Edgar Allan Poe’nun tüm öykülerini severim. Hatta İngilizcesinden okuyamadığım için hiç hayıflanmadım. Çünkü hem Türkçe’de hem de Fransızca’da iki büyük ustanın çevirisi ile okuma şansım oldu (Okumaya Devam Et)
Bahar, doğanın (yeniden-)canlanışı demek, tam bir rönesans… Özellikle İstanbul’da baharın adımlarını ağaçlara bakarak izlemek ne güzel. Önce, özellikle Adalar’da, mimozalar haberini verir yaklaşan baharın. Hafta sonlarında Bostancı meydanında ellerinde sapsarı mimoza demetleri ile dolmuşlara ya da trene seğirten insanlar görünce kafanızı kaldırıp mevsimi algılama gereksinimi duyarsınız. Daha Şubat’tır oysa, havalar soğuk, günler kısa… Ama hayır, aslında bahar geliyor, kabuğunu kırmak üzere. Az kaldı… (Okumaya Devam Et)
Porno, şiddet ve futbol. Sanırım en çok “izlenen”, takip edilen, başı hafif eğerek, gizli saklı yapılan fakat itiraf edilemeyen üç olgu. Futbolu takip ediyor olmanın utanılacak bir eylem olduğunu düşünen, kendini entelektüel olarak tanımlayan kişilerin bu çekincesinin neden oluştuğu farklı bir yazının konusu. Ben şimdi, bu üçlü içinden “şiddet”i çekip, ön plana çıkarıyorum.“Gökyüzü Aşkı”nın ardından biraz sonra okuyacağınız tür bir yazıya maruz kaldığınız için rahatsız olabilirsiniz. O yüzden bu cümleyi, sonraki cümlelerde karşılaşacağınız ve büyük ihtimal sizi garip bir ruh haline sürükleyecek olan ifadelerin varlığı konusunda bir “Uyarı!” olarak kabul etmenizi istiyorum. (Okumaya Devam Et) Bu sitenin okuyucularına, hayatınızın belli bir aşamasında muhtemelen hırsızlık yapmayı düşünmüşsünüzdür desem, “sen de kimsin?”, “Moleschino’da ne işin var terbiyesiz adam” gibi tepkiler almam işten bile olmazdı. Peki, hiç bir başkasından aldığınız kitabı ver(e)mediğiniz oldu mu diye sorsam? (Okumaya Devam Et)

