adam bile,

     

    *”Bugüne kadar ne senin BİLİMİN , ne FELSEFEN bu sorulara elle tutulur cevaplar verememişlerdir. ” cümlesi ile 

     

    *” Bu güne kadar ne BİLİM ve ne de felsefe HİÇBİR soruya yanıt verememiştir.” cümlesi arasındaki farkı anlayabilir.

    (Tabii eğer niyeti bozuk değilse !) 

     

    Eğer NEDEN ve ne için YARATILDIK ? sorularına “BİLİMİN ve felsefenin deneylere dayalı bilimsel bir cevabı vardır” diyorsan, buraya yaz da bütün insanlık öğrensin. Ya da sinirden ve kızgınlıktan paragrafı dikkatli okumadınız. Tekrar okuyunuz.

     

    Hakkınızda bu sitede şunlar yazılı…

    “Sakin, anlayışlı, sabırlı bir insandır.

    Yaradılanı, ne kadar aptal, yoz ya da beyinsiz olursa olsun Yaratan’dan ötürü sever. Herkese nazik davranmayı prensip edinmiş birisidir, neredeyse hiç küfür bilmez, bildiklerini de kimseye etmez.

    Düşüncesiz, kişiliksiz ve dangalak yollarla yapacak da olsalar insanların fikirlerini dile getirme arzularına saygı gösterir ve herkesin kesinlikle kendisini ifade etmesi gerektiğine inanır.

    Küçüklerini ne olursa olsun sevip büyüklerini her koşulda sayar. Toplumsal ahlaki değerler diye bir şeylerin var olduğuna inanır.”

     

    Bunların hepsinin de kendini kandırma sanatının bir ürünü olduğu açık !

    Daha yaşını bile bilmediğiniz kişiye APTAL diye hakaret ederek başlamışsınız.

     

    Oysa benim yazımda size yönelik tek bir hakaret yok. Sadece DİN düşmanlarına yönelik açıklamalar var. Size “kendini kandıran adam” dememin sebebi de DİN konusunda temel bilgilere sahip olmamanıza rağmen, konunun uzmanı gibi ahkam kesmeniz.

     

    Bunu nereden mi anladım ? Tabii ki “…İlkokul çağındaki bir çocuğun kafasına din bilgilerini “doğa kanunları” gibi pompalamak yerine…” cümlesinden. Bu cümleyi sadece DİN bilgisi az ve çarpık olan bir kişi sarfedebilir. Dinin temellerini iyi bilen bir kişi, eğer ateist değilse, DİN BİLGİLERİNİN “DOĞA KANUNLARINDAN MİLYON KAT DAHA SAĞLAM ve DAHA TUTARLI olduğunu bilir. Aksi Allah’a hakaretten başka birşey değildir. 

     

    Özetlersek,

    *”Sakin, anlayışlı ve sabırlı” bir insan olduğunuz büyük bir yalan !

    *Kimseye küfretmediğiniz koskoca bir yalan !

    *Bilimi ve felsefeyi işinize geldiği zaman ve sadece kendi çıkarlarınız için, o da ucundan azıcık tutarak kullandığınız açık bir gerçek !

     *Konuyu konuşacak yere, “konuyla İLGİLİ BİLGİ SEVİYESİ az olanların yaptığı gibi” rotayı değiştirip, şahıslara yüklendiğiniz açık ve acı bir gerçek !

    *Bir sonraki mesajınızda da İNTERNETTE arama ve din kültürü derslerinin gerekliliği konusunda BİLİMSEL TEMELLERE DAYALI görüş bildireceğinize, yine şahıslara yükleneceğiniz ise benim tahminim !  

    *Bir taraftan dine saygı derken öbür taraftan “Allah’ın adamı” sözünden gocunmanız, bu konuda da samimi olmadığınızın açık delili. Çünkü İslam dinine göre bir kişi ya Allah’ın adamıdır, ya Şeytan’ın adamıdır, ya da ateisttir. Bunun ortası yok.

    “Şeytan’ın adamıyım” yazıp, hiçbir ciddi bilimsel temele dayanmadan “Sanki bilim dini kökten reddeyiyormuş gibi” sizin görüşünüze destek verip, “Çok haklısınız beyefendi, din dersleri acilen kaldırılmalıdır” deseydim, herhalde çok daha hoşunuza gidecekti.

     

    Sonuç olarak, gerçekten ciddi bir insan olduğunuza ve ehl-i taassub olmadığınıza hepimiz inanmak istiyoruz. Bu doğrultuda sizden sallamalarda bulunmak yerine aşağıdaki konularda CİDDİ bilgiler bekliyoruz

     

    1. Din derslerinin ilköğretim okullarında neden okutulmaması gerektiğine dair “Benim kanaatim budur” gibi saçma cümleler kullanmak yerine, BİLİMSEL TEMELİ olan bir makale hazırlayınız. Veya hiç olmazsa bu konuda yazılmış makaleleri buraya yollayarak insanlara faydalı olunuz.

     

    2. Bir insanda “BİLGİ insan için şarttır ve insan hayatı boyunca bilginin peşinden koşmalıdır” şeklinde hayata geçireceği bir düşünce, kısaca İDRAK oluşturmanın ETKİLİ yollarını (DİN dışındaki) lütfen bize anlatınız ki, ülkemizin en büyük sorununa bulduğunuz bu çözümü mantıklı bulursak, bu doğrultuda tüm gücümüzle çalışalım.

     

    3. İnternette aradığı bulmanın Kolay ve ORİJİNAL YOLLARI hakkında bizleri bilgilendirin ki uzmanların peşinden 25 saat ders almak için koşuşturmayalım. Bu konuda UZMAN olduğunuz kesin. Öyle ya, “Sizin bu EN İYİ olma konusuna itiraz edeceğinizi önceden tahmin ettiğimden, ipucu olmak üzere, yarım sayfa yazı yazdım. Bu hayati cümlelerin tekine bile değinmediğinize, ne Phrase, ne de ibareden bahsetmediğinize göre” bu konuda bizlerin ÇOK İLERİSİNDE olmalısınız. Vatan ve millet hayrına acilen önerdiğiniz metotları bir makale ile yollamanızı bekliyoruz !

     

    Eğer bu 3 konuda ciddi yazılar yollamazsanız, sizi  “Bir A konusunda beyninde bulunan 10 adet cümle ile, o konunun uzmanı gibi ahkam kesen ve sokakta milyonlarcası bulunan -AKLINI YANLIŞ KULLANAN- ehl-i taassub arasında kabul edeceğimi” üzülerek belirtiyorum.

     

    Allah’ın adamı 

     

     

     

  30. ALLAHIN SATIRI, 18 Ekim 2006 tarihinde saat tam 09:18 iken şöyle buyurmuş:

    İNTERNETTT VE İNTERNETTTE ARAMA YAPPPPPMA KONUSUNDA DÜNYANIN EN ÖNEMLİ ÇALIŞMALARINI YAPTIM BEEEN !!!!

    freyz kardeşim freyz…anlamıyor musunnnnn!!!!

    DİN

    KÜLTÜRÜ

    VE

    AHLAK

    BİLGİSİ DERSİ GEREKKKLİDİRRR !!!! GEREKSİZ OLAN SENSİN A. MURAT EREN !!!! NASIL BU KADAR GEREKSİZ OLABİLİYORSUN !!!

    BAK GÖRÜYORSUN İŞTE…BEN BU DERSİ ALDIM VE BÖYLE HARİKA BİR İNSAN OLDUM..NASIL GÖREMÜYORSUN BUNU A. MURAT ERENNNN

  31. Alllahın zopası, 18 Ekim 2006 tarihinde saat tam 10:15 iken şöyle buyurmuş:

    Din bilgisi acayip gereklidir! Ööööle böyle değil! Bunu nasıl anlamıyorsunuz?

    Bakın BEN NE KADAR AKILLIYIM, (Büyük harfle yazarsam daha bir görkemli gözüküyor). Google kullanıcıları ikiye ayrılır: “Ehl-i Taassub” olanlar ve “Google Jedi Şovalyeleri“. Önce bunu öğren de gel!

    Ama üzülme… Sen de bir “Jedi Şovalyesi” olabilirsin, tabii benim gibi çok çalışırsan! Oğul, ilk sırrımı sana vereyim: “Google edvensıd sörç” kısmına tıkla (Allaaaam ne kadar akıllıyım) ve onu kullan.

    Ayrıca yaşını bile bilmediğiniz adama nasıl “aptal” dersiniz? Akıl başta değil yaştadır (yoksa tersi miydi lan?)

    Bu arada Google’da arama yapma konusunda Türkiye’nin en iyisi (the best yani) olduğumu söylemiş miydim? İnternette 11.000 saat deneyimi, kapak açtırmadan Magirus’u 600.000 kilometre götürme becerisi olan bir uzun yol kamyon şöförü, Counter Strike’da vurulmadan 125 frag sahibi, ve “çıkarmadan beş” yapabilen bir abiniz olarak, bu konularda da yazılmış sizden; çizgisiz kâğıda, kompozisyon halinde yazılmış üç yazı bekliyorum.

    Haaaa unutmadan bir şey daha söyleyeyim: Ben Google’da arama konusunda Türkiye’nin en iyi arama yapan adamıyım! İsteyene de en az 25 saat ders vermek şartıyla (ücrette anlaşırız elbet) öğretebilirim. Hatta 4. sınıflardan itibaren okullarda “googıl sörç“, “irc’de op olma için yöneticilere yalakalık yapma“, “62′den smileyli tavşan çıkartma” ve “adult dating” gibi derslerin verilmesini savunuyorum (Çünkü bunlarda çok iyiyim) ama beni dinleyen yok!

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınavına da girdim ama kazanamadım. Her gün Mehmet Ali Erbil’in Çarkıfelek’ni de arıyorum ama telefonlar hep meşgul çalıyor!

    Aslında ne iş olsa yaparım abiii…

    Din dersi…

    Google da sörç…

    boya badana…
     

  32. A. Murat Eren, 18 Ekim 2006 tarihinde saat tam 10:31 iken şöyle buyurmuş:

    GERÇEKLERİ ÇARPITMA ve KIVIRMA SANATI MI İCRA EDİLİYOR ? CEVABINIZI ÖĞRENMEK İSTERİM.

    Cevabını zaten bildiğinize emin olduğunuzu düşündüğünüz saçma sorularınıza yanıt arıyormuş numarası yapmayın.

    Daha yaşını bile bilmediğiniz kişiye APTAL diye hakaret ederek başlamışsınız.

    Benim aptal dememle kimse aptal olmuyor fakat, dini savunulmaya ihtiyacı olan bir şey olarak görüp, ortaya Allah’ın Adamı sıfatı ile çıkıp, insanları din düşmanlığı ile suçladığınızda yaşınız yüzünden size aptal demeyenler varsa, aptal sıfatı onlara da pek yaraşır bence.

    Sonuç olarak, gerçekten ciddi bir insan olduğunuza ve ehl-i taassub olmadığınıza hepimiz inanmak istiyoruz.

    Hepiniz hakkımda istediğiniz şeye inanmakta özgürsünüz.

    Bir önceki yanıtımda bilinmesi gerektiğine inandığım temel vurguları yaptım, bana hiç bir şey katmayacak bu sığ tartışmaya ise girmeye ne vaktim var ne de niyetim..

  33. Allah'ın Adamı, 18 Ekim 2006 tarihinde saat tam 11:01 iken şöyle buyurmuş:

    Üstteki mesajdan alıntıdır:

     

    *Bir sonraki mesajınızda da İNTERNETTE arama ve din kültürü derslerinin gerekliliği konusunda BİLİMSEL TEMELLERE DAYALI görüş bildireceğinize, yine şahıslara yükleneceğiniz ise benim tahminim !

    *Konuyu konuşacak yere, “konuyla İLGİLİ BİLGİ SEVİYESİ az olanların yaptığı gibi” rotayı değiştirip, şahıslara yüklendiğiniz açık ve acı bir gerçek !

     

    Evliyamıyım neyim !

     

    Allah’ın adamı 

  34. Allah'ın Adamı, 18 Ekim 2006 tarihinde saat tam 11:11 iken şöyle buyurmuş:

    Sevgili Allah’ın zopası,

     

    Sen hayatında ya hiç satranç oynamamışsın ya da berbat bir satranç oyuncususun !

    Hakaretler sadece insanın seviyesini gösterir. Unutma ki din düşmanı olan sensin, dinin savunucusu ise ben ! Dinlerin savunulma ihtiyacı senin gibi sopalıklardan kaynaklanıyor.

    Dini ben savunduğuma göre, o sopa sakın ola senin başında kırılmasın ! Şimdi Ramazan Ramazan bir de “Çok korktum yahu !” diye mesaj yazarsın. 

    Eğer fikrin varsa, onları açık olarak yaz. Sorular senin için de geçerli. Öyle ya “Düşünenler için akıl defterine” yazıyoruz. Üstelik ana sayfada  YORUMLARIN DA  YAZILAR KADAR DEĞERLİ  olduğu söylenmiş. Katılıyorum. Fakat istisnalar kaideyi bozmaz değil mi (!) !!!

     

    Allah’ın adamı

     

     

  35. Allah'ın Adamı, 18 Ekim 2006 tarihinde saat tam 11:29 iken şöyle buyurmuş:

     Sevgili Allah’ın sopası,

     

    http://www.diomicron.com/index.asp adresindeki üreticinin özel yakıt filtresinin yanısıra

    özel yağ filtresi de var. Bu filtre sayesinde artık 500.000 kilometre yağ değiştirmeden gidilebiliyor. Dolayısıyla sahip olduğun MAGIRUS motorunu kapak açtırmadan 2 milyon kilometre bile götürebilirsin. Sana hattında hayırlı yolculuklar ! (NOT: Artık aynı nakaratı tekrarlayıp duran kasetçalarını değiştir, zaman mp3 devri !)

     

    Allah’ın adamı 

  36. Kıvanç Tarhan, 1 Kasım 2006 tarihinde saat tam 23:35 iken şöyle buyurmuş:

    Murat Eren Bey, ufak yaştaki çocuklara din eğitimi vermenin yanlış olduğunu savunmuşsunuz. Ufacık çocuğun din gibi derin bir mevzu ile baş etmesi hakikaten zor. Gereksiz bir ders. Ancak tek gereksiz ders malesef din kültürü ve ahlak bilgisi dersi değil. Sosyal bilgiler dersilerinde pompalanan rejim propagandaları da aynı nedenden gereksizdir. Çünkü o çocuklar henüz hangi rejimin, hangi yönetim biçiminin kendileri için daha iyi olduğunu bilemezler. Hatta bir rejimin olması gerektiğine bile karar veremezler.  Ufacık çocuklara kendi doğrularını pompalamaya çalışanlar sadece sünni hanefi dindar kesim değil malesef. Keşke sadece onlar olsaydı. Çözüm çok daha kolay olurdu. 

     

    Kıvanç Tarhan 

  37. A. Murat Eren, 2 Kasım 2006 tarihinde saat tam 00:15 iken şöyle buyurmuş:

    Kıvanç Tarhan Bey,

    Ufacık çocuklara kendi doğrularını pompalamaya çalışanlar sadece sünni hanefi dindar kesim değil malesef.“ 

    Çok doğru söylüyorsunuz. Bu açıdan düşünmemiştim hiç. 

    Hatırladığım kadarı ile diğer rejimlerin neden imkansız ve korkunç olduğu objektif olmayan bir şekilde anlatılıp bizim rejimimizin neden “muasır medeniyetler seviyesi”ne erişmek için şart olduğundan başka bir şey anlatılmıyordu.. Halâ öyle midir, bilemiyorum tabi.

    Sürekli Batı’nın ne kadar müthiş olduğundan bahsedilmesi, dünyayı ve insanlığı ilgilendiren her şey Avrupa’da imiş gibi gösterilmesi geliyor aklıma, kesinlikle propaganda olduğundan bahsedilebilecek, taraflı yaklaşımlar bunlar.

    Ali Işıngör’ün İran ile ilgili yazılarına gelen yorumlardan da görüyoruz dibimizdeki medeniyetler ile ilgili dahi ne kadar bilgisiz olduğumuzu. Küçükken bize aşılanan “büyüklere ait önyargılar” var bunun temelinde belki de. Yoldan çevirip bir ortaokul çocuğuna “Fransız İhtilali?” deseniz, 1789 der pat diye. “Sanat?” deseniz, Rönesans, Leonardo, Michelangelo, Mozart der.

    Bence dediğiniz gibi, din dersi ne kadar gereksiz bir ders ise o yaştaki çocuklar için, taraflı sosyal bilgiler ve tarih dersleri de o kadar gereksiz.

    Din derslerinde de, tarih derslerinde de, sosyal bilgiler derslerinde de korkusuzca “her şeyi, her şeye eşit mesafede” öğrettiğimiz ve hazırlayanların doğruları dışında kalanları da anlatmaya başladığımız gün, bu ülkede adam gibi gençler yetiştirmeye başlayacağız belki de. Ütopya oldu ama, şu anda böyle düşünüyorum.

     

    Selamlar.

  38. U-May, 7 Kasım 2006 tarihinde saat tam 01:22 iken şöyle buyurmuş:

    Yazinin basindaki alintinin Oscar Wilde`dan oldugu yaziyor… Bu 19. yüzyilda yasamis Dorian Gray´in Portresinin yazari Wilde mi gercekten?

  39. Murat Ağalday, 7 Kasım 2006 tarihinde saat tam 01:34 iken şöyle buyurmuş:

    :)

  40. Anacardiaceae, 7 Kasım 2006 tarihinde saat tam 07:11 iken şöyle buyurmuş:

    hayir efendim, mutlu prens’in yazari oscar wilde.
    )

  41. faruk, 7 Kasım 2006 tarihinde saat tam 14:28 iken şöyle buyurmuş:

    hayır…o, kara murat olan oscar wilde bence..

  42. aLCaNZaR, 8 Kasım 2006 tarihinde saat tam 14:53 iken şöyle buyurmuş:

    Basi arkadaslarimis sanirim din ve ahlak bilgisi dersini istemiyor ama ne kadar da istemeseler bu dersin olmasi sarttır bence bunun sebebleri de gayet acik ve nettir cocuğun gelisme cağında ahlakini ve dinini orenmesi amaci teskil eder yani ileride cocuk fuhus yerine dinin temel taslarindan olan oruc tutmak zekatini vermek yada namazini kilmak icin enazindan iyi bir insan olmasi için bu dersi alir sizler bunlarin hicbirini yapmaya bilirsinis ama islam dininde yapilmasi gereken acik ve secik olarak allahin emirlerinden olan bilgileri cocuğunuz örenmesin diyorsanis dinini tanimayan hic bir amaci olmayan bir insana dönüsmesini sağlaktan baska bir işe yaramayacaktır. bunu en iyi tarih kitaplarini zahmet edip biras karistirmakla anlaya bilirsinis eğer atalarinisin din bilgileri (osamanli doneminden bahsediyorum ) sağlam olmasaydi suanda türkiyede müslumanlar olmasdi atalarinis cumhuriyetin kurulmasindan oncelere dayanir unutmayin ki osamanlar dunyanin en guclu devletiydik bunun da temelinde alinmis olan din eğitimi vardir . Din bir ülkenin olmazsa olmazıdır. saygılar (By aLCaNZaR )

  43. Ali Işıngör, 9 Kasım 2006 tarihinde saat tam 01:19 iken şöyle buyurmuş:

    Sayın Alcanzar;

    Atalardan biraz da Türkçe, dilbilgisi falan öğrenseydiniz?

  44. Murat Ağalday, 9 Kasım 2006 tarihinde saat tam 01:41 iken şöyle buyurmuş:

    Sn. Ali Işıngör ;

    70′liğe danıştığınızda kuvvetle muhtemel yanınızda olamayacağımı bildiğim için , tekrar soruyorum efendim ;

    “Hoseyniye Emini (Hüseyin’e emanet): İlk hikâyemiz bu metnin yazarı olan “fakir“in sülalesine dair. Bir varmışlı bir yokmuşlu zaman kiplerinde, yazarın dedesinin büyükdedesinin dedelerinden biri, İran’ın en zengin beylerbeylerinden biriymiş”

    ???

    Kariyi ilgilendirecek kadarını anlatırsanız , en azından aslında İran ajanı olup olmadığınızı anlarız:))

  45. mavi, 5 Mart 2007 tarihinde saat tam 21:30 iken şöyle buyurmuş:

    siteniz gayet yetersiz çok beyendiğimi söyleyemem. :((

  46. mehmet, 16 Ağustos 2007 tarihinde saat tam 15:59 iken şöyle buyurmuş:

    Üzerinden epey vakit geçmiş olmasına rağmen moleschino’nun gündemden bağımsız olma niyetine dayanarak iki kelam da ben edeyim.

    Öncelikle yazıyı pek başarılı bulmadığımı belirtmek isterim. Sanırım anafikri “biz ne kadar salak ve cahil bir milletiz ki, yüzyılın icadı olan google’ı bile adam gibi kullanmaktan aciziz ve bunun sorumlusu eğtim politikamız” gibi bişey. Söyleyeceklerimi söylemeden önce yazıdan bunu anladığımı belirterek başlamak istedim, zira bu yorumu görüp de cevap yazmaya niyetlenip, söze “hıyar” diye başlayacaklar, bu çerçeve içinde “hıyar”lık etmişsem yapsınlar bunu, aksi taktirde “sen hiçbişey anlamamışsın, din dersi mi aldın birader” cümlesi de iş görecektir.

    Birincisi Google’da arama yapan insanların aradığını bulamamasının (ne ararlarsa arasınlar, eşşek ziki de olabilir bu) insanların eğitimsizliklerine bağlamak çok “örgün eğitim” kalıbında bir yaklaşım, “Teknolojiyi insana göre eğip büküp geliştireceğine, insanları eğit”. Bu zihniyetle, telefonu icat etmek yerine dünya çapında bir eğitim kampanyasıyla, konuşma hızında mors alfabesi tıklama eğitimleri yapmak gerekirdi ki belki o zaman hafif bilek ağrıları çekerdik ama kanser olmazdık. Bu yaklaşım insanı, insanlığı ve teknolojiyi hiçbir yere götürmez.

    Bana biraz yazılımcı kibiri gibi geldi. Zira yazılımcılar, çoğu zaman hizmet sektöründe olduklarını unutup, enikonu düşünerek tam da olması gerektiği gibi çalışan robotlarına tapınılmasını ve onun keşfedilmesini beklerler, insani bi durum, yaratıcılık kullanılan her iş dalında bu mesleki deformasyon vardır bi ucundan. Ancak bunu yapmayan kişiler bilgiyi yönetiyor ki bu uyarıyı da yapmam lazım. Google kullanıcısının arama paternlerini anlayıp her geçen gün gerçekten aranan şeyi ilk sayfada vermeye uğraşırken, bulamayanlarla dalga geçmek çok bizlik bi hareket. Hakia sizinle aynı data’yı alıp semantik arama motoruna büyük yatırımlar yaparken, siz Özgürlük İçin işletim Sistemi geliştirme iddiasında olan kişiler olarak, ben yaptım merak eden öğrenir kullanır diyosunuz. Bu açıdan biraz hayalkırıklığı yaşadığımı belirtmek isterim.

    İkincisi tartışmanın üslubuyla ilgili bir eleştiri olacak. Bu konudaki önyargılarınız ve heyecanınıza merhem olabilir diye ateist olduğumu belirterek başlayayım (hatta ateist olmasam richard dawkins’i allah sanabilirdim :) )

    burada moleschino’ya hiç yakıştıramadığım bir kahve tartışmasına şahit olmak tadımı kaçırdı, epeydir yazıları okuyorum, yazarların farklı bloglarını takip ediyorum, bu başlığı kaçırmışım demek ki. Konunun hemen dine gelip ezberden sloganlara dönüşmesi ve tahammülsüzlüğün bu kadar tırmanmış olması, bu memleketin düşünen insanlarına olan inancımı zedeliyor.

    Allah’ın Adamı’na yapılan büyük haksızlık bu üslupta gizli, dibine kadar karşı olduğum görüşlerini sert ama düzgün bir üslupla ortaya koyan birisiyle oturup konuşamayacaksam ne anlamı kaldı internette yazmanın, zaten ezelden beri arkadaş meclislerinde “ah ah vah vah, topunun köküne kibrit suyu” çeşitlemeleri ile körler ve sağırların birbirini ağırlama seanslarını yapar bu toprağın insanı. Ya da ben çok romantik beklentiler içerisindeyim.

    Dawkins 2002 TED konferansında yaptığı konuşmasını “Stop being respectful” (artık saygı göstermeyi bırakın) diye bitirir. Ancak bunu yaparken keskin zekası ve yüksek bilgisi dışında bir araca tamah etmez. Bu noktada Allah’ın Adamı’nın “EHL-İ TAASSUB” uyarısını en çok da ona karşı çıkabilmek dikkate almak gerektiğine inanıyorum.

    Tekrar bence ana konu olması gerektiğini düşündüğüm konuya dönersem.
    “Nolacak bu fenerin hali?” sorusuna cevap verebilecek bir arama motoru yapılmasını ümit etmenin hiçbir sakıncasını görmüyorum. Zira doğru sorular, işe yarar cevapları getirir. Sorunun zor olanından kaçarak bir yere varılmaz.

  47. A. Murat Eren, 16 Ağustos 2007 tarihinde saat tam 20:14 iken şöyle buyurmuş:

    Merhabalar,

    Birincisi Google’da arama yapan insanların aradığını bulamamasının insanların eğitimsizliklerine bağlamak çok “örgün eğitim” kalıbında bir yaklaşım, “Teknolojiyi insana göre eğip büküp geliştireceğine, insanları eğit”.

    Teknoloji birileri tarafından insanlar için daha kolay kullanılır hale getirilecek şekilde eğilip bükülürken hali hazırda geçerli olan teknolojiyi insanların doğru kullanması için hiç bir şey yapmamanın mantıklı olduğu anlamı çıkıyor şu yazdığınızdan. Bir yandan teknolojiyi eğip büküp geliştirirken bir yandan da insanları var olan teknoloji konusunda eğitmenin ne sakıncası olabilir?

    İkincisi tartışmanın üslubuyla ilgili bir eleştiri olacak. Bu konudaki önyargılarınız ve heyecanınıza merhem olabilir diye ateist olduğumu belirterek başlayayım (hatta ateist olmasam richard dawkins’i allah sanabilirdim :) )

    Ucuz sözler şu yukarıdakiler. Buradaki bir kaç kişinin yaklaşımını Moleschino’nun yaklaşımı olarak kabul etmek çok saçma. Açıkçası benim karnım “nezih” görünüp satır aralarına alaycı ve küçümseyici laflar sıkıştırmaya çalışan insanlara fena halde tok.

    Konunun hemen dine gelip ezberden sloganlara dönüşmesi ve tahammülsüzlüğün bu kadar tırmanmış olması, bu memleketin düşünen insanlarına olan inancımı zedeliyor. Allah’ın Adamı’na yapılan büyük haksızlık bu üslupta gizli, dibine kadar karşı olduğum görüşlerini sert ama düzgün bir üslupla ortaya koyan birisiyle oturup konuşamayacaksam ne anlamı kaldı internette yazmanın

    Moleschino’nun yorum satırları düşünen insanlara ev sahipliği yapma gayretinde değil; bu yorum satırları herkese açık. Bu siteye “yazınız bok gibi olmuş kikirt” diyen ilk okul öğrencileri de giriyor, “Vampirler gerçektir we kan içerler” diyen liseli gençler de giriyor. Allah’ın Adamı buraya düşüncesini yazar, isteyen gelir onunla tartışır, isteyen dalga geçer. Kimileri de kendinden önce yazılmış her şeyi Moleschino’yu yansıtan bir mob olarak karşısına alır, onunla tartışır, böylesi daha kolay gelir çünkü.

    Tekrar bence ana konu olması gerektiğini düşündüğüm konuya dönersem.
    “Nolacak bu fenerin hali?” sorusuna cevap verebilecek bir arama motoru yapılmasını ümit etmenin hiçbir sakıncasını görmüyorum. Zira doğru sorular, işe yarar cevapları getirir. Sorunun zor olanından kaçarak bir yere varılmaz.

    Kimse “Nolacak bu fenerin hali?” sorusuna tatmin edici cevaplar bir araya getirebilecek bir arama motorunun yapılmasını ümit etmenin bir sakıncası olduğunu düşünmüyor. Soruların zor olanından kaçılarak bir yere varılabileceğini de düşünmüyor. Fakat “nasıl olsa daha kolayı yapılacak” diyerek insanları şu anda elde olan teknolojiyi doğru kullanmayı öğretmemek yanlış.

    Selamlar.

  48. Murat Ağalday, 16 Ağustos 2007 tarihinde saat tam 21:29 iken şöyle buyurmuş:

    “Moleschino’nun yorum satırları düşünen insanlara ev sahipliği yapma gayretinde değil”
    “Kimse “Nolacak bu fenerin hali?” sorusuna tatmin edici cevaplar bir araya getirebilecek bir arama motorunun yapılmasını ümit etmenin bir sakıncası olduğunu düşünmüyor”

    “…. değil. …….. da değil …..olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. …..”
    Bu üslup üzerinde çalışıyorum. Biraz geliştirebilir , sistemli hale getirebilir ya da dinamiklerini oturtabilirsem kullanacağım/kullanılmasını tevik edeceğim . Adı da hazır : “Merenleme”
    :)

  49. mehmet, 16 Ağustos 2007 tarihinde saat tam 23:28 iken şöyle buyurmuş:

    off çok asabiymişsin yahu meren.

    ben nezih görünmeyi tercih edeceğim sanırım. (bu arada alaycı ve küçümseyici sıfatlarını dawkinsle ilgili cümle için söylediysen orada bi yere gizlenmiş alay falan yok. If I Weren’t an Atheist I’d Think Richard Dawkins Was God. isimli bir grup var dawkins hayranları için (benim de üyesi olduğum), canlarını sıkan konuları genelde sakin ve eğlenceli de ele alabilen insanların bulunduğu bi grup). onun dışında alay edeceksem satır arasına sıkıştırmam. bu kadar açıklamayı da yazdığın yazılar, çektiğin fotolardan bende biriken kredinden kullanıp yaptım. cevap vereceğim bişey yok ortada yoksa.

    bu arada satır arası demişken: “Kimileri de kendinden önce yazılmış her şeyi Moleschino’yu yansıtan bir mob olarak karşısına alır, onunla tartışır, böylesi daha kolay gelir çünkü.” iyiymiş…

    ben çok bağrış çağrış olduğunda konudan kopuyorum, söyleneni anlamıyorum. üniversite kantin muhabbetlerini de bundan sevmezdim. birisi coşar, bağıra çağıra masayı domine eder alanını belirler, sırayla herkese ağzının payını verir, ne dediğini anlamak yerine cümleleri düzeltir, senin fikrin olmamış, senin ayakkabın olmamış, o der ki bu der ki falan filan, konu kopar gider.

    dediğin doğru, kafam kaldırmıyosa basar giderim, ne işim var mekanında.

    Selamlar

  50. A. Murat Eren, 17 Ağustos 2007 tarihinde saat tam 00:17 iken şöyle buyurmuş:

    Merhaba,

    bu arada alaycı ve küçümseyici sıfatlarını dawkinsle ilgili cümle için söylediysen orada bi yere gizlenmiş alay falan yok.

    Hayır, bu cümle için söylemiştim: “Bu konudaki önyargılarınız ve heyecanınıza merhem olabilir diye ateist olduğumu belirterek başlayayım”. Bu cümle size yanıt verecek kişiyi de içine alan tatsız bir genelleme içeriyor. İnsanların ön yargılarını özgün fikirlerin önüne geçirmelerine kızıyorum. Size de bu yüzden kızdım, kızdığımı da yazdım işte. Bu ne sizin ağzınızın payını vermeye çalıştığımı ne de burasını kendi çöplüğüm sandığımı göstermeli.

    Genel olarak insanların ağzının payını vermek gibi bir amacım gerçekten yok; *amacı* insanlara ağızlarının payını vermeye çalışmak olan ağzının payını alır oturur çünkü. Bu da pek hoş değildir, zira genelde “bunlarla uğraşacak vaktim yok” serzenişleri getirir tartışmanın sonunu: az verimli, az keyifli. Ben insanların ortaya koydukları düşünceleri kendimce anlamaya çalışıp tartışıyorum işte. Onlardan da samimiyetle bunu yapmalarını beklerken bunu yapabileceği belli olanların kelime oyunları ile vakit kaybetmelerini hoş karşılamıyorum.

    Siz benim fotoğraflarımın, yazılarımın hürmetine açıklama yapıyorsunuz, bense fotoğrafları, yazıları olmayan bir anonime açıklama yapıyorum (kimin kime ne kadar saygı duyduğu ile ilgili bir gösterge belki de bu). Hem kimseye “kafan kaldırmıyorsa bas git” dediğim de yok..

    Selamlar.

Bir yorum bırakın, görüşlerinizi herkes öğrensin