Siber İtaatsizler İçin El Kitabı

Ali Işıngör tarafından Politika, Internet ile işaretlenerek gönderildi (7 December 2005)


Mehmet ismi lazım değil, hükümetin en önemli bakanlarından birine çok yakın çalışan bir devlet memuru… Bakan, medyada ve kamuoyunun gözünde çalışkanlığı ve dürüstlüğü ile sivrilen bir politikacı. Ancak Mehmet, Bakan Bey’in ihalelere fesat karıştırıp yüklü rüşvetler aldığını biliyor. Mehmet’in gönlünden geçen, bu soyguna bir son vermektir. Ama nasıl?

Mehmet, çoğu insanın yaptığını yaparak, ülkenin en büyük gazetesinin ünlü yazarlarından birinin yanında soluğu alır. Ünlü gazetecinin eli kolu bağlıdır: "Rüşvet verenler arasında gazetemin sahibi de var! Bunu nasıl yazabilirim ki?"

Mehmet şansını küçük ve yerel bir gazetede denemeye karar verir. Yerel gazeteci, Mehmet’in anlattıklarına inandığını ama hikâyede eksik olan parçaları bulması gerektiğini söyler.

Peki, ama nasıl? "Reporters Sans Frontiéres" yani Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, geleneksel medyanın sınırlarının bittiği yerde "blogların başladığını" ilan etti geçenlerde… Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün tüm dünyada dağıtılmak üzere yayınladığı son kitap, engellerle karşılaşan tüm okur ve gazetecilere nasıl blog sitesi açılacağını öğretiyor. Hem de tüm hile ve incelikleriyle…

Bu kitapçıkta neler mi var? 98 sayfalık bu kitapçıkta, mücadelelerini dünyanın dört bir yanında, İran’da, Nepal’de, Küba’da, Çin’de, ABD’de baskı altındaki "sanal gazeteci"lerin, bloglar üzerinden yürüttüğü mücadelenin parmak ısırtan hikâyeleri var. Bu blog sahiplerinin kimliklerini gizli tutmayı nasıl başardığı, ülkedeki tüm internet trafiğini kontrol altında tutan izleme sistemlerini nasıl atlattıkları anlatılıyor. Ve bu yöntemler herkese öğretiliyor.

Yukardaki örnekteki Mehmet’in bir blog sitesinde bildiklerini yazabilmesi için kimliğini "gizli tutması" şart… Aksi takdirde işinden olabileceği gibi, çeşitli baskılarla da karşılaşabilir. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün "Siber İtaatsizler ve Bloggerlar İçin El Kitabı" adını verdiği bu e-kitaba göre, Ahmet’in şunları yapması gerekiyor:

  1. İlk kural, Mehmet’in kimliğini açığa vermeyecek, mümkünse de yabancı bir dilde bir "nick name" yani takma ad bulması. Bu nickname ile Gmail, Yahoo gibi bir uluslararası servis sağlayıcıdan bir mail adresi almalı Mehmet. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Hushmail gibi sunucularında özgür yazılım ürünlerini kullanan ve mesajlarda kriptolamaya (2048 bit OpenPGP) izin veren servis sağlayıcıları tavsiye ediyor.
  2. İkinci kural, yayıncılığın kamuya açık bilgisayarlar aracılığıyla yapılması yönünde. Mehmet, kalabalık internet café, kütüphane ve üniversite bilgisayarlarını kullanmalı. Ve bunu yaparken de aynı mekânı iki-üç kereden fazla ziyaret etmemeye dikkat etmeli.
  3. Yüksek derecede anonimlik içeren proxy sunucuları ve Anonymizer gibi sistemlerin kullanımı "siber itaatsiz"lerin kimliklerini korumada yardımcı olabilir. Anonymizer gibi sistemlere erişim birçok hükümet tarafından engelleniyor. SSL destekleyen ve yüksek anonimlik sağlayan proxy sunucuların saat başı yenilenen listesine Samair gibi dizinler üzerinden erişebilirsiniz.
  4. Proxy sunucular kimi zaman güvenilmez olabilir. Bunun yerine dünyanın dört bir yanındaki insan hakları savunucularının kurdukları basit bir sistemi kullanmak çok daha güvenilir olabilir. Bu sistemin adı: "Circumventor". Bu sistem, güvenilirliği siber haklar savunucuları tarafından doğrulanan kişilerin bilgisayarlarının birer proxy sunucusu işlevini görmesine dayanıyor. Şöyle bir örnek verelim: Ülkeniz (Çin) internet üzerinde "özgürlük, demokrasi" gibi kelimeleri sık kullanan sitelere erişimi yasaklıyor olsun. Bilgisayarınız, başka bir ülkede yaşayan ve bilgisayarını "Circumventor" olarak kullanan bir diğer kullanıcı aracılığıyla tüm yasaklı sitelere erişebilir! İki bilgisayar arasındaki iletişim şifreli olduğundan, tamamen güvendesinizdir. "İnternetteki Çin Seddi" bu yöntemle aşıldı… Circumventor kullanmayı buradan öğrenebilirsiniz.
  5. Circumventor sisteminin zayıf yönü, yasaklı sitelere erişimi sağlayan bilgisayarın kapandığı anda yeni bir IP numarasına ihtiyaç duyması. Bu nedenle Circumventor’lara erişim kimi zaman zor olabiliyor. Circumventor’a benzeyen ama daha güvenli bir başka yöntem daha var. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü buna "Soğan Halkaları Yöntemi" diyor. Bu yöntemde bilgisayarınıza kuracağınız Tor yazılımları sizin, içeriğini görmek istediğiniz siteye 20 kadar farklı proxy sunucusundan geçerek ulaşmanızı sağlıyor. Basit bir şekilde şöyle anlatabiliriz. A noktası olduğunuz ve B noktasındaki intenete sitesine erişmek istediğinizi varsayalım. Tor sistemi sizin bu talebinizi C sunucusuna iletiyor. Aynı talep, tamamen raslantısal bir sırayla D, E, F, G, H… derken 20 kadar sunucudan geçerek varış noktasına yani B sitesine ulaşıyor. Ve aynı yolu izleyerek şifrelenmiş bir şekilde size geri dönüyor. Tıpkı bir soğanın halkaları gibi, her proxy sunucu sizin için ayrı bir güvenlik kuşağı, izinizi sürmek isteyenler içinse bir engele dönüşüyor. "Soğan Halkaları Yöntemi" internet hızınızı yavaşlatan ama bilgiye kesinlikle anonim bir şekilde ulaşmanızı sağlayan bir yöntem.
  6. Dünya çapında bloglar aracılığıyla "insan hakları mücadelesi"nin ve "yurttaş gazeteciliği"nin yaygınlaşması, yeni bir mecranın ortaya çıkmasına neden oldu: Invisiblog’lar… Invisiblog’lar yani bloggerların görünmediği blog sistemi, Mixmaster mail sistemi ve GPG (GNU PGP) şifreleme algoritmaları ile birlikte çalışıyor. Invisiblog’larda bloggerlar, yazılarını anonim bir şekilde bağlandıkları Mixmaster mail sistemi ile sitelerine geçiyorlar. Tıpkı Tor sisteminde olduğu gibi, şifrelenmiş bir şekilde 20 kadar mail sunucusundan geçen bu yazılar, iki saat ile iki gün arasında değişen bir "geciktirme" süreci sonrasında siteye giriyor. Bu gecikme, blog editörlerinin takibinin engellenmesini sağlıyor. Avustralya merkezli Invisiblog ve bir açık kaynak kodlu proje olan Mixmaster mail sistemi, bu yöntemin kalbini oluşturuyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, buna benzer pek çok yöntemin anlatıldığı son yayınında, sansüre karşı blogları salık veriyor. Eğer siz de bir "Siber İtaatsiz"seniz ve ifade özgürlüğünüzün üzerinde "sınırlar" olduğunu düşünüyorsanız hemen bir blog sitesi açın. Ve sansürden değil, yazamadıklarınızdan korkun…

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün blogger’lar için hazırladığı ve çok ilginç tavsiyeler veren el kitabını buradan indirebilirsiniz.

Not (10 Aralık): Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün e-kitabını indirebileceğiniz FTP adresi düzeltildi.

'Siber İtaatsizler İçin El Kitabı' yazısına 7 tane yanıt gönderilmiş

RSS ile yorumları takip edebilirsiniz.

  1. Selim Yörük, 7 December 2005 tarihinde saat tam 21:07 iken şöyle buyurmuş:

    Bu tekniklerin doğruları söylemek için yanıp tutuşan insanlar için önerildiğini pek tabi biliyoruz.

    Fakat bunun tam zıddını yapmak için şeytan boynuzlarını cilalayanlara da rehber olmuş olmuyor mu?

    Bu doğal bir sonuç sanırım.

    'Selim Yörük' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (4 taneler).
  2. Duygu Özpolat Eren, 7 December 2005 tarihinde saat tam 21:37 iken şöyle buyurmuş:

    Ben artık gazete ve dergi yerine bu yüzden blog okuyorum :)

    Editörlerin süzgecinden geçmeden, birinci elden deneyimler, fikirler gerçekler…

    Çok ilginç bir çağdayız, 10 yıl sonra işler nereye varmış olacak acaba?

    Umarım elektrikler kesilmez.

    'Duygu Özpolat Eren' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (25 taneler).
  3. Anonymous, 8 December 2005 tarihinde saat tam 11:32 iken şöyle buyurmuş:

    Çok acaip bir ikilem var… Selim Yörük’ün ‘ya kötüler…’ konulu tuhaf endişesini ters yüz edersek bu tekniklerin deşifre edilmesi, kullanılmasını zorlaştırmaz mı???

    İtaatsiz kimliğini açık tutarak pasif direniş gösteren kişileri (antik dünyadan bir karakterle özetlersek: Antigone) tanımlar, kimliğimizi gizlediğimizde acaba başka bir isim mi bulsak???

    Sınır Tanımayan Gazeteciler (Avrupa’da örgüt kurmanın sınırlarında kalmış budala örgüt profilinin güzel örneklerinden…) Neden indymedia ya da benzeri ağ örneklerini geliştirip ’siz haber ulaştırın, biz dünyaya yayalım… bizim dünyadan korkumuz yok, burjuva demokrasisinin özgürlüklerini kullanabiliyoruz’ demeyi tercih etmek yerine Çin’deki insanlara proxy kullanmayı öğretiyor acaba… Hayalgücü yoksunluğu, üşengeçlik ve oryantalizm falan olmasın bunun altında???

    Kılım 1. dünya ukalalığına sahip ‘beyaz’ örgütlerinin aptal kitaplarına… işte o kadar…

    'Anonymous' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (55 taneler).
  4. Anonymous, 8 December 2005 tarihinde saat tam 12:00 iken şöyle buyurmuş:

    Ben de 1. dünyanın her şeye muhalefet (obsesif paranoyak) cahil anonymous’larına kılım.

    'Anonymous' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (55 taneler).
  5. bikelime, 14 February 2007 tarihinde saat tam 05:27 iken şöyle buyurmuş:

    on yıl sonra kötüler elektriğimizi kesecek. o zaman da alternatif enerji kaynakları bulacağız kendimize… … böyle kötümcül bir senaryo yazılabilir, geliştirilebilir..

    ama şundan eminim ki; blog’lar hep özgür kalacak.. özgür edebiyatın, özgür haberin, özgün yorumların yaşatıldığı yerler olacak.

    yalnız belirtmeden geçemeyeceğim; google’ı büyük bir tehlike olarak görüyorum.. umarım bir sakatlık çıkarmazlar..

    'bikelime' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (7 taneler).
  6. Blogger’lara Ufak Notlar « Semih Saka, 17 August 2007 tarihinde saat tam 03:05 iken şöyle buyurmuş:

    […] Blogger’lara Ufak Notlar 17 Aug 2007 Blog yüzünden hapse girmek artık öyle pek de üstünde durulacak bir şey değil sanıyorum. Yani o kadar çok oluyor ki artık alıştık, bezdik, önemsemiyoruz. Daha önce şöyle demiştim: Hazır itaatsizler demişken; moleschino‘daki siber itaatsizler için el kitabı başlıklı yazıyı okumanızı öneririm. Pek tabii Sınır Tanımayan Gazeteciler‘in bloggerlar için hazırladığı “Bloggerlar ve Siber Muhalifler için El Kitabı” adlı e-kitabı edinip göz gezdirmenizi de öneririm. […]

  7. afsinbey, 22 June 2008 tarihinde saat tam 06:21 iken şöyle buyurmuş:

    Tüm bu önlemler ya da daha fazlası alınmalı ama önemli birşey daha var ki pek teknik sayılmaz, en azından IT tekniğine dahil edilmeyebilir.

    - Bir insanın sözleri, yazdıkları, kendini ifade ediş biçimi, kullandığı kelimeler, kullandığı kelimeleri ne yoğunlukta kullandığı, bir yöreye ait özel kelimeler kullanıp kullanmadığı ve bunlardan hangilerini kullandığı vs.vs. gibi kavramlar o insanı belli edebilir. Parametreleri çoğaltabiliriz fakat blog entry yazarken gizli kalmasını istiyorsak kişisel temaya da dikkat etmeliyiz sanırım.

    Yani Mehmet’in yakın olduğu bakan yazılanlara bakıp “ulan memo senden başka kediye püsük diyen adam mı var benim etrafımda ve bunları bilen ayrıca” diyerek Memo Can’ımızı yakabilemez mi yani ?

    Sözlük ; ( K.Maraş / Afşin Yereline Ait)
    - Püsük ; Kedi
    - Cölü ; Balık
    - Sarı Cölü ; Sarı Balık
    - Sarı Cölüm, Aslan Oğlum, Yaramazlık Yapma Canım Oğlum ; Bir annenin oğlunu sevme biçimi.
    - Olta ; Balık tutulan şey.
    - Tavada Kızartma ; Bakan Bey’in sarı cölü Memo’yu oltasına taktıktan sonraki eylemi.

    'afsinbey' kişisinin yaptığı diğer yorumlar (6 taneler).

Bir yorum bırakın, görüşlerinizi herkes öğrensin