Işık ve gölgenin efendisi, Caravaggio

Zafer Karkaç tarafından Sanat ile işaretlenerek gönderildi (21 June 2006)
“Belinde sallanan kılıcı, kendisini izleyen uşağı ile her an bir kavga ya da tartışmaya hazır bir şekilde kasıla kasıla yürüyerek bir davetten diğerine gidiyordu.”

xKuzeyli bir ressam olan ve o sıralarda Roma’da misafir olarak bulunan Van Mander’in Michelangelo Merisi Caravaggio’yu gördükten sonra yazdığı bir cümledir bu. Yaşadığı dönemde gücü ve dehası kabul edilmiş bir kişi. Kendisinin fazlaca farkında olan ve bunun sınırsız tatminini kimi zaman gösterişli tavırları, kavgacılığı ve serseriliği ile dışa vurmuş bir sanatçı.

Kimisi ondan “sanatçı kimliğinin” ilk abartılı ifadesi olarak bahseder.

Caravaggio Markizi Francesco Sforza’nın kâhyalığı yapan, mimarlık ve dekorasyon gibi işlerle uğraşan (anlayan) Fermo Merisi isimli bir baba ve Lucia Aratori isimli bir annenin muhtemelen en küçük çocuğudur Michelangelo. Ailenin diğer bütün çocukları büyük ihtimalle Milano’da doğmuş. Kesin olmamakla birlikte söylenen salgın hastalıktan kaçan ailenin Milan’a 30 km uzaklıktaki Caravaggio’ya yerleşmiş olduğudur.

Hareket ve macera dolu yaşamı, Milano yakınındaki ona ismini veren Caravaggio kasabasında başlamış. Eğitimini, çağının pek çok sanatçısının izlediği yollardan geçerek tamamlamış: 11 yaşında Simone Peterzano’nun yanına girmiş ve usta-çırak ilişkisi içerisinde yetişmiştir.

xDaha sonra, 1588- 1592 arasındaki bir tarihte Roma’ya gitmiştir. Bazılarının bahsettiği kadarıyla; Roma’ya geldiğinde beş parasız, “yarı çıplak”, kalacak yeri olmayan, yarı sefil bir haldedir. Birkaç ay sonra Papa VIII. Clement’in en iyi ressamlarından Giuseppe Cesari’nin yanında çalışmaya başlar. Bilinen ilk tablosu “Meyve Sepetli Oğlan”1 1593 tarihinde yapar. Tablosunda modellik yapan kişi, Roma’daki arkadaşlarından biridir. Bu 16 yaşındaki Sicilyalı Mario Minniti’dir. Ressam Prospero Orsi ve Mimar Onorio Longhi ile de önemli dostluklar kurmuştur bu dönemde.

Roma’ya geldikten birkaç yıl sonra 1594 yılında Cesari’nin yanından ayrılır. Kendi ayakları üzerinde durmaya başlamıştır artık. Roma bu dönemde “Karşıreform” hareketinin etkisiyle kilise tarafından sanata büyük önem verildiği canlı bir sanat merkeziydi.

Caravaggio’nun Roma’da bulunduğu sıralarda Rönesans’ın tüm etkilerini inceleme imkânı bulduğunu, antik kalıntıları, Michelangelo ve Raffaello gibi büyük ustaların eserlerini gördüğünü, incelediğini düşünmek sanırım yanlış olmaz. Ancak erken çalışmalarında daha çok Giorgione ile ifadesini bulan bir kuzey duyarlılığı söz konusudur ve Roma’daki ilk dönemlerinde de bu anlayışı sürdürmüştür.

xZamanla natürmort gerek dinsel gerek günlük hayattan sahneleri içeren erken dönem çalışmalarının ayrılmaz bir parçası olmuştur. 1596 (bazı kaynaklarda 1597) tarihli “Meyve Sepeti ” adlı resmi, bağımsız bir natürmort çalışması olarak batı resim sanatında bu alandaki erken örneklerden birisidir. Caravaggio’nun bilinen tek natürmort eseridir. Milano’da, Pinacoteca Ambrosiana’da bulunmuştur. Tablonun kardinal Borromeo tarafından satın alındığı veya kardinal del monte tarafından kütüphaneye bağışlandığı düşünülmektedir.

Bazı konuları farklı ele alışlarının yanı sıra Caravaggio, erken çalışmalarında bile üslupsal bir yenilenmenin ipuçlarını vermektedir. Resimler, tek bir kaynaktan gelen yoğun ışık kullanımı, nesnelerin dokularının sunumu konusundaki ustalık ve olayın doruk anının aktarımı ile barok özellikleri yansıtmaktadır. Onun dramatik etkiyi arttırıcı ışık kullanımı, tenebrizm* ya da Caravaggioculuk adı verilen bir yaklaşımın doğmasıyla sonuçlanacaktı. Figürler, koyu bir fon üzerinde sunulurken, yoğun bir ışık huzmesiyle aydınlatılan resimsel mekânda oluşan ışık-gölge karşıtlığı sonucu hacim kazanmaktadır. 1596-1600 arasına tarihlenen “Emmaus’da Yemek“, tenebrizmin izlenebildiği erken Caravaggio resimlerinden birisidir. 1600-1601 yıllarında yaptığı bu tablo İngiltere’de London National Gallery’de bulunmaktadır.

x
Caravaggio’nun en önemli özelliği o dönemde geçerli olan standart güzellik anlayışını göz ardı ederek insanı zorlayan, şok eden bir gerçeklikle resim yapmış olmasıdır.

Resimlerindeki doğal gerçeklik, Caravaggio’nun yaşadığı dönemde kazandığı şöhretin temel nedeni olmalıdır. Ancak gerek resimlerini ele alışındaki bu tutum, gerekse sanatçının skandallara yatkın kişiliği, şöhretinin etrafında pek çok tartışmanın yaşanmasına neden olmuştur.

Daha birçok şeyde olduğu gibi bazı sanat yapıtlarının tadına varılmasında, alışkanlıklarımızı ve önyargılarımızı aşmaktaki isteksizliğimizden daha büyük bir engel yoktur. Bildiğimiz bir konuyu alıştığımızdan farklı bir biçimde ortaya koyan düşünceler, yazılar hatta resimler tarih boyunca “doğru” olmadığı gibi gerekçe ile eleştirilmiştir.

“Bir öykünün sanatta canlandırılışını ne kadar sık görmüşsek, aynı konunun hep aynı örneğe uygun olarak betimlenmesi gerektiğine o kadar körü körüne bağlanırız. Kutsal konulara gelince, özellikle bu konularda duygular o doruk noktasındadır. Bilindiği gibi Kutsal Kitaplar, İsa’nın dış görüşüne ilişkin en ufak bir ip ucu vermezler. Ama Tanrı’nın bile insan biçimli hayal edilemeyeceği ve giderek, alıştığımız imgeleri ilk kez o sanatçıların yarattıkları bilindiği halde, birçokları hala, bu geleneksel biçimlerden uzaklaşmanın günah işlemek gibi bir şey olduğuna inanırlar.”

“Kocaman yürekli, devrimci” İtalyan ressamı Caravaggio, bir Roma kilisesinin sunak masasına konmak üzere kendisine sipariş edilen “Aziz Matta” tablosunu işte böyle farklı bir biçimde yorumluyor. Kendisinden istenen “şapkadan tavşan çıkarmak” gibi bir mucize. Oysa, onun gözünde Matta, bir tavşan yetiştiricisi ve asıl resmedilmesi gereken o.

xKutsal kitabın içeriğindekileri yeni bir bakış açısıyla yorumlama çabası bazılarına göre sadece kiliseyi bazılarına göre bir çok kimseyi kızdırdı. Skandal 1600 yılları dolayında etkinlik gösteren cesur ve devrimci İtalyan ressamı Caravaggio’nun etrafında koparıldı. Aziz, vahiyleri yazarken betimlenecek ve vahiylerin Tanrı’nın sözü olduğunu kanıtlamak için Aziz’in yanına esin perisi bir melek konulacaktı. Üstün bir hayalgücüne sahip ve uzlaşmasız bir genç olan Caravaggio, Aziz Matta’yı, hiç ummadığı bir anda kitap yazma durumunda kalan kalan yaşlı, yoksul bir emekçi, sıradan bir halk adamı olarak tasarlamaya çalıştı. Çalışması sonucunda, koca bir kitabı kabaca elinde tutmaya çalışan ve hiç alışık olmadığı her halinden belli yazma eylemi nedeniyle tedirginlikle alnını kırıştıran, ayakları çıplak ve kirli, başı kel bir Aziz Matta çizdi. Yanına da göklerden inip, öğretmenin küçük bir öğrenciye yaptığı gibi, azizin elini yumuşakça yöneten genç bir melek koydu.

Caravaggio tabloyu kiliseye teslim ettiğinde, halk bunu azize karşı yapılmış bir hakaret olarak saydı ve ortalık birbirine girdi. Tablo kilise tarafından geri çevrildi ve Caravaggio yeni bir çalışma yapmak zorunda kaldı. Solda gördüğünüz Aziz Matta ve Melek tablosunun ilk haliydi. Tablonun orijinalini 1815 yılında marki Giustiniani satın almış ve mirasçıları tarafından Berlin müzesine bağışlanmışsa da II. Dünya Savaşı sırasında ortadan kaybolmuştur.

xBaşına yeni bir bela gelmesini istemeyen sanatçı, melek veya azizlerin nasıl görünmeleri gerektiğiyle ilgili en geleneksel kalıp düşüncelere özenle bağlı kaldı. Kuşkusuz yine iyi bir tablo çıktı ortaya, çünkü Caravaggio tabloyu elinden geldiğince canlı ve ilginç kılmaya çalışmıştı. Ama buna rağmen, içimizde uyanan duygu bu ikinci tablonun, ilk tablodan daha az dürüst ve içten olduğudur. (Sağda)

Caravaggio, günümüzde kimilerine göre devrimci ruhlu, geleneklerin boyunduruğundan kendisini kurtarmaya çalışan, bir o kadar da kibirli ve asabi yaradılışlı düşünmeden bıçağını karşındakine saplayabilecek kadar da deli dolu biridir. Hayatı üzerine yazılmış eserleri okursanız, kısa süren yaşamının büyük bir kısmının fakirlik içinde geçtiği, hapishanelere girip çıkan, çoğu zaman kaçak olarak yaşayan bu arada yanında şehirden şehire sanatını taşıyan biri olduğu görülmektedir. Alışılagelmiş kalıpların dışına çıkarak azizleri bile sıradan birer insan gibi betimleyerek çığır açmıştır.

Caravaggio’nun Temmuz 1610 tarihinde Napoli’den Roma’ya doğru kaçak olarak çıktığı yolculuk son yolculuğu olur artık. Papa’dan bir af belgesi beklemektedir. Eline ulaşmayan belge yüzünden Papalık devletinin kıyılarına çıkmak tehlikeli olabilir düşüncesiyle Toskana garnizonuna ulaşır. Ancak burada tutuklanır. Tutuklanmasında bir yanlışlık yapılmıştır ve İspanyol askerler tarafından serbest bırakılır. Ancak kötü talih yakasını bırakmaz. Eşyaları ve yanında getirdiği düşünülen Vaftizci Yahya tablosu, beraber geldiği yelkenli ile birlikte ayrılmıştır karadan. Umudunu yitiren Caravaggio bazı kaynaklara göre yakalandığı ateşli bir hastalıktan, bazılarına göre Napoli’de karıştığı bir kavgada aldığı yaralardan ötürü veya bir diğer iddiaya göre de bir cinayet sonucu Porto Ercole’de karaya çıktıktan sonra 18 Temmuz 1610 yılında hayatını kaybeder ve aynı yere gömülür.

xCaravaggio’nun umutlarıyla beraber, eşyalarınıda götüren yelkenlide olduğu düşünülen Vaftizci Yahya tablosunun Borghese’de veya Vincenzo Bonello’nun koleksiyonunda bulunan tablolardan biri olduğu düşünülmektedir.

Caravaggio’nun ünü ölümünden sonra 1630 yıllara kadar devam eder. Ancak 18. yüzyıl unutulduğu dönemdir. 19. yüzyıla gelindiğinde tekrar hatırlanmaya başlar. Toplumsal beğeninin sürekli değişmesi sanatçı hakkındaki kararsızlığın yaygınlaşmasına sebep olmuştur. Bu yüzden hakkındaki belgeler ve biyografiler tutarlı ve kesin değildir. Caravaggio’ya duyulan ilginin artması sonucu ona ait olduğu şüpheli olan ve literatürde adı geçmeyen bazı eserler de ortaya çıkmıştır. Bilinen bazı eserlerinin akibeti bilinmemekle birlikte, bazılarından ise sadece kopyaları yoluyla bilgi sahibi olunmuştur. Roma’da Galleria Nazionale’de sergilenen Narcissus** ve yakın geçmişte restore edilen İsa’nın yakalanması*** da bunlar arasındadır. Bu tablolarla ilgili herhangi kayıt bulunmamasına rağmen teknik açıdan, ikonografik açıdan Caravaggio özellikleri taşıyan tablolar oldukları söyleniyor.

* Yukarıda eklediğim son resim Aziz Matta’nın Şehit Edilmesi adlı tablosuna aittir.
** Narcissus isimli tablo (1588-89)

*Tenebrizm, İtalyanca Tenebrismo (Latince tenebrae “koyuluk”) kelimesinden gelir. Batı resmindeki figüratif kompozisyonlarda, aydınlık ve karanlık alanların dramatik etkiyi artırmak amacıyla karşıtlık oluşturacak biçimde düzenlenmesi. Caravaggiocu resimlerde çok koyu bir fon üstünde verilen figürler, bir ışık demetiyle aydınlanır ve oluşan ışık-gölge karşıtlığı sonucu hacim kazanır. Bu teknik ilk kez İtalyan ressamı Caravaggio tarafından uygulanmış ve 17. yüzyıl başlarında ondan esinlenen birçok ressamca benimsenmiştir. Fransız Georges de La Tour, Flenenkli Gerrit van Honthorst ve Hendrik Terbrugghen, İspanyol Francisco de Zurbaran, Caravaggioculuğu resimlerinde ustaca uygulayan sanatçılardır.

'Işık ve gölgenin efendisi, Caravaggio' yazısına 15 tane yanıt gönderilmiş

RSS ile yorumları takip edebilirsiniz.

  1. Ali Işıngör, 23 June 2006 tarihinde saat tam 01:57 iken şöyle buyurmuş:

    Yazınızı görmemezlikten geldiğimi sanmayın.

    Sıkı bir yorum yazısı gelecek, onu kafamda döndürmekle meşgulum :)

    'Ali Işıngör' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (140 taneler).
  2. Zafer Karkac, 23 June 2006 tarihinde saat tam 09:50 iken şöyle buyurmuş:

    Merakla bekliyorum…

    'Zafer Karkac' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (5 taneler).
  3. Anonymous, 26 June 2006 tarihinde saat tam 15:08 iken şöyle buyurmuş:

    Daha yazmadan yorumun sıkı olduğuna nasıl karar verdiniz?

    Üstelik bakalım sıkı mı?
    Biz de merakla bekliyoruz.

    'Anonymous' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (55 taneler).
  4. Ali Işıngör, 27 June 2006 tarihinde saat tam 13:40 iken şöyle buyurmuş:

    Doğru…

    Siktir edin Caravaggio’yu! Çünkü insanda bir şey anlatacak heves de bırakmıyor bu “anonymous” ukâlalar!

    Benden paso.

    Şu koskoca yazılan yazıdan anladığınız, sorgulamaya değer bulduğunuz “tek şey”, altına yazılmış bir nottaki “sıkı” lafı mıdır?

    Ne olur, çıkıntılık yapmayıp da, biraz emek sarfedip, bir şeyler çiziktirseniz bize Caravaggio hakkında? Hani biz de öğrensek sizden bir şeyler? Mesela bize İtalya’da düzenlenen “İmkansız Sergi”yi aktarıp, Caravaggio için bir ülkenin cumhurbaşkanının neler yapabileceğini falan anlatsanız? Ufkumuz açılsa, içimiz acısa, şaşırsak, okuduktan sonra belleklerimizde Caravaggio’yu sevmek için bir neden daha olsa? Ne güzel olurdu değil mi “Sayın Anonymous”?

    Koskoca Caravaggio yazısının altına aldığımız yoruma bakın ya…

    'Ali Işıngör' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (140 taneler).
  5. Ali Işıngör, 25 August 2006 tarihinde saat tam 14:42 iken şöyle buyurmuş:

    Tutamadım kendimi ve verdiğim sözü tutmanın zamanı geldiğini düşündüm…

    "İmkânsız sergi" sanat çevrelerinde düzenlenmesi çok zor olan, eserleri dünyanın dört bir yanındaki müzelere ve kıskanç koleksiyonerlere dağılmış sanatçıların işlerinin iğneyle kuyu kazarcasına bir araya getirilip, ulusal bir sanat etkinliği şeklinde milyonların önüne çıkmasına deniyor. Zorluğu açısından ve yüzyılda bir kere yapılabilir falan olduğundan "imkansız" denir bu sergilere…

    İtalyan cumhurbaşkanı Oscar Luigi Scalfaro, İtalya Cumhuriyeti’nin altmışıncı kuruluş yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde böyle bir sergiyi düzenlemeye karar vermişti. 60′ıncı yıldönümü için belirlenen sanatçı Caravaggio’nun ta kendisidir!

    "İmkânsız Sergi" için İtalya Cumhurbaşkanı programını bile değiştirerek; İspanya, Fransa gibi müzelerinde Caravaggio resimleri bulunduran ülkelere gider. Bu ülkelerin liderlerinden ellerindeki tüm Caravaggio’ları ödünç olarak isteyen Scalfaro’nun bu dönemde attığı taklalar ve diplomatik girişimleri anlatmaya ne benim vaktim ne de dinlemeye sizin sabrınız yetmez…

    Bu muazzam serginin metinlerini ve altyazılarını yazma onuru ise Nobel Edebiyat ödüllü bir başka ünlü İtalyan tiyatrocuya, Dario Fo‘ya verilir. Sergi için dünyanın dört bir yanından toplanan eserleri sergilemek için içinde Caravaggio imzalı fresklerin de bulunduğu Castelnuovo Şatosu boşaltılır ve içi baştan aşağı yeniden dekore edilir. İzin alınamayan ya da yerinden taşınamayan eserlerse, dijital teknolojinin en yüksek çözünürlüklü ürünleri ve laser teknolojisi kullanılarak sergi alanında yeniden oluşturulur.

    Bu dönemde Caravaggio üzerine basılan kitaplardan, çekilen belgesellerden ise dilerseniz hiç bahsetmeyeyim. Sadece birazdan vereceğim örnek bile bir "İmkânsız Sergi"de sanatçıyı tanımak için ne kadar ileri gidilebileceğini anlatmaya yeter:

    Caravaggio’nun tablolarında birinde, bir kemanın altında bir solfej defteri durmaktadır. yüksek çözünürlüklü tarama ve spektometrik incelemeler sonrasında defterideki şarkının ne olduğu bile ortaya çıkarıldı! Ve etkinliklerde çalındı :)

    Meraklısı şuradan bakabilir:

    İtalyan devlet televizyonu Rai’in sergi için bastığı gazetenin PDF’i

    Serginin sitesi

    'Ali Işıngör' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (140 taneler).
  6. strawberygirl, 17 January 2007 tarihinde saat tam 17:07 iken şöyle buyurmuş:

    natürmort çalışmaları yapan ressamlar hakkında daha geniş bilgiler olabilirdi.ödevim var 19.01.07 ye olabilirse çok iyi olur ayrıca şimdiki bilgilerde güzell.

  7. afet, 31 January 2007 tarihinde saat tam 15:10 iken şöyle buyurmuş:

    Şu anda caravaggio ile çok ilgileniyorum..Resim kursuna gidiyorum.Gölge ışık oyunlarını ve resme nasıl derinlik kazandıracağımı öğrenme aşamasındayım.Hayatını okudum.Çok değerli bir ressam olduğunu öğrendim.Onun resimleri üzerinde çalışma yapıyorum.Sanattan anlamayan bir .insan hiç bir şeyden anlamaz.

  8. mustafa, 14 March 2007 tarihinde saat tam 15:42 iken şöyle buyurmuş:

    boktan

    'mustafa' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (4 taneler).
  9. Murat Ağalday, 14 March 2007 tarihinde saat tam 16:22 iken şöyle buyurmuş:

    Bakın Eren bey burada şüphe götürmeyen bir sanat tarihçisi var . Bu değerli tarihçi, dileğinizi karşılamak ve ağzınızın tadını korumak üzere dahil olmuş bile .

    'Murat Ağalday' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (106 taneler).
  10. A. Murat Eren, 14 March 2007 tarihinde saat tam 16:41 iken şöyle buyurmuş:

    Ne yazık ki efendim, bu değerlendirmeye alınabilecek bir örnek değil.

    'A. Murat Eren' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (154 taneler).
  11. CeZaNne, 29 May 2007 tarihinde saat tam 16:51 iken şöyle buyurmuş:

    Caravaggio, üstün ışık ölge oyunları, insanın ruhuna dokunan dramatik betimlemesi ile hayranlık uyandıran, malesef bir daha gelmeyecek büyük bir yetenek, benim de en sevdiğim ressamdır nacizane… Çoğu insan ukala, züppe bir hayat yaşamış olduğunu bilir ve söyler. Ama bütün bunların ötesinde trajik bir hayat yaşamıştır Caravaggio… Tüm züppeliğinin ve asiliğinin ardında büyük bir içe dönüklük, bunalım ve kalabalığın içinde yalnızlık duygusu vardır. 39 yıllık kısacık ömrü, küçük yaşta ustasının yanında çalışmakla, sonrasında içindeki bunalımları, duygularını ve belki de kendisini resim yoluyla anlatmaya çabalamakla ve ruhundaki bunalım ve dengesizlik yüzünden başına getirdikleri ile oradan oraya kaçmakla geçmiş, genç yaşında da sıtma hastalığına yenik düşmüştür. Tarzını beğenin ya da beğenmeyin, yaşamının ve değişik karakterinin insan zihninde merak uyandırdığı bir gerçektir. Kim ne derse desin, yaşamı, yeteneği, eserleri ve deliliğiyle o tam bir sanatçıdır. O benim en beğendiğim ressamdır…

  12. murat ışık, 11 June 2007 tarihinde saat tam 22:58 iken şöyle buyurmuş:

    dünyasına dünyasına aldırma sen dünyasına dünya benim denenin dün ğittik dünyasına hırslı olmusun kime ne allah istemedikten sonra toz alırsın ancak neler oluyor şu hayatta neler insan ğibi yaşamak istiyor bu nesil türkün türkten başka inan hiç dostu yok bunu böyle bilin ve hiç unutmayın kul hakkı yemeyin işçi işverene işverende işçiye muhtaç ama kul hakkı yeme işveren yeme bu dünyadada çekersin öbür dünyadada çıkar aheste aheste ama öyle bir çıkarki feleğin şaşar allah var allah unutma benim ğibi çalışkan demir başları usandırma işten haklıyım ama daha söylenecek çok şeyler var ama az söyleyim çok annayın rencır komando dünya malı dünyada kalır işçine verki allah bereketini arttırsın

    'murat ışık' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (2 taneler).
  13. murat ışık, 11 June 2007 tarihinde saat tam 23:01 iken şöyle buyurmuş:

    almancı kız arıyorum tercihen yurt dışıında yaşayanlar tercihimdir niyetim ciddi 0544 439 62 94 çalışkan hırslı mert karizmatik

    'murat ışık' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (2 taneler).
  14. tuğrul kanat, 19 July 2007 tarihinde saat tam 13:57 iken şöyle buyurmuş:

    Caravaggio’yu okuyor, araştıryor, seyrediyorum bu aralar… yazıyıda yorumu da (ali beyin ki) çok sağlam buldum. resim-ressam-akademi dünyasının bir kısım tablo ve kökenleri konusunda eco’nun Yorum, Aşırı Yorum’unda belirttiği ifrata kaçtıklarını düşünüyorum. İsanın Kaçırılışı tablosu ve hikayesi ilgimi çekti. fakat şunu da bilmek lazım ki içerisinde sanat-estetik-zevk olan ve arkasından gitmeye çalışan “delilerin” bulunduğu fenomenlerde bu tarz “kayıp” işler bulunur: *Ömer Hayyamın kayıp kitabı; *Öklid’in kayıp matematik kitabı; * caravaggionun kayıp resimleri gibi…

  15. yawww, 15 October 2007 tarihinde saat tam 13:18 iken şöyle buyurmuş:

    Ressamların eserleri dururken kişiliklerinin magazinselleştirilip anlatılmasına karşıyım. Adamın serseri asil veya yoksul olması ışık gölge ilişkisinde yoğunlaştırma etkisini yaratmasına ne engel nede artıran bir faktör. Bu aynı Hülya Avşarın selülitleri dururken filmlerine bakmak kadar saçma. Bir de meyve sepetli oğlan resmindeki harbiden oğlan insana eşcinselliğin sanatçı patentli olduğunu düşündürtüyor.

    'yawww' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (2 taneler).

Bir yorum bırakın, görüşlerinizi herkes öğrensin