“Biz yazarları diğer insanlardan ayıran tek fark, bizlerin bir şeyi yaşarken ona dair notlar almamızdır. Bu notlar bazen bir kitaba dönüşür…” (Okumaya Devam Et)
Kuzeyli bir ressam olan ve o sıralarda Roma’da misafir olarak bulunan Van Mander’in Michelangelo Merisi Caravaggio’yu gördükten sonra yazdığı bir cümledir bu. Yaşadığı dönemde gücü ve dehası kabul edilmiş bir kişi. Kendisinin fazlaca farkında olan ve bunun sınırsız tatminini kimi zaman gösterişli tavırları, kavgacılığı ve serseriliği ile dışa vurmuş bir sanatçı. (Okumaya Devam Et)
"İlkel" zamanlarda bir silaha sahip olmak yaşamın devamı için bir gereklilikti. Vahşi hayvanlara karşı kendilerini korumak için en ilkel silahlar "zorunlu olarak" üretilmiş oldu. Daha sonra, çağlar ilerledikçe insanoğlu elindeki silaha daha çok ısınmaya başladı. Onu kullanmada ustalaştı. (Okumaya Devam Et)
“Trevor Samsa, bunaltıcı rüyalardan uyandığı bir sabah, sol elinin sağ eline isyan edip “kendi kafasına” göre takılmaya karar verdiğini farketti. Doktorlar, tedavi için birkaç gün önce geçirdiği “callostomy” ameliyatının “yabancı el sendromu*”na yol açabileceği konusunda onu uyarmışlardı. Ameliyat öncesi ağır epilepsi hastası olan Trevor doğrusu, sol elinin kendisini boğmaya çalışacak kadar yabancılaşağını düşünmemişti. Evet, bunaltıcı rüyalar sandığı şey aslında gerçekti: gece sol eli, kendi sol eli, Trevor’u boğmaya yeltenmişti!” (Okumaya Devam Et)

